Mezarsızlık

12.02.2018
Ali KADERCAN

Kafka’nın “Dönüşüm” kitabında kısa bir gezinti yaptıktan sonra - bir önceki yazımızda bunu tecrübede bulunmuştuk-  şimdi de kitap da özellikle babanın çocuk eğitimi üzerindeki etkisini anlamaya yönelik değerlendirmelerde bulunarak “baba”nın ‘ihya’ yerine ‘imha’ aracına nasıl dönüştüğünü, bir çocuğunun duygu dünyasında babanın neler yapabileceğini bizzat kahramanın kendisinden, kendi tespitlerinden anlamaya çalışalım.

 

Kafka babasıyla ciddi sorunları olan bir gençtir. Ne yaptıysa bu sorunları çözmeye güç yetirememiştir. Babası oğlunu anlamaya çalışmamaktadır. Ondan sadece para kazanmasını daha çok para kazanmasını istemektedir. Bu beklentisiyle baba, çocuğuna “bağlanamamış” baba örneğidir.

 

Hatta gecenin bir vakti bir dönüşüm yaşayarak böcekleşince, çalışamaz duruma gelince, baba oğlunun durumunu anlamak için sorular sorar. Bu sorular, durumu anlamaya yöneliktir ama Kafka’nın halini anlamaya yönelik sorular, sorulabilmiş değildir. O kadar sorudan, oğlunun içinde bulunduğu durumun niteliğine ilişkin bir hissiyat çıkaramamak ne ile açıklanabilir? Oğlunun başına büyük bir sıkıntı gelmiştir ve baba uzaktan sorularla olayı anlamaya çalışmaktadır. Oğlunu anlamak için ise bir tek soru sormamıştır. Üstelik bir baba, oğlu bir acının içinde kıvranırken sadece soru sormaz, oğlunun acısını paylaşır. Bu acıyı paylaşmak bağlanmayla ilgilidir. Burada oğluna bağlanamamış babanın “seyirci tavrı” dikkatimizi çeker.

 

Üstelik babanın sorduğu sorular olanı anlamaya yöneliktir. Daha çok başa gelenin ne olduğunu anlamak için sorulan sorulardır. Neden üzerinde durmamaktadır babanın soruları. Oğlunun neden böceğe dönüştüğünü baba soramamıştır.

 

Hatta dışarıdan biri gibi kalma durumunu baba, oğlunun anlam veremediği seslerinin çığlığa dönüşmesi karşısında da bozmaz. Birisinin sesi çığlığa dönüşmüşse müdahale artık kaçınılmazdır. Fakat baba kendi oğlunun sesinin çığlığı karşısında bile hala yerindedir. Çocuğunun yanında değildir.

 

Kafka’nın böylesi dramatik bir öykü yazmasının nedeni onun da içindeki huzursuzluğa, artık bir çıkış noktası bulmak istemesidir. Soru sorma sırasını babasından alarak gerçek sorunun, bağlanamamanın fark eden için ne demek olduğunu, böcek metaforuyla anlatmıştır.

 

Kafka’nın kahramanı Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesinden sonra da vücuduna hâkim olamaması baba ile oğul arasındaki uçurumun derinliğini göstermektedir. Böcek metaforu aynı zamanda bir hesaplaşma denemesidir. Babaya yaptığı şeyi göstermektir. Oğlun çabalamasıdır. “Baba bak! beni ne hale getirdin” çığlığıdır, ama baba duymamaktadır. Baba duyabilse yeni bir başlangıç için umut yeşerebilecektir. Fakat babanın duyarsızlığı oğlu daha da kırılgan hale getirmiştir. Her iki halde de evlat, anlaşılamamıştır. Böcek olmadan önceki haliyle de kendi hayatını yaşayamamaktadır, böcek olduktan sonra da kendi hayatını yaşayamamaktadır.

 

Baba için Gregor Samsa, böcek olmadan önce tahammül edilendi. Çünkü evin geçimini o sağlıyordu. Böcek olduktan sonra ise, işe yaramıyor durumuna getirildi. Ekonomik bir değeri kalmayınca gözden çıkarılması kolaylaştı. Tahammül edilmesine de gerek kalmadı.

 

Baba, oğlunun durumunda bir değişim gözlemlemeyince, artık çalışamayacak olduğuna kanaat getirince oğlunu elma yağmuruna tutar. Babanın elma atması önemlidir. Elma metaforu ilk günahın simgesidir. Elma “güzelden çıkaran” materyaldir. Baba kendi hayatından oğlunu elmayla çıkarmıştır.

 

Bu da yetmemiş oğluna bir mezar bile yaptırmamıştır. Hizmetçi kadının kullandığı faraşla çöp sepetine atılmıştır.

 

Çocuğuyla bağlanma konusunda kendi çabalamadığı gibi oğlunun çabalarına kayıtsız kalan baba, oğlunun ölümüne neden olarak ‘şeytanlaştığını’ göstermiş olur.

 

Kafka için baba ifadesi hep kötü hisleri çağrıştırmıştır. Baba kendini oğluna kapatarak resmi ilişkinin ötesine geçememiş, zor zamanlarında oğlunun yanında olmamıştır. Oğlunun bağlanma çabalarına da kayıtsız kalmıştır. O kadar ki oğlunun ölümüne sebep olan da babadır. Öyle ki bu baba, oğlunu kendisine, ailesine hatırlatacak bir mezarı bile çok görmüştür. Kafka babaya hasret bir hayat yaşadığı gibi mezara hasret bir ölü olarak da kendisi için kazılmış bir mezar aramaya devam eder. Ölmeden önce yazdığı “Dönüşüm” eseri, öldükten sonra söyleyemeyeceği mezar arayışını söylemek içindir aynı zamanda. Ya da her boş mezarın bize, çocuğunla bağlanmana önem ver! Mesajını taşıyabilmesi için Kafka’nın yaptığı bir atıftır. Buna göre her  “boş mezar”, bağlanmanı gözden geçir demektir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Süleyman bilge

15.02.2018

Makale yazınızı çok beğeni ve heyecan ile okudum.Babayıl o hale iten neden ne olabilir ki en kıymetli varlığı olan oğlunu bir meta gözüyle bakıyor.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye