Mehmet Yavuz AY / KORKU KİTLESİ / KORKU İNSANI
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

KORKU KİTLESİ / KORKU İNSANI

13.07.2018
Mehmet Yavuz AY

Kalbi kurumuş bir yüzyılı geride bıraktık.

Yeni yüzyıl; oldu/olacak hiçbir şeye şaşırmayan, eline tutuşturulan şölenler listesine dahil olamama tedirginliği içinde koşuşturan insancıkların mağarası…

24 saat ne idüğü belirsiz iletişime açık, aklından razı; Tanrı’yı tatile göndermiş(?!), bilim ve teknikle cenneti yeryüzünde inşa etme meydan okumasındaki karanlık güçlerin izinde gönüllü köleler.

Hak/Batıl, bir şeye inanan insan sayısı git git azalmada.

Çağ korku çağı; güçsüzlüğün yalnızlık ve zavallılığın,  slogan sövgü ve cahil cesaretiyle örtülmeye çalışıldığı karmaşık bir zaman tüneli…

Aliya İzzetbegoviç büyük bir ince anlayışla, insanları, inanan/inanmayan ayrımının dışında üçüncü bir kategoride korku kitlesi olarak tanımlar.

‘Başımıza bir kötülük gelmesinden korkuyoruz’ diyen, aynı zamanda, dünyayı kaybetmekten büyük endişe duyan insan yığınları…

Yüce Yaratıcıya meydan okuyan güç merkezlerinin taraftarları arasında koşturup dururlar. Paylaşılacak bir ganimet varsa irileşmiş yalvaran gözlerle boyun bükerek beklerler.

İnananların yanına geldiklerinde, ‘Biz de iman ettik!’ derler. Oysa, inkârla gelip inkârla gitmişlerdir. Kalplerindekini Allah bilir.

‘Korku insanı’ hiçbir şeye inanamaz. İnançların, ilkelerin, soylu davranışların, dürüstlüğün ödeteceği bedelleri asla kabul etmez. Şahsiyetli olmayı aptallık olarak telakki eder.

Çok akıllı olduğunu düşünür. Kaybedene oynamaz. Bedel sofralarından uzak durur. Çıkar sofralarında kemik yalamaya koşar.

Kendisine değer verilmese de, onurunun midesine ve cebine girende olduğunu düşünerek mutlu olur.

Korku kitlesinin korkulu insanlarının çoğu; günahta, düşmanlıkta, haram yemekte birbirleriyle yarışır dururlar.

Hiç utanmadan, sıkılmadan yalan söylerler. Yüzleri kızarmaz. Nabza göre şerbet verir, ortamına göre konum alırlar.

Kaybetmekten çok korkarlar. Geçmiş ve gelecek tasavvurları yoktur. Şimdiki zamanın nimet ve zenginlikleri, gözlerini kamaştırırken, onlara ulaşamamanın ürperti ve tedirginliği içinde kıvranırlar.

Kınayıcıların kınamasından korkarlar. Her kaba uyum sağlarlar. Her renge boyanırlar.

Güçsüzleri, muhalifleri, fakirleri sevmezler. Merhamet duyguları zayıftır.

İyi gün dostudurlar. Peygamberlerini, krallarını, liderlerini, amirlerini, patronlarını, dostlarını bir çırpıda değiştirirler.

Dünya sofrasına oturma adına karma bir din, ahlâk, vicdan sentezini hayatlarına egemen kılarlar. Biraz dindar, biraz laik olmalarında herhangi bir beis yoktur. Güç sahibi önderlerin din ve ideolojisine tabidirler. Güçlünün önünde eğilmekten riyakârca zevk alırlar.  

Kültürel kodları son derece zayıftır. Rüzgârın savurduğu başaklar gibi bir o yana bir bu yana eğilip dururlar.

İlhamlarını ilahî mesajlardan değil, hayatın gerçekliklerinden alırlar.

İnanan, salih çabalar/uygulamalar peşinde olan, hakkı ve sabrı öğütleyen, kitaplı din sahiplerinden hoşlanmazlar.

Bir korku medeniyeti inşa eden Batı, modern seküler  kültürün küresel egemenliğini de perçinledi.

Korku, insanı bozdu; ikiyüzlü, kaypak, özgüvenden yoksun, ilkesiz, kutsalsız bir canlı türüne dönüştürdü.

Teknolojik kolaylıkların albenisiyle kültürel kodlarını yitiren insan, kitle imha silahlarıyla yeryüzü insanlığını aşağılayarak diz çöktüren Batı medeniyetini, kutsamaya daha ne kadar devam edecek?

Üç yüz yıllık Batı medeniyeti egemenliği, kendileri dışında dünya insanlığına ne verdi?

Kendi dışındakileri insan kabul etmeyen, kendilerine ait Tanrı’nın, seçilmiş kullarının da kendileri olduğuna kesin inançlı bir öğreti sahibi Batı, yeryüzünü daha yaşanılır bir hale mi getirdi?

