20 Ekim 2019 Pazar •

Küçük Kıyametlerden Büyük Kıyamete

28.09.2019
Mehmet Yavuz AY

Küçük Kıyametlerden Büyük Kıyamete    / Mehmet Yavuz AY

Küçük Kıyametlerden Büyük Kıyamete

Tarih arşiv deposuna dönüştü. Roman, tiyatro, sinema, belgesel türleri için dolgu malzemesine.

İlahî kitap da modern insanın derin içboşluğunda anlamsızlığa mahkûm hale geldi. Dil, akıl ve kalp ortaklığını, bütünlüğünü kaybetti. Parçacı yaklaşımla gözden geçirilen sayfalar oldular.

Dil hem okur hem konuşur. Akıl mânalandırır, hakikati bulduğunda teslim olur. Kalp öğüt alır. Ne ki, anlamsız derinlikler içinde dil-akıl-kalp kendini kaybeder. Tutkular, hevesler at koşturur.

Her gün yanımızda yöremizde küçük kıyametler kopsa da oyun oynayanlar istiflerini bozmuyorlar.

Geçmiş ışıksız bir dehliz, gelecek muamma. Elde var ‘an’ı yaşamak’. “Gelecek ve akıbet konusunda kaygı yok.”

Yüce Yaratıcının insana verdiği her nimet ve güzellik; bitimsiz çatışmaların, günahın, sapkınlığın, kul hakkı yemenin, sınırları çiğnemenin adeta nesnesi…

Derin içboşluğa pike yapmak an’ı yaşayan insanın taşkınlık serüvenlerinin kulvarı gibi.

 “Taşkınlık ve sorumluluk kabiliyeti” verilen insanların çoğu neden Yüce Yaratıcı’ya karşıdır?

İnsana verilen ne varsa gayrimeşru eylemlerin aracı haline niye gelir?

Göz kulak, el ayak, kadınlık erkeklik, varoluşun kabul gören fonksiyonlarının niçin dışına çıkar?

Nimetler, kalp katılığını ve şımarıklığı nasıl artırır?

Fizik ve metafizik bağlamında insana sevgi ve meşru tatmin yolları gösterilmemiş midir?

Seküler ve dindar hayatlar modern zamanlarda hiç olmadığı kadar iç içe girdi.

Hakikatin ne olduğu, insanın serüveninin hangi anlamları taşıdığı bilinir bir olgu iken; dağların ardında kalmış bir sese, kokuya, hasrete dönüştü.

Çaresizliğin köpüğü hakikatin üstünü örttü. Anlık duygulanımların esintisi en çok iki damla gözyaşı…

Hayatı duygusuz, uğultulu, karmaşık, bedenlerin ve eşyanın gölgesinde karartan biz değil miyiz?

İnsanların çoğu “Âlemleri Allah yarattı” dese de Yüce Yaratıcıya ilişkin tasavvurlar belirsiz ve tanımsız. Edilgen bir Tanrı inancı yaygınlaşıyor. İnanıyorum diyenler gerçekten neye inanıyorlar?

Kutlu Kitap, hayatı tanımlayan nirengi noktası olmaktan çıkarılmış.

Peygamber, insanın her yönünü dikkate alan öğretmen, birleştirici bir rahmet elçisi olmaktan uzaklaştırılmış.

Günler: Ruhunu ıssız çöllere terk etmiş, organlarının emrine girmiş seküler ya da dindar yeni insan tipinin devinimlerine şahitlik ediyor.

Neredeyse bütün insanlık, kendini dünya ile sınırlamış görünüyor.

İnançsızlık nasıl büyük felaketse neye inandığını bilmemek, inancın yön vermediği eylemlerin faili olmak da bir o kadar acı ve utanç vericidir.

İnsanın hikâyesinin henüz şahit olunamayan yanı ölüm ötesi. Bunun dışında her şey açık ve berrak.

Söz, katılaşmış zırhlanmış kalplere nüfuz edemiyor.

Evet… Ölmek için doğuyoruz. İyiliğe ve kötülüğe açık donanımla. Kimisinin değersizleştirdiği, kimisinin putlaştırdığı  akılla sorumlu hale geliyoruz.

“İnanmak ve yaşamak” modern zamanları kaplamıyor. İkili bir düşünce ve hayat biçimi zihinleri işgal ediyor.

İlkeli olmak ağır geliyor insana ve bunu çok az insan başarıyor. “Bedeli büyük olsa da cennetin yanında nedir ki?” diyebilene ne mutlu.

İlahî mesajların yön vermediği bir dünyadayız. Doğuyor, büyüyor ama sonunda ölüyoruz. Hükmetmenin şehvetine kapılan kalp öğüt almıyor, akıl hakikate teslim olmuyor, dil kurşun gibi kelimeler savuruyor: “Özgür ve mutlu yaşam için”…

Ömür kum saatinin taneleri gibi anbean eksiliyor. Göz sınırsız bakıyor, kulak sınırsız işitiyor. Bedensel tutkular sarıyor dört yanı. Ölümler, acılar, zulümler işaret fişeği değil artık.

Helâlden harama kaçış çağı. İnsanın, Evrenin Efendisinden kopup Şeytan’a koşuşturduğu zamanlar. Korkunun ibresi Allah’a değil azgın tiranların korku düzenlerine itaate dönük.

İnsan olmanın ve insan kalmanın yolları belli. Akılla çıkılan yolda heybene imanı, merhameti, adaleti, erdemi, hasılı değerleri yükle! Yalnızlık ürkütmesin seni! Tek kişilik ordu ol! Kötülüğe yenilmiş yığınlarda kaybolma! Yığınlar yiter gider İbrahimler kalır geride!

Zor, bel büker ama insanı yüceltir. Sınandığın sınanmadığın günahlara karşı gücün yettiğince  hazır ol. Kalbini, aklını, dilini, gözünü, kulağını dezenfekte et. Modern zamanların arsız oburluğuna topyekûn perhizle karşı koy. Şeytanı en büyük düşmanın bil. Hazırsan büyük kıyametten korkma! Hayatta tek hedefin Cennet’e ulaşmak olsun!

“Her zorlukla beraber kolaylık vardır.”

28.09.2019, Kardelen / Ankara

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Aziz Karaman

02.10.2019

Güzel istifade edilmesi gereken bir yazı. Hayatta tek hedefin Cennet'e ulaşmak olsun!
Furkan AY

01.10.2019

"...Kalbini, aklını, dilini, gözünü, kulağını dezenfekte et. ..." Cennete ulaşmak için yazılan reçetenin ilk başta uygulanması gereken kurallarından birisi... Ellerine sağlık.
Metin Artut

29.09.2019

Teşekkürler...
Hidayet Çelik

29.09.2019

Her cümlesine katılıyorum. Bu tesbitler son yıllarda hızla artış halinde diye düşünüyorum. Bunun nedenini düşündüğümde birçok faktör aklıma gelse de, sanırım en önde geleni topluma rol model olan kişilerin (yöneticiler, din adamları... v. b.) söyledikleri ile yaptıkları(yaşam biçimleri) arasındaki büyük çelişkiler diye düşünüyorum. Allah her anımızı "şu an ölüm döşeğinde olsam bu yaptığımdan pişmanlık duyar mı idim acaba" diye sorgulayarak yaşamamızı nasip etsin inşallah... Tüm bunları yeniden düşündüren yazınız için de teşekkür ediyorum... Selamlar
Ömer Çolak

29.09.2019

Hayatta tek hedefin Allah’ın (c.c) rızası olmalı inşallah. Güzel yazı insanlığın durumunu anlatmış.
Aydın Yalçın

28.09.2019

Teşekkürler çok güzel bir yazı
Faruk Altuntaş

28.09.2019

Bunlar çok doğru tespitler,son 15 senede Türkiyenin geldiği nokta bu malesef
Tahsin Gaffaroğlu

28.09.2019

"İlkeli olmak" Ne dersiniz, karşılık bulur mu yaşadığımız çağda?
Sami ÖZ

28.09.2019

Gerçeğin aynası olan değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim üstadım.
Mahmut AY

28.09.2019

Mükemmel
Mehmet Doruk

28.09.2019

Hayırlı sabahlar Rabbim sağlık sıhhat huzur versin inşallah
Nuray Taş

28.09.2019

Tebrik ediyorum
Gülsüm Topal

28.09.2019

Teşekkür ederim
Ahmet N.Boynuegri

28.09.2019

Çok zor bir tarihî kırılma döneminden geçiyoruz diye düşünüyorum. Allah bizleri ve nesillerimizi muhafaza eylesin. Emeğine sağlık değerli kardeşim.
Yahya ÖZTÜRK

28.09.2019

Harika. Tebrikler.
Hüseyin Çolak

28.09.2019

Allah ı sevmenin mutlu yanı, elleriniz dert görmesin
Mehmet Yıldız

28.09.2019

Eline,gönlüne sağlık. Selamlar.
Dürümiye / Lezzete Davetiye