KORONA TORPİL

19.03.2020
Derviş ARGUN

Derviş ARGUN / KORONA TORPİL

Az önce bir video seyrettim. Koronovirüs sebebiyle Avrupa'dan getirilen Türk vatandaşları özel otobüslerle karantinaya alınacakları adrese götürülüyorlar. Otobüs, yolda emniyet güçlerince durduruluyor ve içlerinden bir hanımefendi, karantinaya alınacaklardan ayrılarak polis otosuna bindirilip götürülüyor. Otobüste itirazlar yükseliyor ve ayrılan hanımefendinin çok haklı olarak "kimin nesi" olduğu sorgulanıyor. Arkadan başka bir ses "terfi de alırsınız artık" diyerek bu özel muameleye sebep olan muhtemel "torpil" zincirini kendince ifşa ediyor.

Bu videoyu bana atan şahıs, Tayyib'in de bundan haberi vardır değil mi? Dedi. Anladım ki, hangi bürokratik seviye, hangi ayrımcılığı ya da zulmü yaparsa yapsın, zihinler bu cürmü hiç tereddüt etmeden Tayyib'in üstüne yazıyor. Bunun, özellikle son zamanlarda yoğunca kullanılan adi bir FETÖ taktiği olduğu kesin. Üzücü olan bu taktiğin, Tayyip sosyolojisine de bulaşmış olması. Ve bulaşıcı bu davranışın bile isteye kimi bürokrat ve siyasilerce, halkın gözünün içine baka baka tekrarlanması. Siyasetin bence tanımlanması en zor, yaşaması en iğrenç kısmı burası.

İki tür siyasi duruş olduğuna inanıyorum. Birinci grup, gecesini gündüzüne katıp, ne yediğine, ne içtiğine, nerede uyuduğuna aldırmadan ülkesine irtifa kazandırmak için çırpınanlar. İkinci grup ise, nasıl olduysa hiç bir birikim ve hatta kişiliğe bile sahip olmadan bir şekilde siyasetle yolu kesişmiş ve yaşadığı her günü, siyasetteki son günü sayıp hırsla oraya buraya saldıranlar ve ne bulduysa koynuna koyanlar. Bürokratik kirli yapı'nın da siyasetin içindeki daha çok kifayetsiz ve fakat muhteris bu ikinci gruptan türediğine inanıyorum. Bunlar, olmayan becerilerini, başlarını yukarı, göğüslerini dışarı yaparak kapatmaya çalışan ucuz adamlardır.

Bürokratik kirli yapı ile ilgili bu iktidarın, geldiğimizde mutlaka mücadele edeceğimiz en önemli düşmanımız dediğini hatırlıyorum. Haklarını yemeyelim, en başta Cumhurbaşkanı ellerinden geleni de yaptılar, yapmaya çalışıyorlar. Sonuç alınan alanlar, akim kalan kısımlar var. Bana göre bu çabanın istenen sonucu vermesi, ancak kişisel ahlakımız, toplumsal duyarlılığımız ve süreci takip eden ısrarcı duruşumuzla olacaktır.

Kontrolün, güvenin çok ötesinde bir katma değer oluşturduğu şüphesiz. Ne oldumcular ve ben olmasaydımcılar kirli zihinleriyle batırdıkları zemini temizlemedikleri için, süreçle kirleten de, temizlemek zorunda kalan da birbirine karışıyor. Ve siz, kenara geçip bu tabloyu seyrettiğinizde, pes deyip yapacak bir şey olmadığına karar veriyorsunuz. İşte bürokratik kirli yapı'yı besleyen bu zihniyetin tam da istediği toplumsal psikoloji budur. Karmaşa içerisinde rol çalmak, ve hatta dublör üzerinden kendisine pozisyon devşirmek. Yukarıda zikrettiğim vaka,  bunun en yakın tanıklık ettiğimiz bir örneğidir. Herkesin gözü önünde, şahıslarca kayıt altına alındığını bile bile, teammüden cürüm işlemek diye buna denir.

Bu örnekten hareketle, bu ayrımcılığı yapanın kim olduğunu bulmak, bu torpil zincirini ortaya çıkarmak, yapanın ve alet olanın cezasını vermek ilgili kurumların görevidir. Ama bu kirli yapının siyasetle elde ettiği konumu, toplum gözünde siyaseti bitiren bir silaha dönüştürmesine mani olmak da siyasetin işidir. Zira böylesi düşük davranışların, şüyuu vukuundan beter durumlara yol açtığı ve siyasi kültüre de siyaset kurumuna da zararlar verdiği bildiğimiz bir gerçekliktir.

Şimdi, toplumsal zeminin güçlü, devlet birey ilişkisinin en üst düzeyde tutulması gereken şu günlerde, almamız gereken onca ders, anlamamız gereken bunca gerçeklik varken, halen küçük ve aşağılık hesapları uğruna saç ağartanların kendine bir çeki düzen vermesi gerekmez mi?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş