Selahaddin E. Çakırgil / Kraliçe’nin ‘Alçak Ülke’sindeki Bir Seçimin Getirdikleri
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Kraliçe’nin ‘Alçak Ülke’sindeki Bir Seçimin Getirdikleri

19.03.2017
Selahaddin E. Çakırgil

İspanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç, İngiltere..

 

Hepsi de meşrutî krallıklarla yönetilen Batı Avrupa ve İskandinav ülkeleri..

 

Bu da demokrasinin herkese göre değişen bir kavram olduğunu gösteriyor.

 

Büyük sosyo-politik buhranlar oluşmadıkça, krallar- kraliçeler sanki yok imişler gibi geri plandalar. Ama gerektiğinde ellerinde yine de büyük yetkiler olup çetin buhranlar ortaya çıkacak olsa halk kitleleri, kraliyet sisteminin duruma müdahale edeceğinin itminanı içindedirler.

 

***

 

Hollanda da bu ülkelerden birisi.. Osmanlı’nın Flemenk Krallığı olarak isimlendirdiği bu ülke, bilindiği üzere, 'alçak, aşağı ülke' mânâsına gelen ‘Niederland' (NL) olarak biliniyor, dünyada.. Çünkü birçok yerinde, deniz seviyesinden daha aşağıda.

 

Ülkenin sular altında kalabileceği korkusu kamuoyunu devamlı meşgul eder. Bu yüzden, ‘med-cezir /gel-git’ler ya da tayfunlar sonunda oluşacak muhtemel deniz baskınlarına karşı sedlerle korunmaktadır.

 

***

 

Hollanda Krallığı‘nda 15 Mart günü seçimler yapıldı ve İslam düşmanlığı ve korkusunu ve ırk ayrımcılığını bayrak edinerek birinci parti durumuna geleceği öngörülen Geert Wilders isimli faşist liderin partisi, umduğu başarıyı elde edemedi ve bazı çevreler biraz rahat nefes aldılar, Batı Avrupa'da

.

Bunlardan birisi de Almanya şansölyesi Angela Merkel.

 

Hollanda’da seçimlerinde başbakan Mark Rutte’nin yine hükûmeti kuracak kişi olmasına sevinmiş Merkel ve‘Hollanda’nın Türkiye’den gelen ve bütünüyle kabul edilemez suçlamalar ve kınamalarına tolerans göstermek zorunda kalmasından birkaç gün sonra.. Demokrasi için iyi bir gün..' demiş.

 

***

 

Evet, ‘Hollanda Hükûmeti, Türkiye’ye tolerans göstermek zorunda'kalmış!

 

Merkelhadiseleri tersinden okuyor.

 

Türkiye Dışişleri Bakanı’nın uçağının Rotterdam’a inmesine izin verilmemesi ve Aile Bakanı hanımın ve onu Rotterdam’da karşılayan Türkiye vatandaşı onbinlerin üzerine köpeklerle, atlı polislerle, coplarla saldırılması‘tolerans' (?!!) imiş.. Böyle ‘tolerans'ları Merkel de gösterebilir, demek ki.

 

Halbuki, o, ‘faşizan ve nazi kalıntısı yöntemler' eleştirisi o barbarlıklar sonrasında dile getirildi. Erdoğan öyle dememiş olsaydı bile, o barbarca görüntü için başka hangi ifade kullanılabilirdi?

 

***

 

Batı Avrupalı diğer liderler de Hollanda seçimlerinin sonucundan memnun gözüküyorlar. Hattâ, genel olarak Rutte’nin Türkiye’ye karşı güç gösterisi sergilemeye kalkışmasının, Wilsders’in yöntemlerine sıcak bakanlara, kendilerinin de aynı çizgide olduklarını göstermek için bilerek yapıldığını ve  netice alındığını ve eğer öyle yapılmasaydı, bugün seçimin galibinin Wilders olacağının kesin olduğunu ve bu yüzden, önümüzdeki günlerde, Hollanda Hükûmeti’nin, bu durumun bir zarûretten kaynaklandığını öne sürerek Türkiye’nin gönlünü almaya çalışacağını söyleyen siyasî gözlemciler var.

 

***

 

Devletler arasında sürekli düşmanlık ve dostluklar olmaz, maslahat ve menfaat ilişkileri esastır.. Ancaak, bu noktada tarafların, halkları tahkir edecek  söylem ve eylemlerden kaçınması gerekir. Çünkü, yönetici kadrolar arasındaki kavgada geniş halk kitlelerini tahrik ve birbirine düşman etmek çok kolaydır. 

 

***

 

NOT: 15-16 Mart gecesi saat 24.00 ve devamında TRT-1’de, -evet, devlet televizyonunda-, Turgut Özal döneminin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın, yaşadığı döneminin büyük hadiselerine dair bir şeyler anlatıyordu, P. Çift isimli program yapımcısına.. İslam İnkılabı'nın Amerika’nın isteğiyle yapıldığı iddiasını iki dakikada -evet-, sadece iki dakikada anlatıp çıktı işin içinden.. Efendim, Amerikalılar, Şah’tan, Saddam’la savaşmasını istemişler; Şah kabul etmemiş; hemen öğrenci hareketleri başlatılmış ve aynı teklif Khomeynî’ye yapılmış, ‘Seni İran’ın başına geçiririz' demişler; o da hemen kabul etmiş!

 

40 yıl öncelerde, o günün dünyasını derinden sarsarak ve Şahlık düzenine 100 binden fazla kurban verilerek gelişen bir büyük inkılab hareketinin ve Saddam’ın saldırısıyla başlayan o 8 yıllık korkunç İran-Irak Savaşı‘nın böylesi boş iddialarla anlatılmaya çalışılması, teessüf edilecek bir durum.

 

***

 

19.03.2017 / Star

Bu makale 517 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları