Varlık Depremi / Bir Evin Yıkım Tarihi

03.02.2020
Mehmet Yavuz AY

Mehmet Yavuz AY / Varlık Depremi / Bir Evin Yıkım Tarihi

Dünya uğulduyor başım dönüyor.

Otuz yıl öncesine gidiyorum gözlerim nemli.

Çok insanın gıptayla baktığı villamızın, uzak ufukları gören taraçasında, diken üstünde otururken.

Bugün üzerime abanan dünyadan ne kadar farklıymış, kayıp giden sislerle kaplı geçmişin iman, neşe, uçarılık, heyecan dolu dünyası.

Üniversiteye gidemeyen kızların başını örtmesinin sessizlikle karşılanıp onaylandığı, okuyan kızlar için farklı bir tarifenin benimsendiği günlerden geldim.

Darbelerin önümüzü kestiği, başörtülü fakülte önlerinde bekletildiğimiz kara günlerden.

Kutlu Kitap’la tanışmıştım. Arkadaş çevrem değişmiş, yeni bir dünyaya yelken açmış gibiydim.

Ailem bile bendeki değişimi nasıl karşılayacağını bilememişti. Endişeli gözler, bulutlu yüzlerle bakmışlardı. Okuldan atılacağım korkusunu iliklerine dek duyuyorlardı.

Şimdi yapılması mümkün olmayacak “Elele Eylemi”ni gerçekleştirmiştik. Ülkemiz baştan başa  kılık kıyafet yasağını protesto etmek için yollara dökülen milyonlarca insanın “Elele” tutuşmasına şahitlik etmişti.

Yılmadık. Onurumuzla mücadele ettik. Heyecanlı, kararlı, sabırlıydık. Başımızı dik tuttuk. Ödünç sloganlar bile attık, şarkılar söyledik:

“Susma! Sustukça Sıra Sana Gelecek!”

“Başın Öne Eğilmesin! Aldırma Gönül Aldırma! Ağladığın Duyulmasın! Aldırma Gönül Aldırma!”

En çok içimi acıtan da, “Burası Türkiye, İsrail Değil!” demek zorunda kalışımızdı.

Başörtülü okuyamayan kız kardeşlerimiz, başta Avrupa olmak üzere dağıldılar yeryüzüne.

Okulu terk edenler, evlenip çoluk çocuğa karıştılar.

Kimi arkadaşlarımız bu yükü kaldıramadılar, acı ve utançla açtılar başlarını. Okuyabilmek için.

İş arayanlar, ikinci eşlik tarifesinde evlilik teklifleri aldılar dindar görünümlü adamlardan.

Yıllar sonra da olsa yarım kalan okul hayatını bitirmem mümkün oldu.

Dinimin gereklerini yerine getirebileceğim bir hayatım; sığınağım olacak  evim, ocağım olsun istedim. Evlendim, oldu…

Eşim, işlerini geliştirdi. Epey varlıklı bir aile olmuştuk.

Zamanla yasaklar kalktı. Mahrumiyet azaldı. Aramızdan ülkenin en zengin işadamları sınıfına girenler oldu.

Bir kız bir erkek iki çocuğumuz oldu. İyi, terbiyeli, nezaketli, bilinçli birer insan; Kitaba uygun Müslüman olsunlar istedim. Elimden geldiğince çırpındım. 

Varlık arttıkça hayatımız değişmeye başladı. Çevremizden uzaklaşmaya başladık. Şehrin en varlıklı insanlarının oturduğu semtlerden birinden villa aldı eşim, itirazlarıma rağmen.

Arkadaşlarımı arıyor, bir araya gelmeye gayret ediyordum ama fiziki uzaklık bağlarımızı zayıflatıyordu. Çocukların okulu ve arkadaş çevreleri de değişmişti.

Hepsinden öte eşimdeki değişim ve dönüşüm beni çokça tedirgin etmeye başlamıştı. Eleştiriye gözü kulağı gönlü kapalıydı. Para, araba, pahalı kıyafetler, lüks restoranlarla beni ikna etmeye çalışıyordu. Geçmiş günlerden bir namazı kalmıştı.

İşyerine gitmek hiç içimden gelmiyordu. Gördüklerim nasıl bir yıkım etkisi yaptı anlayamazsınız. İşlerinin içine haramlar karıştığını dehşet içinde gördüm.

“İnancımıza uygun bir hayatımız, sade bir evimiz olsun, haram yollarla kazandığın çok paramız olmasın” dedim. Kibirli bir edayla, “Devir değişti, yalan söylemeden, çalmadan, rüşvet vermeden iş olmuyor” sözleri döküldü dudaklarından ve devam etti: “Amaan hanım, geç bu sözleri. Senin hayatına gıptayla bakan milyonlar var. Zenginlikler hep başkalarında mı olacak, bizim neyimiz eksik.”

Fırtınanın şaşkınlığı biraz yatışınca çocukları çağırdım. Babalarının haram yollardan para kazandığını anlattım. “Amaan anne abartıyorsun” dediler.

Uzunca bir zaman ikna olmadılar. Yeni hayatlarından ve arkadaş çevrelerinden memnun gözüküyorlar. Hepimizi dünyevileştiren, dindar ve sade bir hayat yaşamaktan uzaklaştıran dalgalar arasında yitip gitme korkusu her yanımı sarıyor.

“Allah’a inanan ama korkmayan” biri haline geldi eşim... Tanıştığımız günlerin dindar, heyecanlı, inançları ve eylemlerinde tutarlı insanı değil artık.

Şimdi garip bir karışım var karşımda. Namaz kılan ve haram yollardan para edinen, sevdiğim o genç adama benzemeyen birisi.

Çocuklar, babalarının namazını değil, haramlarla sarmallanmış hayatını örnek aldılar. Kızım başını açmak istediğini söylüyor, oğlumuz yeni arkadaşlarının içkili partilerine gidiyor.

“Zenginlerin ilmihali farklıymış”, “Tanrı’ya fakirlerin  ihtiyacı varmış”…

Çocuklar, babalarının işlerine haram karıştığına ikna oldular ama elimin altından kayıp gidiyorlar.

Bugün, çocuklarımı uçurumun kıyısından almak için, sevgi, heyecan ve muhabbetle kurduğumuz ocağın sönmesine, kalenin yıkılmasına karar verdiğim gün. Hicret etmeliyiz. Boşanma davası açıyorum.

 

03.02.2020, Kardelen; Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar
Hüseyin Çınar

05.02.2020

Elinize, yüreğinize sağlık...
Abdullah Aydın

04.02.2020

Rabbim en zor olan, Varlığın imtihanıda bu durumlara düşmekten, sırat-ı müstakimden uzaklaşmaktan kendimizi ve ehlimizi muhafaza buyursun. Kaleminize sağlık, teşekkürler.
Hanefi Terzi

04.02.2020

Tam yaramıza alıştık,yaramızı sevmeye başladık derken o yaraya nasıl bir tuz bastın yandık üstadım. Eline,yüreğine sağlık Allah razı olsun.
Şahin ÖZDAŞ

04.02.2020

Kadim dostum muhterem M.Yavuz AY beyefendi kardeşimden güzel bir yazı. Kalemine, eline sağlık çokta müstefid olduk. Allah (cc) ecrini bol, ecelini uzun etsin inşaAllah... AEO.ES
BAHRİ ATEŞ

03.02.2020

Ne yaparsan yap asla aslını değiştiremezsin ama cennet yerine cehennemi boylarsın çünkü nefsine esir düştün ALLAH CCLİ TÜM ümmeti Muhammede yar ve yardımcısı olsun inşallah amin
Hidayet ÇELİK

03.02.2020

Özellikle son yıllarda hemen herkesin çevresinde tanıklık ettiği, yüzlerce yaşanan olaylardan bir örneği başarı ile hikayelendirmişsiniz. Yine son yıllarda, özellikle gençlerin ateizme ve deizme kaydıklarına dair gözlem ve araştırma sonuçları yayınlanmakta. Özellikle, sorgulamaya daha yatkın olan genç beyinlerin ataizme ve deizme kayışlarında çevrelerinde gözlemledikleri benzer onlarca olayın da katkısı yok mudur aceba? "Müslüman gençlik yetiştireceğiz" derken; nereden...nereyeee....!!!! Gerçekten beyinlere çakılan bir hikaye olmuş. Tebrik ederim...
Yusuf ÖZDAŞ

03.02.2020

Hep daha iyi bir hayatı tercih ettiğimiz için dünyevileştik. Vehm hastalığına yakalandık, huzuru hep madde de arar olduk, Herzaman bir üstümüzde ki elit insanları örnek aldık. Peygamberin buyruğuna kulak kabartmadik, kur'an'dan uzak durduk. Huzuru hep başka yerlerde aradık Kur'an'a kulak verse idik: Kad eflehel muminun ayetince hayatımızı ikame etse idik belki hiç böyle olayacaktik...!
Elif Yılmaz

03.02.2020

Haramlar, zehirli birer bal gibidir diyor ya hani Üstad Bediüzzaman. Gerçekten de öyle. O bal ki lezzeti baş döndürür, döne döne kendinden, hayatını şekillendiren değerlerden uzaklaştırda, çok ama çok değiştiğini asla idrak edemez insan. Rabbim bizleri hidayet üzere sabit kılsın inşallah.
Kıymet DOĞAN

03.02.2020

Yaşadığımız gerçekleri anlatan güzel bir yazı kaleminize sağlık
Erdoğan Dönmez

03.02.2020

O bahsedilen eşten olmaya başlamıştım. Zaman içinde bazı paralarımızı tahsil edememeye başladık (hala da çoğunu tahsil edemedik). Bugün dönüp bakıyorum da o günlere, belki tahsil edemeyişimin hayrını görmüşümdür. Eşimle hala evliyim ve hamd olsun mutlu bir hayatım var.
Nevin Karaaslan

03.02.2020

Icinde insanlik kalan azinliktan biri
Arif Yazıcı

03.02.2020

Güzel yazı
Ayten Durmuş

03.02.2020

Bunların hepsi yaşanmakta olan birer gerçek. Kurgu yok bu satırlarda, hepsi bizi kuşatan gerçekler ve ayrıca ifadesi çok zor olduğundan üstü örtülen niceleri... Bir yerde epeyce yanlışlıklar yaptık galiba...
Mahmut AY

03.02.2020

Teşekkürler
Hakkı kino

03.02.2020

Her kesimin ders çıkaracağı bir yazı eline sağlık ağabey dua ve muhabbetle
Mehdi eren

03.02.2020

Takdir ediyorum, isabetli bir karar;Allah hayırlı kapı açar inşallah
Sami ÖZ

03.02.2020

Allah cümlemize, bu depremleri yaşatmayacak akıl, fikir ve hidayet versin.
Kemal Mete

03.02.2020

“En büyük cihat, kişinin nefsiyle yaptığı mücadeledir “ diyen Resul ne doğru söylemiş
Yavuz Yıldar

03.02.2020

Üstad; ir an bir müminenin hayat hikayesi sandım, Çok akıcı ve etkileyici olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık
Saadettin AYDIN

03.02.2020

“Ne başını sağa sola çeviriyorsun ey sâlik. Bu anlatılan senin öykün” Yüreğine sağlık Mehmet Yavuz Ay.
Yahya ÖZTÜRK

03.02.2020

Yazı gerçek bir hayat hikayesi mi diye sormayacağım.Çünkü halimiz ortada. Cenab-ı Hakk hayat-ı dünyevi de hayatı kayanlardan etmesin bizleri.Amin....
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