İSLAMİ HAREKET ÜZERİNE - 2 – İLKELER

10.11.2018
İsa ÖZÇELİK

Bir önceki yazımızda İslami hareket ve İslamcılık üzerine, kavramsal çerçeve açısından değinmiş ve tarihsel bağlamı ile ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmuştuk. Bu yazıda birtakım ilkelerden bahsederek hangi akımların bu kavramların kapsamına girdiği ile ilgili görüşlerimi aktarmaya çalışacağım.

- Ümmetin içine düştüğü çürümenin ana nedenlerinden biri olarak, beslenme kaynaklarının kirlenip tahrif edilmesini gören Müslümanlar,  zihni, ahlaki ve toplumsal uyanış için, İslam’ın ana kaynaklarına dönerek, Kur’an ve Sünnet ışığında yeniden bir ihya hareketi oluşturulması gerektiği kanaatine vardılar. Bunu bazıları öze dönüş şeklinde nitelendirmiştir. Bu noktada kimileri yalnız Kur’an’ı öne çıkarmış, bazıları Kur’an ve Sünnet ile yetinmiştir ( İslamcılar ). İslami Hareketin ana damarı ise Kur’an Sünnet bütünlüğünü yeniden inşa ameliyesinin merkezine oturturken, ümmetin geçmiş birikimini asla ihmal etmemiştir. Bidat ve hurafeleri temizleyip, bazı sapkın eğilimleri deşifre ederken Kültür ile Din arasındaki farkı ortaya koymaya çalışmak için de büyük gayret sarf etmiştir.

- İhya, tecdid ya da ıslah çabaları, kapandığı söylenen! İÇTİHAT kapısını da zorlamayı gerektirmiştir.

- Fikri sahadaki çabanın adı içtihat olurken, emperyalistlerin fiili saldırı ve işgallerine verilecek cevabın adı ise CİHAT olmuştur.

- Fikri, siyasi ve sosyal hareketlilik tepkisellikten daha çok iman ve amel ilişkisinin hayata aktarımı olarak gerçekleştirilmiştir.

TEVHİT inancını nebevi davetin en önemli unsuru kabul eden bu çizgi, zamanla aşınan BÜTÜNCÜL İSLAM anlayışını savunup, hayatın her alanında İslam inancının hakim kılınması gerektiğini şiar edindiğinden dolayı seküler çevrelerin saldırılarına maruz kalmıştır. Emperyalizm bu aşamada oryantalizmi devreye sokarak, radikal, fundamental ya da siyasal İslam gibi kavramları devreye sokarak direniş hareketlerini pasifize etmek istemiştir.

- Bu çizginin en önemli özelliklerinden birisi de kavmiyetçilik ile arasına kalın çizgiler çekip, ÜMMET olma yolunda azami çabayı sarf ediyor olmasıdır.

- Her türlü kavmiyetçiliği reddetmek, hizip, parti, cemaat, mezhep vs. milliyetçiliğini de kapsadığından dolayı bizi bir araya getirecek en önemli bağın İMAN KARDEŞLİĞİ olduğu her zaman dile getirilmiştir.

- Bu hareketin altını çizdiği en önemli hususlardan biri de ŞURA ilkesi olmuştur.

- İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN NEHYETME, İRŞAT ve TEBLİĞ görevinin zorunlu bir gereği olarak kabul edilmiştir.

- Ortada bir hareket varsa bunun örgütlü bir yapı olması gerekeceğinden, CEMAAT olma çabası önem kazanmıştır.

- Cemaatin uyması gereken İLKELER ve hedefine ulaşmak için takip edeceği METOD, ıslah çizgisinin en önemli tartışma konularından olmuştur.

- Büyük dava adamları çıkaran bu çizgi en büyük şahsiyetlerini dahi asla putlaştırmadan asıl meselenin kişiler değil DAVA olduğu gerçeğini en net şekilde ortaya koymuştur.

- İslami Hareket, fikri ve kurumsal meşruiyetini her daim Dinin ana kaynaklarından alır. Hedeflerini belirleme ve ona ulaşma noktasında da bağlı bulunduğu ilkelere sadık kalmanın asıl BAŞARI olduğuna inanır.

- Allah’ın kevni ayetlerini, Kur’an’ın ayetleri gibi okuması, Onu Sünnetullah’ı keşfetmeye ve Ona TESLİM olmaya götürür.

- FITRAT anlayışı, Onu yaşadığı zamanın ŞAHİT’i olmaya, Şahitlik ise Onu İnsanlığın VİCDANI olmaya sürükler.

- İslami Hareket her türlü şartlar altında bir DURUŞ sahibi olmanın adıdır.

- Mücadele anında hareketi marjinalleştirmek ya da pasifize etmek isteyen odaklara karşı, ifrat ve tefritten uzak, dengeli yapısı ile direnç gösterir. VASAT ümmet olmanın pozitif enerjisi onu bu tür savrulmalara karşı korur.

- Davet çalışmalarında muhataplardan ücret istemeyip, dünyevi hiçbir karşılık beklememeyi İHLAS’ın vazgeçilmez bir şartı olarak görür.

- İslami hareket ADALET’ten sapmayacağına dair insanlara GÜVEN veren bir yapıdır.

Yukarıda bir kısmını sıralamaya çalıştığım İslami Hareketin özellikleri, İslam dininin tüm müminlere emrettiği kaideler olsa gerektir. Bu durumda her Müslüman aynı zamanda bir İslami hareket mensubu/dur, İslamcı/dır denilebilir mi ?

Aslında bu soruya evet her Müslüman zikredilen açıdan İslamcı olmak zorundadır diyenler olmakla birlikte şöyle cevap vermek de mümkündür.

Birincisi : İslam bize bir çok şeyi emredip nehyettiği halde, biz bir kısmını yerine getiriyor bir kısmını ise farklı nedenlerden ötürü yerine getiremiyoruz. Toplumsal /örgütsel olarak da birçok sorumluluğumuz var. Bunu fark edip bir bütünlük içerisinde yerine getirme çabalarına İslami hareket denebilir.

İkincisi : Yukarıda bir kısmını saydığımız ilkelere tam olarak sahip olmayan topluluklar; dernek, vakıf, cemaat, parti, tarikat, fikir kulübü; İslami oluşum gibi isimlerle anılır iken, nebevi metodu bütüncül bir bakışla hayata hakim kılmak isteyen çizgiye ise İslami Hareket denebilir.

Kimin İslamcılık veya İslami Hareket kategorisine girip girmeyeceği, üzerinde ittifak edilen bir konu olmadığı gibi, tanımlamalar zamanla değişime de uğramaktadır. Önceki yıllarda İslamcılık, bir bilinç seviyesini ifade etmenin yanında, dünyaya siyasi sosyal ve ekonomik anlamda bir söz söylemenin de adı olup, geleneksel yapılar bunun dışında tutulurdu. İslami Hareket ise bu bilinç seviyesinin, ahlaki bir örgütlülük halinde eyleme geçmiş hali olarak en üst seviye olarak nitelendirilirdi. Şu an bu kavramlar geleneksel cemaatler için hatta bazı seküler yapılanmalar için dahi kullanılır olmaya başlamıştır. Çağımızın dini olan Postmodernizmin, çok renkli görünüm altında tek renk olarak griyi sunma kurnazlığı, burada da kendini göstermektedir.

NOT: Yazarımızın Konu ile İlgili Yazısının Birinci Bölümü İçin Aşağıdaki Linki Tıklayınız

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine-1-699

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye