Mehmet Yavuz AY / İnsanlığın Vicdanı Olmak
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

İnsanlığın Vicdanı Olmak

21.01.2018

Mehmet Yavuz AY/İnsanlığın Vicdanı Olmak Mehmet Yavuz AY

Arapça’dan isim olarak dilimize yerleşen vicdan, lügat anlamı itibariyle şöyle tanımlanıyor:

 

1. İyiyi kötüden, hayrı şerden ayırmayı sağlayan iç duygu, ahlâk şuuru 2. His, duygu 3. Din, inanç.

 

İnsanı insan yapan bir değer olarak vicdan, Allah’ın kalbimize yerleştirdiği eşsiz bir mücevher.

 

Nurettin Topçu’nun eşsiz ifadesiyle, “Vicdan, Cenab-ı Hakk’ın kalbimizdeki sesidir.”

 

İnsanlık tarihinin büyük yıkımlara sebep olan savaşlarının toplam bilânçosu, 19 ve 20. yüzyıl savaşlarının korkunç sonuçlarının yanından yöresinden bile geçemez.

 

17. yüzyıldan itibaren çıkışa geçen Batı Medeniyeti’nin, 1918 Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışını müteakip dünyanın tek hâkimi olması, insanlığa ne kazandırdı sorusunu sormalıyız.

 

Soruya ilişkin akıl yürütmelerimize geçmeden önce, 19 ve 20.nci yüzyıl Batı egemenliği dünyayı nasıl bir tabloyla karşı karşıya bıraktı, kısaca bakalım:

 

1850-1864 yılları arası Çin-Taiping Ayaklanması’nda  20-30 milyon insanın öldüğü ifade ediliyor. Çin ordusuna Amerikalı daha sonra İngiliz bir subay komuta ediyor.

 

1914-1918 Birinci Dünya Savaşı’nda 17 milyon asker ve sivil hayatını kaybetmiş.

 

1918-1922 Rus İç Savaşı’nda 12.5 milyon insan toprağa düşmüş.

 

1939-1945 İkinci Dünya Savaşı’nda 60-65 milyon insanın telef olduğu kayıtlara girmiş.

 

6-9 Ağustos 1945’de Hiroşima ve Nagazaki’ye, büyük cani Amerika’nın attığı atom bombaları ile 360.000 Japon’un öldüğünü, onbinlercesinin sakat kaldığını da not edelim.

 

Çok genel bir sınıflandırmayla Batı’nın madde, Doğu’nun manayı temsil ettiğini varsayarsak;  Batı egemenliğinin talancı, hazcı yapısı; kalbi, vicdanı, ruhu kararttı.

 

Hz. Musa’nın dinini bozup Siyonistliği benimseyenler, Hz. İsa’nın tevhid dinini teslise çevirenler, merhamet duygularını yitirerek, kalplerindeki mahkemenin sesi olan vicdanın üstünü örterek, yeryüzünü kana, zulme, gözyaşına, talana boğdular.

 

Arnold J. Toynbee’nin belirttiği gibi Batı Medeniyeti, 25 medeniyeti fosilleştirerek ya da yok ederek ortadan kaldırmıştır.

 

Devleti yıkılmış, hilâfeti kaldırılmış, farklı etnik yapıları birbirine düşürülmüş İslâm Medeniyeti hâlâ Batı’nın tek düşmanı. Çünkü Müslümanlar, fert ve toplum olarak İslâm’ı yaşamaya devam ediyorlar.

 

İmamesi kopmuş tespih taneleri gibi dağılmışız dünyanın dört bir yanına.

 

Dünya petrol rezervinin % 58’ine sahibiz. Doğalgaz, bor ve toryum gibi enerji kaynakları daha yüksek oranlarda Müslüman coğrafyada bulunuyor.

