Süleyman Arslantaş / Kuzey Irak Referandumu Tartışmaları
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Kuzey Irak Referandumu Tartışmaları

19.09.2017
Süleyman Arslantaş

İktibas Dergisinin Temmuz 1992. Sayısında yazdığım bir makalenin başlığı: “Yeni Dünya Düzeni Ortadoğu’ya Barış mı, Yoksa İsrail’e Kardeş mi Getirir” idi.. Aradan 25 yıl geçti. Irak işgal edildi, İslam coğrafyasının bağrına “Arap Baharı” tahmil edildi. Libya, Yemen bitirildi. Suriye, külleri üzerinde ayakta durmaya çalışıyor. Eh ne de olsa içerisinde kadim şehir Şam var.. Tıpkı Türkye’de İstanbul, Irak’ta Bağdat’ın bulunduğu gibi. Dünyanın dengesi önemli ölçüde 1989 Varşova Paktı’nın dağılmasıyla bozuldu. Onu Sovyetler Birliği’nin dağılması izledi (26 Aralık 1991) Zaten Sovyetler dağılmadan ABD ve Müttefik güçler 17 Ocak 1991’de Irak’ı vurdular. Körfez Harekatı denilen harekatta Irak fiilen 3’e bölündü. Erbil merkezli Kuzey Irak, Bağdat merkezli, çoğunluğunu Sünni Arapların oluşturduğu Irak ve Basra merkezli, çoğunluğunu Şii Arapların oluşturduğu Güney Irak. Türkiye bu yapılanmayı tanımamak için Mayıs 2011’e kadar direndi. Ancak dönemin başbakanı Erdoğan Mayıs 2011’de Bağdat, Necef ve Erbil’i ziyaret ederek bir bakıma bu parçalanmışlığı bölgenin en güçlü ülkesi olması hasebiyle onaylamış oldu. Hatırlanacağı üzere İsrail’i de ilk tanıyan bölge ülkesi Türkiye olmuştu. Türkiye İsrail’i 29 Mart 1949’da Başbakan Şemsettin Günaltay zamanında tanıdı. 1 Nisan 1949’da bu karar resmi gazetede yayınlandı. Ve İsrail, bundan sonra meşruiyet kazandı. Şunu demek istiyorum; aslında bugün Türkiye’nin referandum karşıtı ifadeleri tutarsızdır. Zira Mayıs 2011’de fiili parçalanmışlığı kabul ederek bu işi bitirdi...

 

Neden referandum 26 yıl sonra gerçekleşiyor? Oysa bu referandum daha önce de gerçekleşebilirdi. Referandumun gecikmesinin önündeki engeller kısaca şöyle özetlenebilir: Öncelikle TBMM’de reddedilen 1 Mart 2003 tezkere dikkate alınmalıdır. Zira AK Parti grubunda adı geçen tezkerenin geçmesi için canhıraş bir şekilde çaba sarfeden AK Parti genel başkanı ve fakat milletvekili olmayan Erdoğan’dı. Keza geçmemesi için canhıraş bir şekilde çaba sarfeden bir diğeri ise Başbakan Abdullah Gül idi. Tezkere neyi içeriyor ve ne amaçlıyordu bu pek gündeme gelmiyor. Asıl şimdi Kuzey Irak referandumu öncesi masaya yatırılması gereken bir konu. Eğer tezkere geçmiş olsaydı Gaziantep Oğuzeli ilçesinden Silopi’ye kadar olan bölgede 65-70 bin ABD askeri harp araç ve gereçleriyle bölgeye konuşlandırılacaktı. Oysa İngiltere buna karşıydı. Ama ABD Irak’ın işgalini Kuzeyden gerçekleştirmek istiyordu. Zira Irak’ın kuzeyi, Güneyinden daha emniyetliydi. Çünkü Kuzey Irak, uçuşa yasak bölge ilan edilmişti. Tezkere TBMM’den geçmeyince bölgede Türkiye’nin boşluğunu İngiltere doldurdu. Ve İngiltere’nin BP ve SHELL petrol şirketleri Kuzey Irak’a çöreklendi. Dönemin İngiltere Başbakanı Blair 20 Mart 2003 sonrası yani Irak’ın işgali harekatı ardından yakın çalışma arkadaşlarına talimat vererek: “ABD ile anlaştık, Irak’ı işgal edeceğiz. BRİTİSH petrol ve SHELL Kuzey ırak petrolünü alacak…” der. İşte Irak’ın fiili işgalinin ardından Kuzey Irak petrollerinden en çok nasiplenen ülke İngiltere’dir. Hatırlanacağı üzere Özal-Torumtay arasındaki anlaşmazlığının ardında Kuzey Irak petrolleri yatıyordu. Zira Özal Irak’a girerek bu amacını gerçekleştirmek isterken Genelkurmay Başkanı Torumtay askeri açıdan buna karşı çıkmıştı.

 

Bugün gün değişti.. 16 Kasım 2016 seçimlerinde Rothscehild ve Rockfeller ailelerinin adayı olan Hillary Clinton seçimleri kaybetti. Yani ABD devletinden milyarlarca dolar alacağı olan aile-aileler seçimleri kaybetti. Ya da finans sektörü 16 Kasım seçimlerinde mağlup oldu. Trump silah sektörünün Beyaz Saray’a kiracı olarak oturttuğu bir başkan. İnce bir ayrıntı Trump’un mal varlığı yaklaşık 4 milyar dolar. Bununla da ABD’de ilk 400’e giriyor. Hillary’nin temsil ettiği ailelerin de mal varlığı bir hayli fazla. Dolayısıyla Pentagon Rothsehilt’lere karşı baldırıçıplak bir aday çıkartmadı. Rothscehilt’lerin serveti de 5 milyar dolar civarında. Kontrol ettiği para miktarı ise 15 trilyon doların üzerinde. ABD, 1991’den bu yana koruyup-kolladığı ve keza İsrail’in de koruyup-kollamasını salık verdiği Barzani ailesi eliyle Kuzey Irak’ta referandumun gerçekleşmesini istiyor. Bu referandumun gerçekleşmesi bugünden yarına bölgede bir Kürt devleti kurulacağı anlamına gelmiyor. Keza 16 Nisan 2017’de gerçekleşen referandum ile Türkiye’nin boynuna geçirilen “Ulus Devlet” deli gömleği çıkartılmış olsa da Türkiye’nin bugünden yarına hemen federatif bir yapıya dönüşeceği nasıl düşünülmüyorsa, aynı şekilde referandum sonrası Kuzey Irak’ın da bağımsız bir devlete dönüşmesi beklenmemelidir. Zira böyle bir durumun başta İran ve Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri tarafından kabul edilemeyeceği bilinmelidir. Doğru İsrail, tıpkı benim 25 yıl önce altını çizdiğim gibi bölgede yalnızlıktan kurtulmak için yandaş ya da kardeş bir devlet istiyor. Ancak mevcut ABD yönetimi yani Trump’un bunu isteyip istemediği belli mi? Zira referandum ve sonuçları ayrı, bu sonuçların hayata geçirilmesi ayrı konulardır.

 

Özetle ifade etmek gerekirse, son anda bir yol kazası olmaz ise referandum gerçekleşecek. Bunun için aşırı telaşlanmaya gerek yok. Kuzey Irak referandumu birinci derecede ABD-İngiltere problemi olarak gözüküyor. Pentagon Kuzey Irak’tan İngiliz şirketlerini çıkarmakta kararlı. Ve yine ABD’yi ipotek altına alan zengin Yahudi kökenli ailelerin tasallutundan ABD’yi kurtarmak istiyor. Muhtemelen Pentagon İngilizlerin boşaltacağı alanları kendi tercihi olan ülke ya da gruplarla dolduracak. Bunlardan birisi Türkiye olabilir. 1 Mart 2003 tezkeresi tazelenebilir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika ziyareti ve oradaki temasları referandum ve sonrasına ışık tutabilecek mahiyette olabilir. Amerika ve Türkiye 1 Mart tezkeresindeki projelerini hayata geçirme imkanı bulabilirler. Unutmayalım ki sayın Erdoğan’ın bu ziyareti öncekilerden çok daha kapsamlı olabilir. Erdoğan ve Barzani’nin Kuzey Irak referandumuna ilişkin olarak söyledikleri toplumda tartışılanlardan çok farklı. Yanlış anlamış olabilirm ama sayın Erdoğan referanduma değil, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti oluşumuna karşı, tıpkı İran gibi. Yine Barzani referandum sonrası misyonunun biteceğini ilan etti. Yani benim görevim buraya kadar dedi. Bu bağlamda ortalığın gürültüsüne kulak asmayın. Belki de bu gürültü çok daha büyük gelişmelerin olayların ayak seslerini duymamamız için bir komplo mahiyetindedir. İçerisinde Çin’in de bulunduğu Kuzey Kore’nin amigoluğunu yaptığı büyük kargaşa, savaş, bölgemizdeki harita değişimi vs. hiçbirini referandum vesilesiyle hatırlamıyoruz değil mi? İşte emperyalizm böyle bir şey. İnsanların normal düşünmesine bile fırsat vermiyor, gündemi istediği gibi şekillendiriyor. Belki de zaman yerel, bölgesel ve küresel olarak en dikkatli olmamız gereken bir zaman.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları