15 Aralık 2019 Pazar •

MEDENİYAD HİKAYELERİ

26.11.2019
Mehmet Ali ÖNER

MEDENİYAD HİKAYELERİ / Mehmet Ali ÖNER

2014 sonlarıydı, geçmiş zaman..

Küçük mücahidim bana bir fular almıştı, nefis desenleri vardı. Hiç çıkarmıyorum boynumdan. Sokaklarda rüzgar estirdiğimiz günlerdi. Gençlerle sohbetler yapıyoruz, projeler üretiyoruz. Medeniyad’ı kuralı henüz bir sene olmuştu. Günlerimiz dolu dizgin geçiyordu. Medeniyad her alanda çok güzel şeyler yapıyordu. Şiir geceleri, Çınar’da ümmet coğrafyasında olup bitenlere karşı toplantılar, sessiz yürüyüşler, basın bildirileri düzenliyorduk. Denizli tarihinde ilk defa bir tır Çınar meydanında boy gösterdi ve halkın da katılımıyla, dualarla o tırı yola çıkardık.

* * *

Günler böyle geçip gidiyorken, Bursa’ya yolumuz düştü. İnsan hakları üzerine  seminer vesilesiyle genç hukukçu bir kardeşimizle  yola çıktık. Seminer bitiminde,  Gökdere Medresesi” önünde uzun zamandır görmediğim Nedim Abi ve Metin Önal Mengüşoğlu abimizle hasret giderdik. Geceydi ve vakit hayli ilerlemişti. Ama bu hasret giderme biraz enterasan oldu! Metin abi, bana “Denizli’de bir avukat olacaktı, Mehmet Ali, sahi neler yapıyor, görüyor musunuz..” dedi.. Abiii, benim işte O, dedim.. Tekrar sarmaştık, kucaklaştık..Duygusal anlar yaşadık,haliyle..

* * *

Seminerin ertesi günü Bursa’yı gezelim, dedik. Hem hatıraları yad etmek hem de Kozahan’da bir dostu görmek için.. Bilenler bilir, Kozahan Kitabevi, Bursa’nın ve bizim gibi dışarıdan Bursa’ya gelenlerin uğrak yeridir. Kitabevi sahibi Aziz abi kırk yıllık dostumuz, O’nunla sohbet ettik. Müslümanların hallerini konuştuk her zamanki gibi ve vedalaştık.

* * *

Benim aklım fularda . Bendeki fuların bir benzerini bulmam lazım, hediye olanı muhafaza için! Kozahan’ın ipekçiler çarşısında bakınıyoruz. Şöyle hallice bir dükkana girdik. Sahibi sanki İstanbul’lu bir beyefendi. Narin, nayif ve insana güven veren bir dili var.

Koza handa sadece ipek bulunmaz…Hatta ipekten güzel esnafları vardır..Sattığı kaşkol size yakışmamışsa  “yok bu olmadı” der . Bizimkisi de öyle yaptı, bize yakışanı bulasıya kadar uğraştı..

Sonra, sizinle ilgilenir. Çay ısmarlar..

-Yabancısınız galiba, nereden geldiniz, dedi ipekçi.

Denizli’den geldik, gelmişken birer fular alalım dedik.

Sohbet bu minvalde ilerlerken, orada bulunan (sanırım dükkan sahibinin yakını idi) orta yaşlı bir hanfendi (kelimenin tam anlamıyla hanfendi birlikte olduğumuz genç hukukçuyu işaret ederek; “yanınızdaki oğlunuz mu “dedi.

Hayır,dedim. 

Devam etti , “damadınız mı ” dedi..

Ben de O’na,  ‘Olsa kızım, kaçırmazdım elbette’ dedim!

Hanfendi; ” Maşallah, pek de nayif ..” diye bitirdi sohbeti…

***

Bu hadiseden sonra, bunca yabancılaşmaya rağmen, iyilerin olduğu bir dünyada yaşadığımıza dair inancım tekrar nüksetti ve anadolu irfanı denilen şey bu olsa gerek,diye düşündüm sonra..

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