 

Bütün Müslüman coğrafya, Batı tarafından işgal edilmişken; yeraltı, yerüstü kaynakları acımasızca talan edilip kullanılırken, ülkelerimiz emperyal, maddeci, pagan Batı Medeniyeti’nin doğulu-batılı ülkelerince nüfuz alanı olarak paylaşılmışken, 21. Yüzyıl savaşları niçin bizi kasıp kavuruyor?    

 

Batılılar, kendi ülkelerinde alt kimliklerin kullanılmasını asla kabul etmezken; biz Müslümanlara neden Türk- Kürt- Arap- Fars gibi etnik, Şiî- Sünnî gibi mezhep eksenli dinî kimlikli üniformalar giydiriyorlar? Haydi onlar bunu yaptı. Biz bu üniformaları sırtımıza geçirip içinde yaşadığımız sanal devletlerin biçimsel göstergeleriyle bağımsızlık şarkılarını nasıl söyleyebiliyoruz?

 

Dünya beşten büyük ama, halkı Müslüman devletler beşten küçük!

 

 

Gökyüzü ile irtibatı bozulmuş dinler dahil tüm yeryüzü dinleri, devletsiz, güçsüz, desteksiz yaşayamazken; biz Müslümanlar Allah’ın sonsuz merhametiyle fert ve toplum düzleminde yaşamaya devam edebiliyoruz. Devletimiz, özgür kaynaklarımız, silâhımız, teknolojimiz, kültürel bağımsızlığımız olmasa da… İşte Batı’yı tam da bu çıldırtıyor.

 

Gri alanların belirsizliğine kapılsak, pagan Batı toplumuna benzemeye çalışsak, yakın hayatı çok sevip ölümden korksak da… Büyük bir mucizeyle gelen her günün seher vakitlerini yatakta geçirsek de Batı’nın bizden istediği bir şey var : VİCDANIMIZ!

 

Vicdanımızı teslim etmedikçe bizden memnun olmayacaklar. Vicdanın, yeniden dirilişin merkez üssü olduğunu biliyorlar. Yüce Yaratıcının içimizdeki sesini bastırmış olabiliriz ama bütün bütün onu yitirmedik.

 

Vicdanını kaybetmiş fert ve toplumlar, nesilleri ve kültürü acımasızca tahrip etmektedir. Vicdansızlığın kaos ve tahrip gücü öyle bir akıl tutulmasına geçit verir ki, birbirlerini yemeğe başlarlar.

 

Yukarıda örneklediğimiz 19 ve 20.yüzyıl savaşlarında en az 110 milyon insan hayatını kaybetmiştir.

 

Gelin Vicdanımıza sahip çıkalım!

 

Dünyanın topyekûn dengesini kaybetmesinin sebebi biz Müslümanların yapıbozumuna uğramasıdır. İçimize serptikleri fitne tohumlarıyla, içimizden devşirdikleri kendileri gibi kara vicdanlılara kurdurdukları terör örgütleriyle İNSANLIĞIN SON KALESİ VİCDANIMIZA saldırıyorlar.

 

Yetmiyor, 5 yaşından 50 yaşına dek milyonlarca Müslümanın oynamasını sağladıkları bilgisayar oyunlarıyla Merhamet Medeniyeti’nin çocuklarını katil sürülerine, ölüm makinelerine, duygusuz robotlara çeviriyorlar. Naklen yayınlanan savaşlar, ölümler çığlıklar yıkımlar, bir oyun kadar etkilemiyor bizi…

 

Nerde Aliya, nerde Ömer Muhtar! “Düşmanlarımız bizim öğretmenimiz olamaz!” diyen…

 

Seküler, pagan Batı Medeniyeti putlarının oyun sahasına dönen dünyayı, onların araçlarıyla aslına döndüremeyiz.

 

İnsanlığını, merhametini kaybetmiş; vicdanını karartmış Batı’nın oyuncak putlarını bir kenara bırakıp, haydi Vicdan Kalkışmasına! İnsanlığın kurtuluşu bizim dirilmemize bağlı.

 

Haydi: Yeniden insan olmaya! Yeniden iman etmeye! Yeniden insanlığın Vicdanı olmaya!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05