Ahmet Gürbüz / Kudüs Bizim Neyimiz?
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Kudüs Bizim Neyimiz?

10.12.2017
Ahmet Gürbüz

İlk kıblemiz,

 

Mirasımız, Emanetimiz, Vilayetimiz…

 

Ve maalesef ihanetimiz.

 

İhaneti en sona bırakalım, önce faziletine bakalım.

 

Ebû Hüreyre (ra), Peygamber(SAV)’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "(İbâdet için) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ..." (Buhari)

 

Mescid i Haram; Beytullah, Allah (cc)’ın evi. Mekke i Mükerreme’de. Yer yüzünün ilk mabedi ve en faziletlisi.

 

Mescid i Nebevi; Peygamberin mescidi, ravda i mutahhara, cennet bahçesi, Medine’de.

 

Efendimizin medeniyetin merkezine aldığı ve inşasında bizzat kerpiç taşıdığı mübarek mescidi. Kabr i saadetleri de burada bulunmaktadır.

 

Mescid i Aksa; uzak mescid, Hz Süleyman tarafından Kudüs’te inşa edilen, diğer semavi dinlerce de muhterem sayılan, yeryüzünün ikinci mescidi. Efendimizin Miraç’taki üssü, mukaddes mekân.

 

 “Kulu (Muhammed (as)’ı bedeniyle,) geceleyin Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya  götüren (Allah’)ın şânı yüce (ve her türlü noksanlıktan uzak)tır. (Bunu,) kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (yaptık). Şüphesiz O, (evet) O, hakkıyla işitendir, görendir”.(İsra 1)

 

Tevhidin timsali, enbiyalar güzergahı, İslam’ın ilk kıblegahı.

 

Efendimiz (SAV) namazlarda  Mescid i Aksa’ya doğru döner, yapmış olduğu camilerin kıblesini Kudüs’e doğru yapardı. Medine’deki Yahudiler bunu fırsat bilip; hem bizim dinimizi reddediyor hem de bizim kıblemize yöneliyor diye ileri geri konuşarak, Efendimizin üzülmesine sebep oluyorlardı.

 

Ta ki hicretin 16.ayına kadar. Kâinatın güneşi Seleme Oğulları yurdundayken Bakara suresi 144.ayet nazil oldu.

 

“(Resûlüm! Kıblenin Kâbe’ye çevrilmesi hususunda vahyin gelmesi için) yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Şimdi seni elbette hoşlanacağın bir kıbleye çeviriyoruz. Artık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram (Kâbe) tarafına çevir. (Ey mü’minler,) sizde nerede olursanız olun (namazda) yüzlerinizi o yöne çevirin”.

 

Bu peygamberimize ve müminlere büyük bir müjdeydi. Mekke’nin fethinin muştusuydu adeta. Zira efendimiz doğup büyüdüğü o topraklardan istemeyerek ayrılmıştı. Ayrıca Mekke’nin şerefinin ve faziletinin de farkındaydı.

 

Gelelim bugünkü sıkıntının kaynağına.

 

Yukarda zikrettiğimiz miraç ayetini takip eden ayetlerde Yahudilerin burada bozgunculuk çıkaracağı ve fesada sebep olacağı haber veriliyor.

 

“Biz, İsrâiloğulları’na Kitab’da (Tevrat’ta) şu hükmü bildirdik: “Siz o (mukaddes) yerde, mutlaka iki defa fesat (bozgunculuk) çıkaracaksınız ve muhakkak surette, büyük bir kibirle çalım satacak (ve azgınlık yapacak)sınız.

 

 İşte o iki (fesat)tan birincisinin (ceza) vakti gelince, size, çok kuvvetli birtakım kullarımızı gönderdik de evlerin aralarında (bile sizi yakalamak, esir etmek için) araştırdılar. (Bu da) yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

 

Diğerinin (ceza) vakti gelince, yüzlerinizi (üzüntüden) kötü duruma sokmaları, birinci defa girdikleri gibi Mescid’e (Beyt-i Makdis’e) yine girmeleri ve bütün ele geçirdiklerini, yerle bir etmeleri için (size tekrar düşmanlar gönderdik)”.(İsra 4,5,7)

 

Dinler tarihi kaynakları ve tefsircilerimiz Yahudileri peygamberlerini öldüren ve kitaplarını tahrif eden bir kavim olarak tasvir eder. Bu azgınlıklarının, kibir ve fesatçılıklarının karşılıksız kalmadığı ve kalmayacağı da Kuran ı kerim tarafından bize bildirilmektedir.

 

Bu mukaddes belde İslam idaresinde kaldığı zaman hep hürmet görmüş. Sakinlerinin ibadetlerine ve inanışlarına saygı duyulmuş. Hatta Osmanlı her Sancak, Kaza ve Vilayetlerdeki kitabelere “LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RASULULLAH “ yazdırırken, Kudüs’ün Yafa kapısının üzerine; “LA İLAHE İLLALLAH, İBRAHİM HALİLULLAH” yazdırmıştır.

 

İhanetimize gelince

 

İngilizler Osmanlıdan kopardıkları her karış toprağı tasmalı valilere teslim ederek iyi kötü bir devletçik kurulmasına müsaade etmişlerdir. Ancak Filistin’i, Yahudi nüfus baskın hale gelinceye kadar elinde tutmuş, hatta göçü teşvik etmiş ve 2.dünya savaşı sonunda BM marifetiyle İsrail’in kurulmasına kadar hamilik etmiş.

 

Genç Cumhuriyet ilk yıllarında İsrail’e karşı gibi bir tutum izlemekle birlikte 24.8.1949’da 8942 nolu bakanlar kurulu kararıyla onu ilk tanıyan Müslüman ülke olma şerefini kimseye kaptırmamış.

 

 İsmet İnönü Cumhur Reis, Şemseddin Günaltay başbakan. Şimdi Reis tek başına kendini ne kadar parelerse parelesin hey haat.

 

 İki Merhum Akif’ten iki mısra ile koyalım noktayı.

 

“Gözlerim yollarda bekler dururum

 

Nerde kardeşlerim diyordu bir ses

 

İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin

 

Unuttu mu bunu acaba herkes” (M.Akif İnan)

 

“Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...

 

Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan! ...”(M.Akif Ersoy)

Yorum Ekle
Yorumlar
Recep Ç

16.12.2017



( İsmet İnönü Cumhur Reis, Şemseddin Günaltay başbakan. Şimdi Reis tek başına kendini ne kadar parelerse parelesin hey haat).Evet ne yazık ki dönemin T.C hükümetinin ülkeye verdiği zararlar bunlarla sınırlı değildir.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye