19 Kasım 2019 Salı •

M E R H A B A

25.08.2019
Mehmet Ali ÖNER

Her gün her şeyi durmadan tüketiyoruz.

Aşklarımızı, arzularımızı, hayallerimizi..

Ve eskitiyoruz.

Eskimeyen yenilerimiz vardı bizim.

Hayallerimiz, adetlerimiz. .

Her dem elimizin altında olan,  alışkanlıklarımız davranışlarımız..

Eşyaların bile dili vardı eskiden.

Duvarların, resimlerin, kapıların, çeşmelerin, camilerin, köprülerin. .

Pulluğun, sabanın..Yavukluya verilen mendilin, çorabın, kınanın.

Hasılı her şeyin bir dili vardı eskiden.

Dilini kaybetmiş bir topluluk elbette her şeyini kaybeder.

En önemlisi merhabalarımız vardı bizim.

Mektup yazardık birbirimize.

“…Ne kadar küçük şeyler için ağlardık…

Bir tutam saç, bir oyuncak araba, bir bebek…

Şimdi büyüdük…

Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri…

Ölümler flaslar, savaşlar…

Şimdi daha mı güçlüyüz? Yoksa daha mı alışkın.!?

Hayatı öğrenmek, alışmak mı acaba?

Yoksa eskimeyen birşeyler mi var bu satırların arasına sıkışan?

Mesela “hayırlı günler” gibisinden…

Hayırlı günler üstad!!!

Selam ederim!!

Ve dahi dua dua isterim! Değil mi ki dua bir kul, dua birgül..

Şimdi bunların yerine; İmajları olan, ruhları kayıp-özsüz eşyalar edindik.” dedi bir dost..

Ve ben de O’na cevap verdim: “Atlar dost, arabalar imaj..!”

Asırlık düşünmekten vazgeçtik..

Bizi sadece ertesi günü düşünmeye zorlayan bir dünyada yaşıyoruz.

Eskimeyen yenileri üretebilenlerin ayakta kalabileceğine dair inancımızı muhafaza etmek istiyoruz.

Yorum Ekle
Yorumlar
Agende-guş

04.10.2019

Her an her bir nefesi yeniden tüketiyoruz İnancımızı, şiirimizi, heybemizdekileri... Ve borçlanıyoruz! Yüreğimizde izi kalmış kavgalara Eskiyen ve eskidikçe çoğalan bir kaç nefes daha Tutuyor yitirilen imanımızdan Ve karıştırıyor bizi Beklenen ve beklendikçe özlenen o kelâma
Devrim

29.08.2019

İçenlikli ve samimi
Dürümiye / Lezzete Davetiye