İslâm, Devlet Dükkânında Satılan Mal Değildir!

29.07.2018
Mehmet Yavuz AY

Çağlar boyunca yüce Allah’ın peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği dinin başına nelerin getirildiğini biliyoruz.

Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’nın, gücünü hakikatin emrinde kullanmayan devlet ve ona yardakçılık yapan din adamı kılıklı çıkar şebekesince nasıl katledildiğini…

Hz. İsa ve taraftarlarına; Allah’ın mesajı, diledikleri ve razı olduğu dini bozan Yahudileşmiş din adamlarının kışkırtması ve işbirliğiyle, Roma İmparatorluğu güçlerinin neler yaptığını…

Putperest Roma’nın kabul ettiği varsayılan Hıristiyanlığın, Allah’ın dininden ne denli uzaklaştırıldığını…

Modern dönem Batı medeniyeti Hıristiyanlığının, toplum ve devlet aklıyla, Hz. İsa’nın dininden nasıl ayrıştığını, Hz. İsa gelse, herhalde çağrısının kabul görmeyeceğini…

‘Isırıcı Melikler’ dönemiyle aziz İslâm’ın başına nelerin getirildiğini…

Emevîlerden Osmanlılara ve diğer irili ufaklı Müslüman devletlere kadar hiçbir iktidar, sonuna dek İslâm’ın emrettiği çizgide olmamışlardır.

Kutlu Kitabımızın evrensel çağrısı, önünü kesecek bir devlet aklıyla her zaman karşı karşıya gelmiştir.

Yüce Allah’ın gönderdiği din, hukukî uygulamaları farklı olsa da tek bir dindir.

Gelin hep birlikte dürüst olalım.

Takiye ve yalan perdelerinin arkasına sığınmadan, etnik, mezhebi, siyasî anlayışlarımızın katı yandaşlığından sıyrılarak özeleştiri yapalım.

Derdimiz birbirimizi cennete ya da cehenneme göndermek olmasın. Hüküm sahibi Allah’tır. İnsan olarak bizim ancak kanaatlerimiz olabilir.

Kullanımı albenili olsa da hiçbir devlet, ‘İslâm Devleti’ etiketi taşıyamaz. Olsa olsa Müslümanların devleti olabilir.

İslâm toplumları tarihte büyük kırılmalar yaşadılar: Hilafetin saltanata dönüştürülmesi, Moğol istilası, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı.

Ve günümüz modern, seküler, pagan Batı uygarlığının küresel hakimiyetinin esaret dalgaları…

Maddeci Batı uygarlığının gücü; imanımızı, ahlâkımızı, düşünce ve tasavvurlarımızı iyice gölgeledi.

Kutlu Kitabımızla yolculuğumuz yok artık.

Tarihe gidiyoruz ama orada kalıyoruz. Hakikatin ışıklı yolunu günümüze taşıma mecalimiz yok.

Yüzlerce yıl öncesinin siyasi, sosyal, kültürel, mezhebi gerçekliklerinin içinden sıyrılarak günümüze gelemiyoruz.

Batı uygarlığının kelime ve kavramlarıyla öyle ıslanmışız ki, aziz İslâm’ın çağlar üstü mesajını kendi zamanımızın idrakine sunamıyoruz.

Değer ve nesne üretmeden, sloganik söylemle günümüzü karanlıklardan aydınlığa çıkaramıyoruz.

Ve bugün, Türkiye özelinde farklı bir tartışma boyutuna geldik.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası din-devlet ilişkilerinde, kimi eski İslâmcıların da dahil olduğu dayatmalara şahit oluyoruz.

Dün lâik darbecilerin, İslâm demeyip irtica diyerek, dini devletin kontrolünde tutma ‘topyekûn savaş’ı vardı.

Bugün çok daha ironik, trajik bir gerçeklikle mi karşı karşıyayız?

İktidara yakın kimi yazar ve gazetecilerin yazılarıyla, 15 Temmuz’u bahane ederek, İslâm demeyip cemaat/tarikat diyerek, dini devletin yedeğine alma operasyonu mu başlatılıyor?

Bizde gelenek haline gelmiştir. Her mahalle, kendi çocukları eliyle terbiye edilir.

Yeni Şafak yayın yönetmeni kimi tehdit ediyor? Nerede hizalanmamızı istiyor? İslâm’ı, devlet dükkânında satılan bir mal; devleti, İslâm üzerinde tasarruf sahibi gibi mi görüyor?

Elbette bu soruları sorarken, İslâmî olduğu iddiasındaki yapıların güzellemesini de yapıyor değiliz. Çok temel yanlışlar, eksiklikler, saplantılar, bölünmüşlükler, taassuplar, hurafeler, kitap ve sahih sünnetten uzak anlayışlar var. Bunların hiçbir bahanenin ardına saklanmadan düzeltilmesi lâzım. Mümince bir çizgimiz olsaydı, zillet içinde yaşamazdık.

Bunun yanında sorgulanması gereken hayati bir mesele daha var: Müslümanların iktidarda olduğu yeni devlet yapılanması, İslâm’ın öngördüğü hakikatin neresinde?

Jakoben laikliğin toplumsal dayatmaları nasıl yanlışsa, Müslüman iktidarların bir mezhep, meşrep, gurup dayatması da o denli yanlıştır.

Diyanet, gerçekten her yönüyle İslâm’a uygun ve özerk bir yapımı ki, cemaatleri onun gözetimine vereceğiz?

Mutezile ve Vahhabiliğin devlet mezhebi haline geldiğinde nasıl bir zulüm aracına döndüğü unutulmamalı.

(…) Vahhabîliğin, Müslüman toplumun kendi değerlerine dönüp yeniden doğrulmasını amaçlayan manevî yüklemi, onsekizinci yüzyılda kurulan ve ondokuzuncu yüzyılın başlarında Arabistan’ın büyük bir kısmını hükmü altına sokan Suudî Krallığı’nın siyasî amaçlarıyla bitiştiği andan itibaren gücünü kaybetti. Muhammed İbn Abdülvahhab’ın izleyicileri siyasal güce ulaşır ulaşmaz, hareketin özündeki sağaltıcı düşünce giderek mumyalaşmaya yüz tuttu; çünkü ne doğru düşünce iktidarın aleti olabilir, ne de iktidar, sonuna kadar doğru düşüncenin hizmetinde kalmaya razı olur. (Mekke’ye Giden Yol, s.212, Muhammed Esed, İnsan Yayınları, İstanbul, 2003).

İktidara düşen; kitaba, sahih sünnete uyan din anlayışının önünü açmak, halkın özgürce dinini yaşamasını temin etmektir. Dayatmalarla yanlışları düzeltemeyeceğiniz gibi, hakikati de öğretemezsiniz.

"Devletin dini adalettir, dinin devleti de özgürlüktür" diyor Hz.Ali
 

29.07.2018

Yorum Ekle
Yorumlar
H. ÇELİK

31.07.2018

-Yazının konusu farklı başlıklarda incelenmesi gereken birkaç farklı konu olsa da, bu konu alanlarında fazla derinliğe inmeden, dağıtılmadan, özden sapılmadan ölçüsünde derli toplu bilgiler ile yetinilmiş. Ana fikri ise kanımca, yazıda geçen " Mümince bir çizgimiz olsaydı, zillet içinde yaşamazdık." cümlesi. Umarım yazar bu cümleye sorulacak "asırlar boyunca neden mümince bir çizgimiz olamıyor?" sorusunu da bir başka yazıda cevaplar. Teşekkürler. Yüreğinize sağlık...
Ş. Demir

31.07.2018

Hocam kaleminiz her daim keskin olsun. Yine ağır bir imtihan ve süreçten geçiyoruz. Allah'tan bize izzeti nasip etmesini diliyoruz.
E. Aslan

31.07.2018

Allahım razı olsun hak birdir haktan uzaklaştıkça kişi ve kurum kuruluşlar kendini hak olarak görürmüş itaati Allah’a değilde kendilerine yapılmasını arzularmış.Abim dün ,bugün,yarın ders alınmadıkça aynı yanlışta israrla devam .Allahım yalnız ve yalnız yolundan ayırmasın . Ellerinden öperim Allah’a emanet
E. Hazıroğlu

31.07.2018

Yazı güzel yavuz kardeş yüregine sağlık. Kendi dindarliğıyla (Deist,Komenist veya başka bir hayat anlayışına yani dine sahip olan) ve kainatta yaşayanlara barış esenlik emniyet güven veren söylemlerimiz olmalı. ab herkesin Rabbi ise; Mesaji öğretisi evrensel olmalı diye düşünüyorum. "Rahmetin ilk kaynağı ve sürekli Rahmet veren Allahtir." Bu aynı zamanda Bismillahirrahmanirrahim'in Anlam merkezli mealidir-anlatımıdır.
E.Şahin

31.07.2018

Güzel bir yazı olmuş düşündürücü sağol abi
N. şahin

31.07.2018

(İktidara düşen; kitaba, sahih sünnete uyan din anlayışının önünü açmak, halkın özgürce dinini yaşamasını temin etmektir. Dayatmalarla yanlışları düzeltemeyeceğiniz gibi, hakikati de öğretemezsiniz.) .. Bu bölüme bayıldım.... Bir de size Peri’nçek’in cezaevi çıkışı sözlerini hatırlatmak isterim... (Buradan ilan ediyorum, Türkiye'yi bölenlerin iktidarını yıkacağız. Türkiye'yi birleştirenlerin iktidarını kuracağız. Tayyip Erdoğan'ların, Abdullah Gül'lerin, Fethullah Gülen'lerin iktidarını, hepsini birden yıkacağız. Kınından çıkmış bir kılıç gibiyiz. Hazırız. Görevlere hazırız. Göreceksiniz, Türkiye'miz aydınlıklara, feraha ilerleyecektir. Koşullar çok güzel. Suriye'yi bölemediler. Irak'ı bölemediler. İran dimdik ayakta. Ukrayna'da amaçlarına ulaşamadılar, berbat olacaklar.") (Bölünmüş Türkiye manzarası... Dervişler, müritler, cemaatler Türkiye'si manzarası. Bunların hepsinin kökünü kazıyacağız.").... Elinize sağlık iyi günler
Z. Görücü

31.07.2018

Evet sivil din ve adaleti mahza
B. Özcan

31.07.2018

Bugüne kadar başımıza gelenler devletin dini kontrol altında tutmak istemesinden geldi. Bundan sonraki yeni versiyon bize ne sunacak ki. Senin tespit buyurduğun gibi daha kötü olmayacağının garantisi var mı. Çözüm zihinlerimizin özgürleşmesinde, yeni versiyon vesayetlerde değil. Allaha emanet ol.
ERDOĞAN DÖNMEZ

30.07.2018

Yine çok güzel bir yazı olmuş. Yüreğinize, bilgeliginize sağlık.
Aydın yalcın

30.07.2018

Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş
Mahmut Ay

30.07.2018

Diyanet görevini yapsa, cemaat Ler bu kadar öncü göreve soyunmaz.
Ali dilsiz

30.07.2018

Yine güzel yazmış. Allah çizgisini haktan ayırmasın
Arif yazıcı

30.07.2018

Çok güzel bir yazı
Ali Dilsiz

30.07.2018

Yine, ülkeyi idare edenlere yapıcı bir üslupla ve çok doğru bir uyarıda bulunmuşsunuz. Allah(c.c) razı olsun ve çizginizi haktan ayırmasın.
Hüseyin Çolak

30.07.2018

Adil devletin temel taşlarını anlatan çok güzel bir yazı olmuş elinize yüreğinize kaleminize sağlık
Yahya ÖZTÜRK

30.07.2018

İktidarı daima kendi ellerinde bulundurarak devleti kutsayan anlayışların ,topluma işlerine geldiği şekilde bir islami gömlek biçip giydirmeyi hedefleyen projelerine yönelik tehlikeye dair güzel bir yazı. Eline kalemine sağlık kardeşim.
Hakan ŞİMŞEK

30.07.2018

"Devletin dini adalettir” der İmam Ali ve ekler “dinin devleti de özgürlüktür” diye." 24 ayar tespitler bunlar... Yeni bir Turkiye ve yeni bir Devlet aklının oluştuğuna ve kimi aklı evvellerin oluşan bu akla eski paradigmaları enjekte etmeye çalıştığına şahit olduğumuz şu günlerde, Hikmetle ortaya konmuş altın öğütler bunlar... Cenab-ı Hak te'sirini hâlk eylesin... Yüreğinize, kaleminize sağlık...
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları