22 Ekim 2019 Salı •

Küreselleşme Bağlamında Şehir ve İslam-IV

03.04.2018
Osman KAYAER

4- Müslaman Şehrinin teorik arkaplanı

 

Müslüman Şehrinin temel özelliklerini Mekke’nin kurucusu Hz. İbrahim’in duasında bulmak mümkündür. Kur’an-ı Kerim’i ilk müteharrik ve ayetlerini ise bir fikriyatın başlangıcı olarak düşünürsek eğer, müslümanların kitabın lafızları ile yetinmediğini onun gösterdiği istikamete doğru hızla ilerlediklerini görebiliriz.

 

 

* İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı puta tapmaktan uzak tut." İbrahim, 14/35, * Halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" Allah da: "İnkar edeni de geçindirir, sonra da onu cehennem azabına mahkum ederim. Ne kötü bir son!" buyurmuştur. Bakara 2/126

 

 

Yukarıdaki iki Ayet-i Kerime’den hareketle Müslüman şehrinin dört temel özelliğini çıkarmak mümkündür. Bu temel özellikler bütün müslüman şehirlerinde ete-kemiğe bürünmüştür.

 

  1. Beled’ül-Emin: Müslümanların idaresi altında olan şehirlerin en temel özelliği güvenli olmalarıdır. Zaten şehri, göçebe hayattan ayıran şey, güvenliğinde gizlidir. Müslüman şehirlerinin güvenli olması İslam’ın müminlere güvenilir olmayı emretmesinden mülhemdir. Hz. Peygamber, risalet öncesinde bile Mekkeliler tarafından Muhammed’ül-Emin olarak vasıflandırılıyordu. İslam, ferdin cenneti kazanabilmesi için edebi, ahlaki ve hukuki kaidelere riayet etmesini şart koşar. Böylece insan, önce kendi kendinin zabiti olur. Hz. Peygamber “Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan kişidir” buyurmuştur. Dolayısı ile diğerlerinin müslümandan sakınmasına gerek kalmaz, yani İslam’da bir otokontrol sistemi vardır. Kadim zamanlardan beri İslam’ın güçlü olarak yaşandığı tüm şehirlerde suç oranının çok düşük olması bundandır.

 

 

Hz. İbrahim’in dilinden dökülen “Bu şehri güvenli kıl” duası, müslüman toplumlarda beş hususun güvence altına alınması ile ete kemiğe bürünmüştür. Buna “Zarurat-ı Diniyye” veya “Zarurat-ı Hamse” ya da “Makasıd-ı Şeria” denmektedir. Bunlar sırasıyla şöyledir.

 

1- Can emniyeti: İnsan için en önemli şey, can güvenliğidir. İslam ne ferdin, ne toplumun ve ne de devletin insanın canına kasdetmesine müsaade etmez. İnsan, ana rahminde can bulduğu andan itibaren yeryüzü halifesidir ve kutsal bir varlıktır. Bu yüzden ana-babası dahi kürtaj suretiyle bile olsa onu öldüremez. İslam en büyük cezayı katile, yani başka bir insanı öldürene vermektedir. İslam, insan bedenine verilen zararı da kısas suretiyle cezalandırır. Yani insan canı kutsal olduğu gibi bedeni de kutsaldır, dokunulmazdır.

 

2- Akıl emniyeti: İslamın akla verdiği ehemniyeti hiçbir dinde ve ideolojide bulmak mümkün değildir. Hiristiyanlıktan ve ataizmden etkilenen bazı akl-ı evvellerin “Din akıl işi değildir” demelerinin aksine İslam öğretisine göre “Aklı olmayanın dini de olmaz”. İslam, delileri yani aklı olmayanları, mükellef kabul edip onlara teklifte bile bulunmaz. İslamda aklı bir süreliğine bile olsa etkisiz hale getirecek yiyecek ve içecekler yasaklanmıştır. Modern metropollerin en önemli problemlerinden birinin uyuşturucu müptelalığı ve alkol bağımlılığı olduğu düşünülecek olursa konu daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca sapkın bazı modern tarikatların insan aklını ifsat etmek suretiyle mesela toplu intiharlara sürüklediklerini düşünürsek akıl emniyetinin ne anlama geldiğini daha iyi anlarız.

 

3- Nesil Emniyeti: Yeryüzü halifesi olarak yaratılan insanın kıyamet kopuncaya (yani yeryüzünde hayat bitinceye) kadar varlığını sürdürmesi gerekmektedir. Bu, insanın üremesi ile mümkündür. Bu nedenle İslam insanın üremesine engel olacak herşeyi yasaklamış ve yeni nesillerin dünyaya gelmesini garanti altına almıştır. Nesil emniyeti sadece doğumla ilgilenmez, aynı zamanda yetişkin insan oluncaya kadar çocukları her türlü tehlike, bela ve kötülükten uzak tutar. Onların yetişkin birer insan olmasını sağlayıncaya kadar eğitilmesiyle ilgilenir. İslami eğitim, şartlandırma, yönlendirme ve fıtratı bozma şeklinde gerçekleşmez. Tam tersi, fıtratı geliştirme, tabii olana uyum sağlama biçiminde cereyan eder. Modern şehirlerin temel problemlerinden biri olan çocuk fuhşu, çocuk köleliği gibi hususların ortadan kaldırılması ancak nesil emniyeti prensibi ile gerçekleştirilebilir.

 

4- Din Emniyeti: İslamdan başka hiçbir din, başka inanç ve dinlerin yaşamasına teorik olarak bile müsaade etmez. Kendisinden başka inançların yaşamasına müsaade etmeyen dinlerin fiili örneklerini ise tarihin her döneminde görüyoruz. İslam ise, kendinden başka dinlerin yaşamasına müsaade etmekle kalmaz, aynı zamanda onları koruma altına alır. Hem müslümanların hem de gayr-i müslimlerin, diğerlerine zarar vermesine müsaade etmez. “İslam ümmeti” kavramının içine İslama iman etmediği halde müslümanlar ile birlikte yaşamayı kabul etmiş, Yahudiler, Hiristiyanlar, Mecusiler ve ahiret inancı olan bütün dinliler girer.[1] Bunun tek istisnası putperestlerdir. Tarih boyunca müslüman şehirlerin en önemli özelliği farklı dinlere mensup insanların yan yana yaşaması olmuştur. Üstelik tüm gelenek ve kültürleri ile birlikte. Bu gün dünyada çok hukukluluğun uygulandığı bir ülke bulmak neredeyse imkansızdır. İslam, yüzyıllardır her inanca kendi hukuku ile yaşama hakkı vermiş, onlara İslam hukukunu dayatmamıştır. Bu yüzden İslamın “Laiklik” denen ilkeye ihtiyacı yoktur. Çünkü İslam, laiklikten daha geniş olan “Din emniyeti” prensibine sahiptir.

 

Türkiye’de uygulanan biçimi gözönüne alındığında laiklik prensibinin her hangi bir dinin, devleti ele geçirmek suretiyle başka dinlilere kendi hukukunu dayatmasına imkan tanımayışını olumlu bir özellik olarak görebiliriz. Ama yine Türkiye’deki uygulaması ile laikliğin tüm dindarlara “Din dışı akıl” ile üretilmiş olan kanunları dayatmaktan kendini kurtaramadığını da görmezden gelemeyiz. İslamın “Din emniyeti” prensibi her inanca kendi hukuku ve geleneği ile yaşama imkanı verdiği ve bunu güvence altına aldığı için laiklikten daha gelişmiş bir prensiptir. Kendisinden başka inançların ve dinlerin yaşamasına imkan vermeyen Hiristiyanlık ve Yahudiliğin hükümran olduğu yerlerde laiklik, bir ileri aşama olarak görülebilir. Ama ondan daha üstün bir prensip olan “Din emniyeti” prensibine sahip olan müslüman memleketlerde laiklik kesinlikle geriye gidiştir.

 

5- Mal Emniyeti: İslam, insanın kendisi ile ilintili gördüğü malı da zarurat-ı diniyye prensipleri arasına almıştır. Çünkü mal, insanın bizzat kendi uğraşları ile kazandığı bir nesnedir. Bu nedenle hiç kimse haklı bir sebep olmaksızın legal ya da illegal bir yolla ferdin malına ilişemez. İslam aynı zamanda önceki nesillerin emekleri ile kazandıklarını miras yoluyla yeni nesillere aktarımını kabul etmektedir. Sosyalizmin devlet eliyle, kapitalizmin ise para üstünlüğü ile ferdin malına el koyması insanı mutsuz etmektedir. Türkiyede çok sık gördüğümüz “Kentsel dönüşüm” yöntemi bazen fertlerin mallarına legal yolla el konulması anlamına gelebilmektedir. Yapılan bir araştırmada kensel dönüşüme tabi tutulan bölgelerde eski maliklerin % 75’inden fazlasının mülklerini ellerinden çıkardığını ortaya koymaktadır.

 

Şimdilerde bizim şehirlerimizde yaşayan hiç kimse, belediye karşısında mal emniyetine sahip değildir. Yaşadığınız bölge “Kentsel dönüşüm alanı” ya da “Kamulaştırma alanı” ilan edilmek suretiyle her an mülkünüze el konulabilir. Tabii daha iyisini vereceğiz masalıyla birlikte. Bu durum, sadece Türkiye ile sınırlı değil elbet, istisnaları bir kenera bırakacak olursak, Kapitalizmin hükümran olduğu tüm şehirlerde  caridir.

 

 

Devam edecek...

 

[1] Burada sözünü ettiğimiz şey “Dinler arası diyalogcularınki ile karıştırılmamalıdır. Bizim sözünü ettiğimiz İslam hukukunun uygulandığı yerlerde her topluluğun kendi dini ile yaşama ve kendi hukukunu uygulama hakkına haiz olduğudur. Hz. Peygamber döneminden başlayarak müslümanların liderlik ettiği bütün devletlerde, putperestler hariç her inanç grubu, müslümanların koruması altında barış içinde yaşamıştır.

 

YAZARIMIZ SAYIN OSMAN KAYAER'İN KONU İLE İLGİLİ YAZDIĞI YAZILARIN 1. 2 VE 3. BÖLÜMLERİ İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ TIKLAYINIZ

 

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-kuresellesme-baglaminda-sehir-ve-islam-1-489

 

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-kuresellesme-baglaminda-sehir-ve-islam-2-496

 

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-kuresellesme-baglaminda-sehir-ve-islam-iii-503

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye