İslam Dünyası'nın “Engizisyon”u!

24.09.2017
Ömer Faruk Altuntaş

Başlık çok acımasız olabilir ama farklı konuşan herkesi sapık olarak niteleme konusunda birleşmiş İslam Dünyasını düştüğü bu durumdan kurtarmanın başka çaresi de yok gibi.

 

Bir çok Galile’nin İslam dünyasına “işler yolunda gitmiyor!” deyip ayağa kalkması gerekiyor. Geleneği savunma konusunda ısrarcı olanlara, geleneğin günümüzde dökülen kana, kirletilen namuslara, yok edilen nesillere, hiçbir emniyetin kalmadığı İslam Dünyasına ne faydası var? Diye sormak lazım!

 

Bize: “Allah’ım bize dünyada da ahirette de hasenatı ver!” demeyi öğreten Rabbimiz, dünyada bize ölümü, gözyaşını, namusumuzun kirletilmesini, evimizden yurdumuzdan edilmemizi, her türlü emniyetimizi kaybetmemizi ihsan (!) etmiş olması muhaldir.

 

Mahmut Topbaş hoca; geçenlerde bir yazı yazmış ve ABD’ye ve Kral’a yalakalık eden Kabe İmamı Südeys’den mülhem:

 

“Babanın iki oğlu vardır.

 

Biri yaramaz mı yaramaz. Top oynar, cam kırar, yolda doğru gitmez, tenekeye tekme atar, derenin üstünden atlar, zıplar, dersleri de iyidir, öğretmeniyle de anlaşamaz, itirazları vardır.

 

İkinci çocuk, “Otur” dediklerinde oturur, “Kalk” deninceye kadar yerinden kalkmaz. Atlamaz, hoplamaz, zıplamaz, top oynamaz, denileni yapar, verileni yutar.

 

Mahallenin akıldaneleri babayı yönlendirirler: “Şu hayırsızı üniversiteye gönder, bu iyi okur, yırtıcı mahluk gibi işini bilir ve sana da faydası olur.

 

Bu sessiz sakin, pasif çocuğa gelince bunu da “Hafız yap” diye nasihat ederler.

 

İşte bundan dolayı dini hizmetlerde bulunanlar, birçok imkâna sahip olmalarına rağmen başarılı olamıyorlar.”

 

Diye özetliyor.

 

Muhterem hocamız iyi hoş diyor da, “yaramaz(!) ama zeki çocuklarımızı İslami ilimlere yönlendirdik diyelim, ya bu yaramazlar ictihad ediyorum, demeye kalkışırlarsa bunlara neler yaparız!

 

Bunlar malum diğerleri gibi “otur!” deyince oturmayan, “kalk!” deyince kalkmayan çocuklar. İnadına, burnunun dikine giden, inandığını söyleyen, sınır tanımayan çocuklar. Hz Ömer gibi, vahiy aldığını bilmesine rağmen Hz. Peygamber karşısında, takır takır fikrini söyleyen tipler. Hz. Peygamberin ise O’nun bu özgüvenine karşın kendisinden uzaklaştırmak yerine en yakın istişare halkasına dâhil etmesine ne demeli? Eğer bu gün, toplumun vahiy almayan Allameleri (!) karşısında birileri çıkıp da yanlış söylüyorsun dese başına neler gelir?

 

Ne zaman ki; “yanlış söylüyorsun!” dendiğinde, gizlide saklıda değil, herkese hitap ettiği minberinden, Hz. Ömer’in hatasını hatırlatan kadına: “kadın doğru söyledi, Ömer yanıldı!” diyebilen ilim ehli yetiştirebilir ve o düşünce özgürlüğünü getirebilirsek işte o zaman İslam dünyasının skolastik engizisyon mahkemeleri kapanmış, kendi dünyamızı Ömer cesaretiyle, yeniden sorgulayarak imar etmeye başlamışız demektir.

 

Selim aklın ve kalbin eşlik ettiği Allah’ın selametinde kalın!

Yorum Ekle
Yorumlar
Abdüllatif Ekici

01.10.2017

Ömer hocam yazınızi zevkle okudum ve çok beğendim. Allah başarı nasip etsin.Amin
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye