KUR’AN AHLAKI

22.10.2018
Ahmet GÜRBÜZ

‘İnsanlar arasından çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz’.(3/110)                                                                                  

Ne büyük bir müjde, ne büyük bir devlet, ne büyük bir paye.. İnsan olarak mahlûkatın en muazzezi, Müslüman olarak da insanlığın en şereflisiyiz.

Yeryüzünde Allah’ın halifesiyiz.

Çelebi lisanıyla; ümmetin olduğumuz devlet yeter.

İslam’ın âdemoğullarına en büyük armağanı evrensel ahlaki değerlerdir. Bu değerler toplumlar ve kültürler arası, örfi ve mahalli kaynaklı ufak tefek farklılıklar gösterse de, temel referansı sahih İslam inancıdır.

Daha doğrusu bütün şeriatların asıl hedefi, toplumları ahlaki olarak en üst seviyeye yüceltmektir. Burada, tevhid çizgisini koruyabilmiş bütün dinlerin İslam olarak zikredildiğini hatırlamak gerekir.

Bu yüce gayenin ve bu eşsiz payenin gerçekleşmesi için bazı gerekliliklerin olması da kaçınılmazdır.

İyiliklerin çoğalması, kötülüklerin azalması, yeryüzünde dinin yalnız Allah’a has kılınması, fitnenin önünün alınması, adaletin ikame edilmesi, sömürünün, katliamların ve sefaletin sonlandırılması gibi konularda müesseseler kurup, güçler biriktirip, iyilerle bir araya gelip, fisebilillah seferber olmak lazımdır.

Ahir zaman ümmeti olarak, Risalet’in en ağır mesajını ve nübüvvetin en büyük hedefini gerçekleştirmekle mükellefiz.

Hz. Peygamber hal i hayatında yapmış olduğu devrimlerle pratik olarak bunun mümkün olduğunu göstermiştir.

İnsanlığı Mekke girdabından, şirkten, zulümattan alıp, tevhide, nura, Medine’ye taşımıştır.

Bedeviyi sahabeye, Cahiliyeyi saadet asrına evirmiştir. Sahranın ortasına medeniyetin temellerini atmıştır.

Bir beldeyi fethetmek mümkün, imar etmekte; aynı şekilde bir halkı maiyetinize almak veya esir etmekte mümkün.

Fakat oradan bir medeniyet inşa etmek; bu ancak kalplere ve dimağlara hükmedecek, ulvi değerlerle sağlanabilir.

“Andolsun ki Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Resul’ünde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır”.(33/21)

Peygamber efendimiz (sav)’in bu yola çıkarken elindeki en büyük silah, güzel ahlakıydı. “Beni rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel yaptı”.(Suyuti)

Anne baba terbiyesi almadan büyüdüğünü ve peygamber olmadan öncede kavminin ‘en güvenilir’ şahsiyeti olduğunu biliyoruz.

Onu en iyi tanıyan ve tanıtan müminlerin annesi Hz. Aişe (rah)’ya sorulduğunda; “Onun ahlakı kurandı” diye cevaplandıracaktır.

Kalem suresinde ise Allah ü Teâlâ; “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin” diyerek pekiştiriyor.

Önce yeryüzündeki Müslümanların hali pür melalini şöyle bir tarassut edelim, sonrada ülkemizde her gün burun buruna geldiğimiz ve iliklerimize kadar hissettiğimiz, on yılı aşkın inançlı insanların iktidarda olmasına rağmen biteviye şikayetlenip durduğumuz sorunlarımızı göz önüne getirelim.

Bırakıp Amerika’yı, Avrupa’yı, İsrail’i bir kenara iğneyi biraz kendimize batıralım.                              

Neden böyleyiz ve buradan nasıl çıkarız?

Birey ve toplum olarak kuran ahlakının neresindeyiz?

Kâinatın efendisi; ‘emrolunduğun gibi istikamet üzere, dosdoğru ol’ ayetini işitince, Hud suresi saçımı ağarttı, beni ihtiyarlattı buyuruyor.

 Bilgi ve teknoloji bakımından yoksun değiliz. Para ve imkân bakımından oldukça iyiyiz.

Bu kadar akademisyen, öğretmen, din adamı, pedagog; şu kadar vakıf, dernek, sivil toplum kuruluşu varken, üstelikte muhafazakâr bir toplum olmamıza rağmen tel tel dökülüyoruz.

Burada kurandan ve sünnetten güzel ahlak örneklerini sıralamaya gerek yok, bunu nerden, nasıl tahsil edeceğiz, asıl mesele bu. İlim teallümle olduğu gibi, hilim de tehallümledir der eskiler.

En basit işlerde bile kurslara, ustalara müracaat ediyoruz. Dünyanın en zor işi olan güzel ahlakla ahlaklanmak için de, onun üstadlarını bulup, önlerinde diz kırıp, zaman ayırıp, gönül vererek ancak bunun altından kalkabiliriz diye düşünüyorum.

İslami ilimler arasında bu alanla iştigal eden disipline ‘Tasavvuf İlmi’ denilmektedir. Tasavvuf ’ta; Kuran ve Sünnet dairesinde, adablara riayet ederek, ibadet ve tesbihatı çoğaltıp, züht ve riyazet yoluyla nefsi terbiye ve ruhi terakki metodudur. Geleneksel eğitim kurumlarımızdan Medrese ve Tekkelerde, ilimle beraber irfan yoluyla talim ve terbiye edilirdi.

“Doğrusu, hem (günahlardan) temizlenen hem de Rabbinin adını (tesbih, tehlil ve tekbirle) anıp namaz kılan kurtuluşa ermiştir.(87/14-15)

Efendimizin bize bırakmış olduğu mirasın görünen yüzü Kuran ve sünnettir, manevi kısmı ise bunun hayata yansıyan, insanı yaşatan, ruhunu ihya eden güzel ahlaktır.  Modern çağın Müslümanı olarak bu ahlakı, bu ümmete ve yeryüzü halklarına taşımak bizim üzerimizde bir vebaldir.

“(Resulüm!) Sözü dinleyip onun (hayra vesile olan) en güzeline uyan kullarımı müjdele”.(39/17-18)

Yorum Ekle
Yorumlar
Ahmet Gürbüz

23.10.2018

İyi dilek, dua ve hatırlatmalarınız için teşekkür ederim Faruk bey, Mustafa bey, Nureddin hocam Selam ve muhabbetler
Faruk Erdoğan

23.10.2018

Güzel ahlak sahibi olmak, olmak ve olgunlaşmak ve çevresine de örnek olabilmek ne güzel bir insan rengidir. Hocam niyetiniz ve hatırlattıklarınız için çok teşekkürler.
Mustafa konuk

22.10.2018

İnşallah bu vebali kaldıracak ahlaki erdeme sahip oluruz
Nureddin Temeloğlu

22.10.2018

Güzel ahlakı tekrar canlandırmak için www.ufkayolculuk.com
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları