19 Ekim 2019 Cumartesi •

ZARARSIZ YAZILAR-4 ya da FARKLI BAKMAK

22.02.2019
Mehmet Ali ÖNER

Siyaseti kendi iç ve dış dinamikleri üretmiyor mu? Sadece bu soruyla yetinsek, uzun uzun yazmaya gerek kalmaz gibi, saki..

Devam edelim:

90’larda Balkanlar için yürüttüğümüz sivil etkinlikler, (Bunca yangına rağmen ) bugün kendi hinterlandımız, coğrafyamız için yok denecek kadar az.!  Misal, Doğu konferansları vs. neredeler ki?

Demek ki, meşgalemiz çok..İşimiz çok, vakit ayıramıyoruz vs.

Hakan Albayrağın kulaklarını çınlatmakla yetiniyorum, bu konuda.

Bu ülkede devlet de deniz de bol! Yasa da bol, yasal boşluklar da.. Yazan,çizen ve konuşan da çok. Misal; Mustafa Kutlu; ‘Yargı Bağımsızlığı Üzerine Tezler’ adlı yazısında siyasetçilere ‘seçilmiş krallar ‘dediydi. (Radaikal- 2007)  Ben de “ Sahi, seçilmişlerden kral olur mu ki, ya da atan/dırıl/mışlardan demokrat! Sayın Yargıç; Roma’daki kadar demokrasiyi bari çok görmeyin, bu fakir millete..” demiştim!

Siyasette tecrübeleri olan ama, tarafı olmadıklarında süper tahliller yapan (kim olduklarını unuttuğum) iki arkadaş  ilginç bir siyasi analiz yapmışlardı, o zamanlar. Demişlerdi ki; “Partiler , çok ortaklı şirketlere benzer. Kuruluşta küçük sermayedarlarla yola çıkılır, şirket kazanımlar elde etmeye başlayınca büyük sermaye sahipleri ile yola devam edilir..”  Ben de  ‘Kebabı başka yerde yerler, gazını bizimle çıkarırlar ’ demiştim.. Öyle bir şey mi yani, siyaset.

Bir zamanlar Hürriyet (14 ocak 2007) ” Üç toynaklı atı gören yaradılışçılar kuduracak “ şeklinde haber yapmıştı. O haberde gazete,  Allah’ın kullarına ve inananlara adeta meydan okuyordu.Hürriyet, davranışını böyle dile getiriyor, kendince doğru da yapıyordu! (Nereden nereye..)

Davranışlar insanı ele verir. En çok ta ‘Davranış’ üzerine rol yapanlar ve ahkam kesenlerin halleri açık verir. Neden? Çünkü, hareket halinde ve kurgu peşindedirler de ondan..

Rol yapmayan, çıkılan yolda kurgu yerine ‘bilgi’ deruhte edenler ise; daima sağlıklı başarılara imza atmışlardır. Biz onlara ‘Kendisi Olanlar’ deriz. Pozitif ve üretkendir onlar.

Yerelde buna en iyi örnek; rahmetli Uğur Boran’dır. Bilenler bilir. Denizli Milli Eğitim Şube müdürüydü..

O hiçbir zaman Konservatif olmadı, daima üretken ve radikaldi.

Devlet memuru olmasına rağmen..

Toparlarsak;

Aslından olup bitenler evrensel bakışımızın yerele, bize yansımalarıdır.

Bir de yerel bakışmızı, küresel fırtınalara anlatabilsek!!

Hatemi Hocam çırpınıyor ”Evrensel Ahlâk ve Tabiî Hukuk” diye. Ama duyan yok! Ben buna ekleme yapıyorum, /şiirsel adalet/ deyimi ile. Ne demek şiirsel adalet; insan demek, biz demek, dayatma yerine anlatma, yol gösterme demek. Kurgu yerine, bulgu, bilgi üretmek.. İnsanları yanıltmak için çaba göstermek yerine; algıları  diplomatik davranışa dönüştürmek gibi bir erdemli yol bulamaz mıyız?

Rabbinin dediği gibi olmak çok mu zor?

Hüküm vermeden yazmak zor iş, kabul ediyorum. En iyisi ben yine fotoğraf çekme işine geri döneyim, orada sadelik ve yalınlık hakim, hala..

Mesela, şehrin köşe başlarında şırıl şırıl akan çeşmelerini, her yüz metrede bir bulunan güzelim bahçelerde ve banklarda oturan amcalarımızı çekmeliyim.

Tertemiz havalarda, elinde balonla annesiyle gezintiye çıkan çocukları..

Ortasından dereler akan , içinden tramvay geçen caddeleri..

Ve birbirine selam veren insanların resmini çekmeliyim.

Bunlar, hayal mi diyorsunuz?

Evet, hayal..Ata binmek, kuşlarla konuşmak, toprakla uğraşmak, yardımlaşmak, günde en az yüz kere selam alıp-vermek..Hayalse de, güzel bir hayal bence.

 

Bizim çocuklar “ yazıların sonunda verdiğin mesajlar hoşumuza gidiyor” derlerdi.. Ne yapayım içimden gelen bunlar. Bile isteye olmuyor!

Oysa ben de çok istiyor ve seviyorum; hep birlikte bu toprakların ürettiği derin ve serin türküleri, dağlarda avazımız çıktığı kadar çığırmayı ..

Misal, ‘Bende gülemedim yalan dünyada..’

‘Unutursun mihriban’..

’Dağlar seni delik deşik ederim’ vb. türkülerini dillendirsek..

Ne diyem, ah minel aşk!!

 

Mehmet Ali Öner

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye