22 Ekim 2019 Salı •

İlmin ve Alimin Değeri

02.07.2018
Osman KAYAER

Fuat Sezgin’in ölümü vesilesiyle ilme ve ilim adamına verdiğimiz değer üzerinde biraz durmak iyi olacaktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fuat Sezgin’in cenaze namazına katılmış olmakla çok önemli bir iş yapmıştır. Çünkü halk zihninde ilim ve ilim adamının değeri neredeyse yok mesabesindedir. Çevremizdeki nice üniversite mezununun tahsil hayatından sonra bir tek kitap sayfası bile okumadığını övünerek söylediğine büyük bir üzüntü ile defalarca şahit oldum maalesef.

Erdoğan, Fuat Sezgin’in cenaze namazına katılmış olmakla ilme ve ilim adamına verilecek değer konusunda örnek bir davranışta bulunmuştur.

Medya organlarının ilim adamına verdiği değer, sanki çok matah bir şey yapıyormuş gibi moda haline getirdiği “bilim insanı” tabirinden ibarettir. Halbuki Türkçede kelimelerin erillik yada dişillikleri yoktur. Yani “ilim adamı” tabiri içinde hem erkek alimler, hem de kadın alimler yer alır. Bu yüzden ucube bir tabir olarak “bilim insanı” demeye gerek yoktur. (“Bilim insanı” tabiri bende mizahi bir duyguya sebep oluyor, her nedense ve aklıma “Bilim hayvanı” tabiri geliyor. Bu durum, Marksizm’in insanı “sosyal bir hayvan” olarak tanımlamasından mülhem olsa gerek.)

Pursaklar Belediyesi’nde başkan yardımcısı olarak görev yaptığım yıllar boyunca her sene “anadolu lisesi” ve “fen lisesi” birinci sınıf talebelerini İstanbul’a, kurulmasına rahmetli Fuat Sezgin’in önayak olduğu “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”ni ziyarete gönderdim. Bundan maksadım ise çocukları ilme, teknolojiye ve araştırmaya yönlendirmek ve bir özgüven kazanmalarına katkıda bulunmaktı. Çünkü okullarda bütün buluşların batılılar tarafından yapıldığı öğretiliyor ve adete bizler geri zekalı muamelesi görüyorduk. İlahiyat fakültesindeki pek çok hocamız bize müsteşriklerin İslam kaynaklarına bizden daha çok vakıf olduklarını anlata anlata bitiremiyorlardı. Oysa Yahya Kemal, “Renan Müdafaanamesi” adlı küçük risalesinde durumun hiç de böyle olmadığını açık biçimde göstermişti. Ayrıca oryantalizm üzerine yapılmış çalışmalar ve neşredilmiş kitaplar, batılıların İslam’ı anlama konusunda iyimser bir bakışla bile ne çok yanılgılar taşıdıklarını göstermektedir.

Bir toplum olarak, tarihe yeniden müdahil olmak istiyorsak, en çok değer verdiğimiz şey, ilim ve alim olmalıdır. Bizim geleneğimizde ümera, ülemanın ayağına gider ve onun tavsiyelerine uyardı. Bu sayede rahmetli Fuat Sezgin’in haklı olarak bize göstermeye çalıştığı, geçmişteki ilimi başarılarımız ortaya çıkmıştı.

Halbuki şimdi, toplum zihninde paradan daha değerli bir şey yok. Her zaman verdiğim misal şudur: Bir yere bir alim ve bir zengin aynı anda geldiğinde biz alimin değil de zenginin etrafında pervane oluyorsak kaybetmişiz, zenginin değil de alimin etrafına toplanmış isek kazanmışız demektir.

Yıllar sonra öğretmenliğe geri döndükten sonra yaptığım işlerden biri de istidaatlı gördüğüm bazı öğrencilerimi yanıma alarak alim ziyaretinde bulunmak olmuştur. Bundan maksadım ise onlardan birini yada birkaçını ilme yönlendirebilmekten başka bir şey değildir.

Buradan öğretmenlere ve velilere çocuklarını İstanbul Gülhane Parkı içinde olan “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”ni ziyarete götürmelerini tavsiye ederim. Böylece hem Fuat Sezgin hocayı yad etmiş, hem de çocuklarına ilmi sevdirme konusunda bir girişimde bulunmuş olacaklardır.

Son söz: Fuat Sezgin’e Allah’tan rahmet, gelecek nesillere de tıpkı onun gibi “ilim aşkı” dileriz,

Yorum Ekle
Yorumlar
Ali DEDE -İstanbul

03.07.2018

İlim insanlarına varlığında gereken ihtimamı gösteremediğimiz tespitinize katılıyorum. Bunun yanında çabalarınızı taktir ediyorum. İyi ki varsınız. Allah imkanlarınızı ve sayılarınızı artırsın diye dua ediyorum. Rol model olsun, Örnek olsun ve karamsarlık olmasın diye sizin gibi kendi imkanları dahilinde elinde gelenleri yapmaya çalışanların varlığını da unutmamak lazım, benzer çalışmaları da hatırlamak lazım. Bu cihetten benzer çalışmalardan birini de ben paylaşmak isterim Bir kamu şirketinde çalışmakta iken sorumluluk alanım dahilinde kurumda uzun dönem staj yapan 230 lise son sınıf öğrencinin İslam Bilim Tarihi Müzesi ile tanışmasını, Fuat hocanın hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi almasını temin etmiştim. Ayrıca aynı stajyerler için piknik düzenlemiş, piknikte Ali Fuat Başgil'in "Gençlerle Başbaşa" kitabını okumalarını ve bu kitaptan sorulardan oluşan bilgi yarışması düzenlemiştik. Yazınızdan da görüyoruz ki batılılar bu çalışmaları bizlerden daha iyi takip ediyor. Tabii bizde de hep kötü örnekler yok, sizin gibi iyi örnekler de var. Bunun yanında az da olsa iyi örnekleri görünür kılmak ve çoğaltmak gerekmektedir. İmkanı olan herkes elinden geldiğince ilim ve düşünce sistemine katkı sunacak faaliyetlerden geri durmamalıdır. Herkes elindeki imkanlardan hesaba çekilecek.
Dürümiye / Lezzete Davetiye