İletişim, yazılım destekli, milyonlarca insanın bilgisayar kölesine dönüştürüldüğü oyunlar, eğlenceler; korku medeniyetinin kurucusu Batı’yı gerçek yüzüyle analiz etmemizi daha ne kadar   geciktirecek?

Korku medeniyeti korku kitleleri doğurdu. Merhameti hiç tanımamış Batı’ya teslim olmak, korku insanının  amentüsü oldu.

İnsanî değerleri, insanlığın ortak mirası birikimleri bile, emperyalist amaçları için istismar edebilen bir medeniyetin yanlışlarına, dayatmalarına ancak korku dağlarını aşmış, insan ve toplumlar dur diyebilir.

İnsana verilen süre biter, güneş batıdan doğar, yeryüzü kum tanelerine döner, oyun biter…

Kâinatın Efendisi Allah, korkulmaya en layık olandır.

 

13.07.2018

Bu makale 778 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
Mahmut AY

17.07.2018

Bahsettiğim insanlar iktidar partisinin içinde öyle çok varmı anlatamam.. sizde farkına varmıştır ızgara....
M. Ali ÇOBAN

17.07.2018

Yüreğinize sağlık kıymetli ağabeyim.
İ. Özkul

16.07.2018

Ürperdim Abim okurken acaba bende onlardan mıyım diye çünkü İslahiye yi, Sarıkamışı düşündüm kim ne kadar dik durmuştu ve hâlâ dik durmaya devam ediyor.özledim Abim seni, sohbetini inşallah bir Ankara'ya gelişimde seni rahatsız etmek istiyorum.Aklına fikrine eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş Abim kendi muhasebemi yapmam lazım olduğunu hatırlattı
Hüseyin Çolak

16.07.2018

Gerçek insan olmanın şifrelerini çok güzel anlatmışsın Yavuz ağabey
Hüseyin Çolak

16.07.2018

Hayatı anlamayı yasamayı hayati anlarken ve yasarken Allah ı daima anmalı Allah a kulluk bilincimizi unutmamalıyız ki özgür korkusuz riyakârsız dürüst insan olalım kaleminize sağlık
Kenan GÜÇLÜTÜRK

14.07.2018

Bilinenleri,malumu anlatmaktan öteye geçmek lâzım.whatsapp da her konuşmasının altına kadeh resmi koyan arkadaşı aradım."kardeş ben seni içerken görmedim.ama bu kadeh resimlerini koyma beni şahit tutma "dedim.o günden beri neskafe bardağı koyuyor.bana göre maksat hasıl oldu.
A. Balun

14.07.2018

Çok akıllı olduğunu düşünür. Kaybedene oynamaz. Bedel sofralarından uzak durur. Çıkar sofralarında kemik yalamaya koşar. "Kendisine değer verilmese de, onurunun midesine ve cebine girende olduğunu düşünerek mutlu olur." malesef tam olarak da boyle yavuz bey, emegınıze saglık.
K.Mete

14.07.2018

Güzel yazı olmuş
Hanefi Terzi

14.07.2018

Kaleminize,yüreğinize sağlık. Allah razı olsun.
Hakan ŞİMŞEK

14.07.2018

Yüreğinize sağlık üstadım. 24 ayar tespitler...
H. Çelik

14.07.2018

Bu yazının çıktısını evime asacam...Allah bizi korku insanı olmaktan alıkoysun. Ama, toplumumuzda bunlardan o kadar çok var ki...Komşularımız, iş arkadaşlarımız, akrabalarımız...İslam coğrafyasının bu kadar geri kalmasinin en onemli nedenlerinden birinin, bu gurupdaki insan sayisinin toplumun buyuk bir kesimini oluşturması diye düşünüyorum. Hem de sadece günümüzde ve gecen yüzyılda değil, asr-ı saadetten sonraki tüm zamanlarda.... İznin olursa, birkaç arkadaşa da paylaşacağım
N Özdemir

14.07.2018

Allah'a inanan ama O'ndan korkmayan bir nesile dönüstük baba.
Ufuk

14.07.2018

Allah razı olsun, güzel bir yazı
Yahya ÖZTÜRK

14.07.2018

Harika tespitler, harika yorum ve üslubu. Tebrikler kardeşim. ...
A.Necip Boynueğri

14.07.2018

Günümüz insanının çaresizliğini ve ruh halini ne kadar güzel anlatmışsın, tebrikler Yavuz Ay kardeşim.
Cengiz Şahin

14.07.2018

"İşte size şeytan.O yalniz kendi dostlarini korkutur.Eger inananlarsaniz onlardan korkmayin,benden korkun."Ali İmran 175.. Saglikli yazilarinizin devamini diliyorum.
RAMAZAN YORULMAZ - BARTIN

14.07.2018

Yine döktürmüş muhterem...
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları