İlahi Vahyin Zamansal ve Toplumsal Gerçekliğe Tekabuluyeti (3)

15.10.2018
Mehmet Yaşar SOYALAN

“İslam’ın Güncellenmesi” Tartışmaları Bağlamında

İlahi Vahyin Zamansal ve Toplumsal Gerçekliğe Tekabuluyeti  (3)

Önceki bölümdeki tespitler ve yargı ifadeleri başlığı altında listelediğimiz Kur’an’daki evlilikle ilgili ifadeler indiği dönemin kadın erkek ilişkilerini hem bireyler bazında hem de toplumsal hayattaki yansımaları bağlamında tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. Erkeklere yönelik ifadelerle kadınlara yönelik ifadeleri kıyasladığımızda, kadına, dönemin toplumsal gerçekliğinin bir tezahürü olarak erkek üzerinden hitap edilmektedir. Erkek belirleyici bir role, kadın belirlenen, edilgen bir role sahiptir. Erkek, kadını seçen, onun için gerekli olanı tayin eden bir otorite konumundadır. Evlenmenin olmazsa olmazı olarak vaz edilen ve kadının hakkı olarak ifade edilen mihr konusunda da kadına her hangi bir söz hakkı tanınmamaktadır. Mihr miktarını “örf” ve erkeğin kendisi belirlemektedir. Hem ilgili ayetlerin ifade biçimi hem de ayetlerin içeriğinde, kadın, kocasının veya ailesinin/ babasının veya erkek kardeşinin vesayetinde reşit olma aşamasını henüz tamamlamamış bir şekilde tasvir edilmektedir. Yani erkek “reşit” bir birey, kadın ise başkasının kendi adına karar verdiği vesayet altındaki bir kişilik olarak (erkeği tamamlayan, onun yardımcı bir unsuru gibi) görünmektedir. Kadın çok istisnai olarak sadece birkaç ayette doğrudan muhatap alınmakta ve ona dolaysız olarak hitap edilmektedir. Bunlar da onun toplum içindeki konumundan çok Allah karşısındaki kulluk durumu ile ilgilidir. Bir de günümüzde karşılığı olmayan, uygulama alanı bulunmayan “Evlendikten sonra zina yaparlarsa, köle kadınlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır (Nisa:4/25)” gibi hükümlerin varlığı, bizi bu ahkâmın yerel ihtiyaca binaen nazil olduğu kanaatine sevkediyor.

Şimdi de boşanma ile ilgili ayetleri aynı yöntemle okuyup tasnif edelim. Bu ayetlerde boşanma bağlamında kadın erkek ilişkisinin nasıl tasvir edildiğine ve evlilikte Allah’ın hadlerine/sınırlarına riayet edilememesi durumunda boşanmanın bir seçenek olarak sunulduğu ayetlere bir göz atalım.

Boşanma ile ilgili tespitler ve yeni düzenlemeler

1- Kadınlar iddet/bekleme süresince -apaçık bir fuhşiyat yapmadıkça- boşanmış oldukları kocalarının evlerinden dışarı çıkmadan bekleyecekleri (Tahrim:65/1),

2- Boşanırken iki âdil kimsenin/erkeğin şahit tutulacağı (Tahrim:65/2),

3- Boşamanın iddet/bekleme süresi sonunda yürürlüğe gireceği (Tahrim:65/1),

4- Karıları ile birlikte olmayacaklarına yemin edenlerin dört ay bekleyecekleri, bu süre içerisinde isterlerse geri dönebilecekleri (Bakara:2/226),

5- Boşanmanın korkulacak bir şey olmadığı (Bakara:2/227),

6- Bekleme/iddet süresi içerisinde kocaların, karıları ile aralarını düzelterek onları geri almada öncelikli bir hakka sahip oldukları (Bakara:2/227),

7- Kadınların erkekler üzerinde, erkeklerin de kadınlar üzerinde hakkı bulunduğu ancak erkeklerin hakkının bir derece fazla olduğu (Bakara:2/228),

8- Boşanmış kadınların kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) bekleyecekleri (Bakara:2/228),

9- Kocaları iddet süresi içinde barışmak isterlerse, kadının ve ailesinin  itiraz hakkının olmadığı (Bakara:2/228),

10- İki boşamadan/ talaktan sonra boşanan hanımla bir daha evlenilemeyeceği (Bakara:2/229),

11- Kadın evlilikten kurtulmak için boşanmak isterse, kocasının verdiği mihrden vazgeçebileceği, hatta kocasına fidye verebileceği (Bakara:2/229),

12- Boşama (üçüncü defa) gerçekleştiğinde, kadın, bir başkasıyla nikâhlanmadıkça eski kocasının onunla evlenemeyeceği (Bakara:2/230),

13- Bekleme/iddet süreleri biten kadınların evliliğinin devamına veya bitip evden gönderilmesine karar vermenin erkeğin iradesinde/uhdesinde olduğu (Bakara:2/231),

14- Kocaların, boşama haklarını kötüye kullanarak eski eşleri nikâhı altında tutmaya devam edebildikleri, boşadıkları kadınların haklarına tecavüz edip onlara zarar verebildikleri, Kur’an’ın bu durumu hoş görmediği (Bakara:2/231, 232),

15- Eski kocaları veya aileleri tarafından kadınların yeni evlilik yapmalarının engellenebildiği (Bakara:2/232),

16- Boşanmış annelerin, kocalarının izin vermesi durumunda, çocuklarını iki yıl süreyle emzirebilecekleri, bu süreçte annenin ihtiyacının çocuğun babası tarafından karşılanacağı, ancak baba isterse başka bir sütanne tutabileceği, çocuğu annesine emzirtmeyebileceği (Bakara:2/233, Talak:65/6), (Yani çok eşliliğin yaygın olarak uygulandığı ve boşamanın çok kolay olduğu bir vasatta anneliğin kutsal bir şey olarak görülmediği)

17- Erkeklerin, evlenme isteklerini dul kadınlara, doğrudan söyleyebildikleri (Bakara: 2/235),

18- Dokunulmadan veya mihr belirlenmeden boşama gerçekleşmişse erkeğin gücüne göre bir ödeme yapabileceği (Bakara:2/236).

19- Boşama, mihr tespitinden sonra ancak dokunulmadan gerçekleşmiş ise mihrin yarısının kadınlarda kalacağı (Bakara:2/236),

20- Nikâhın düğümünün/bağının (iradesinin)  erkeğin elinde olduğu (Bakara:2/237),

21- Kocası ölen kadınların kocalarının evinde ancak kocalarının vasiyeti ile bir yıla kadar kalabileceği (Bakara:2/240),

22- Kadınların boşandıktan sonra geçimini sağlamakta sıkıntı çektikleri (Bakara:2/241),

23- Kadınların boşandıktan sonra geçimini sağlamalarına veya iş tutmalarına yardımcı olunması (eski eşi veya eski eşinin ailesi tarafından) gerektiği (Bakara:2/241, Talak:65/7),

24- Kadınların iddet sürelerinin tartışma/şüphe konusu olduğu ve Kur’an’ın iddet süresini üç ay olarak belirlediği (Talak:65/4-5),

25- Kadınların iddet süresince veya hamile iseler doğum yapıncaya kadar kocasının evinin bir tarafında iskân edilmesi gerektiği (Talak:65/6),

26- Boşama sonrasında çocuğun bütün velayet haklarının babaya ait olduğu, annenin bir hak talep edemeyeceği (Talak:65/6), (kutsal babalık anlayışının egemenliği)

27- Karıkoca arasında anlaşmazlık olduğunda erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem tayin edilmesi gerektiği (Nisa:4:35),

28- Zihar yemini şeklindeki boşamanın mevcudiyeti, ancak Kur’an tarafından lağvedildiği (Ahzap:33/4, Mucadele:58/1-2),

29- Eşlerine zina isnat eden erkeklerin yeminle dört defa şahitlik yaptıklarında zina suçunun sabit olacağı (Nur:24/6-7)

30- Erkeklerin eşleri dışında ellerinin altında bulunan cariyeleri ile cinsel ilişkiye girebildikleri (Mü’minun:23/5-6)

Yukarıdaki tasnifte görüldüğü gibi ilgili pasajlar/ ayetler ışığında nüzul dönemi geleneğinde boşamanın nasıl gerçekleştiğini, Kur’an’ın o döneme ait bazı uygulamaları nasıl tashih ettiğini ayrıntılı bir şekilde görmüş olduk. Boşama konusunda da erkek egemen bir yapının mevcudiyetini, temel belirleyicinin erkek olduğunu, Kur’an’ın yer yer yeni düzenlemeler getirdiğini, kadının mağduriyetin o dönem şartlarına göre büyük ölçüde giderildiğini, ancak Kur’an’ın düzenlemelerinin de erkek üzerinden yapıldığını, erkeğin bu konuda da belirleyici rolünün devam ettiğini görüyoruz. Dönem algısının bu konuda da kadını sorunun kaynağı olarak gördüğünü, bu konuların çözüme kavuşturulmasına yönelik bazı düzeltmelerin yapıldığına şahit oluyoruz. Ancak buralarda da erkeğin ayrıcalıklı halinin devam ettirildiğini, örneğin, karısının zina yaptığını iddia eden bir kocanın yeminle dört defa bu duruma şahit olduğunu söylemesi, hukuk önünde olayı gerçek kılabiliyor. Veya baba hala çocuğun bütün velayet hakkını elinde tutabiliyor, anneyi çocuğunu emzirmekten men edebiliyor vs.

Kadının Şahitliği Konusu

Kadının şahitliği konusu da İlahi vahyin nüzulü sırasında dönemin kadın tasavvuru hakkında açık ve net bilgiler vermektedir. Kadının özgür iradesi ile şahitlik yapıp yapamadığı yapsa bile erkek ile aynı şartlara haiz olup olmadığı soruları ilgili ayetler incelendiğinde net bir şekilde cevaplanabilmektedir.

Doğrudan kadınların şahitliğinden söz eden tek ayet Bakara Suresi 282. ayetidir. Diğer ayetlerdeki şahitlik ile ilgili ifadeler müzekker siga ile geneli/erkekleri muhatap alan ayetlerdir. Şimdi de kadının şahitliği ile ilgili ayetlere bir göz atalım.

 

Ey o bütün iman edenler! Muayyen bir va'de ile borçlaştığınız vakit onu yazın. … Şayet borçlu bir sefih veya küçük veya kendisi söyleyip yazdıramıyacak ise velisi dosdoğru söyleyip yazdırsın, erkeklerinizden iki hazırı şahid de yapın, şayet ikisi de erkek olamıyorsa o zaman doğruluğuna emin olduğunuz (rıza göstereceğiniz) şahidlerden bir erkekle iki kadın ki biri unutunca diğeri hatırlatsın, şahidler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar. … Siz yazanlar da az olmuş çok olmuş onu va'desine kadar yazmaktan usanmayın, bu, Allah yanında adalete daha muvafık olduğu gibi hem şahadet için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir… alım satım yaptığınız vakit de şahid tutun, … (Elmalılı, Bakara:2/282)

İlgili ayette, borç üzere yapılan bir alışveriş ile ilgili olarak bir ticari sözleşmenin veya mutabakatın yazılması zarureti ortaya çıktığında şayet iki erkek yoksa veya en az bir erkek ve diğer erkek yerine iki kadının şahitlik yapabileceği, yani iki kadının şahitliğinin ancak bir erkeğin şahitliğine denk gelebileceği ifade ediliyor. Yine ilgili ayetin sonunda doğrudan yapılan alışverişlerde de şahit tutmanın gerekliliği vurgulanıyor, şahidin de kâtibin de zarar görmemesi gerektiği ifade ediliyor.

Burada sonraki dönemlerdeki uygulamalar göz ardı edildiğinde ilgili ayetlerin dil ve üslubu çerçevesinde şöyle bir yorum yapılabilir: Bakara Suresi 282. ayetinde dışında, başka ayetlerde kadınların şahitliği ile ilgili bir ifade bulunmamaktadır. Bu ayetteki durum da istisnai bir durumdur. Zaruret durumunun ortaya çıkardığı bir ihtiyaç nedeniyle şahit olacak iki erkek bulunamadığı durumlarda şahitlerin birinin erkek olması şartıyla diğer erkek yerine iki kadının şahit olabileceği (“fein lem yekûnâ raculeyni fe raculun ve emraetâni mimmen terdavne mine şuhedâi”) ifade edilmiştir. Diğer durumlarda ise şahitlerin erkek olacağı vurgusu ön plandadır.

Günümüz ticaretinin, alış-veriş biçiminin ve ticari ilişkilerin, ticaret yapma şeklinin geldiği nokta ve boyut açısından bu ayetin bir bütün olarak günümüzde teknik olarak uygulamasının mümkün olup olmadığı tartışmasına girmeyeceğiz. Ancak toplumsal gerçekliğin/şartların bize kendi kurallarını, zorunluluklarını dayattığını dolayısıyla günümüzde ticari işlemlerin bu ayetin literal ifadelerine uygun olarak yapılmadığını ifade etmekle yetineceğiz.

Kadının şahitliği konusuna tekrar döndüğümüzde, ilgili ayette, şahitlikle ilgili hangi tespitlerin yapıldığına, hangi yargılarda bulunulduğuna geçebiliriz.

Şahitlik ile ilgili tespitler:

1- Şahitlik konusunda (veya ticari işlerdeki şahitlik konusunda) iki kadının şehadetinin bir erkeğin şehadetine denk geleceği (Bakara:2/282),

2- Alış veriş işlemlerinde sefih, küçük veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda olan birisinin uhdesinde olan ticari işlemlerin velisi aracılığı ile yapıldığı, yapılacağı (Bakara:2/282),

3- Ticari borç ilişkisinde bulunan taraflar açısından, erkeklerin şahitliğinin daha güvenilir ve ikna edici olmasından hareketle iki erkeğin varlığı durumunda; iki erkeğin şahit olacağı, erkeklerden birinin yokluğu durumunda bu erkeğe karşılık olarak iki kadının şahitliğinin gündeme geleceği, (Bakara:2/282),

4- Şayet bu şartları sağlayan, tarafların üzerinde uzlaşmaya vardığı iki erkek bulunamıyorsa, sadece tek erkek bulunabiliyorsa, bunun şahitliğinin geçerli/yeterli olmayacağı (Bakara:2/282),

5- Tek erkeğin yeterli bulunmayan şahitliğini desteklemek üzere, biri unuttuğunda veya yanıldığında diğeri hatırlatmak üzere iki kadının şahitliğine başvurulabileceği, (Bakara:2/282),

6- Ticari işlemler ile ilgili olarak erkeğin bulunmadığı durumlarda kadınların şehadetinden söz edilmediği, kadının şehadetinin, ancak bir erkeğin mevcudiyeti durumunda mümkün olabileceği, iki erkek yerine dört kadının şahitliğinden söz edilmediği (Bakara:2/282),

Kur’an’daki şahitlikle ilgili diğer ayetlere baktığımızda, kadın erkek ayrımı yapılmadığı hepsinin müzekker/eril siga ile erkek üzerinden dile getirildiği görülür. Bu ayetlerin bir kısmı şahitliğin anlamını, amacını ifade eden, sonuçlarına dikkat çeken, bu nedenle şahitliğin doğru yapılması gerektiğini ifade eden ayetlerdir (Bakara: 2/42, 283, Nisa:4/135, Maide:5/8, 106, Nur:24/4, Talak:65/2).

Kur’an’da şahitlik istenen bir diğer konu da zina yapanlarla ilgilidir. Zina yapanlara herhangi bir hukuki işlem yapılabilmesi için dört kişinin olaya şahitlik ettiğini ifade etmesi gerekir. Bunun dışında olayın taraflarının itirafı veya kocanın karısının böyle bir işe kalkıştığını iddia etmesi ile (kadının buna hâkim karşısında yeminle itirazı hariç) karara bağlanabilmesi mümkün olmaktadır (Nur:24/4-7). Zina olayına şahitlik edenlerin kimliği konusunda açık bir beyan olmamakla birlikte ifadeler eril kalıpla erkek üzerinden ifade edilmiştir. Bu ayetlerden doğrudan şahitlerin dördünün de erkek olması anlamı çıkarılabilir. Ki, pek çok klasik tefsirde yorumlar bu yöndedir.[1] Resul sonrası uygulama da bu yöndedir.

Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayan kocalar, doğru söylediklerine dört defa Allah’ı şahit gösterip, beşincisinde de yalancılardansa, Allah'ın lanetine razı olduklarını söylemeleri halinde, kadın buna itiraz etmezse, kadın zina yapmış sayılır. Aynı şekilde kadın da Allah’ı şahit tutarak kocasının yalancılardan olduğunu ve eğer yalansa Allah'ın lanetine razı olduğunu söylemesi ile atılan suçu geçersiz kılar (Nur:24/4-10). Kur’an’da ve gelenekte kocasının başka bir kadınla zina ettiğini gören bir kadına böyle bir hak tanındığına dair bir ifade bulunmamaktadır. Kadın ve erkeğin zina yapabildiğini ifade eden pek çok ayet bulunmasına rağmen (17.32, 23.7,70/31, 25/68,24/3, 26, 30), kocanın böyle bir suç işlemesi halinde suçun tescil edilmesinde kadına bir salahiyet verilmemiş görünmektedir. Erkeğin suçunu tescil etmek yine erkeklerin şahitliği ile mümkün olabilmektedir. Kadın en fazla kendisini temize çıkarabilmektedir. Bu durum o dönem kadınının aile ve toplum içindeki konumuna ışık tutmaktadır.

Şahitliğin konu edildiği bir başka ayet yetimlere mallarının şahit/şahitler huzurunda teslim edilmesini bildiren Nisa:4/6 ayetidir. Ayet metninden şahitlerin sayısı ve kimliği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak ifadelerin eril kalıpla erkek üzerinden ifade edildiğini söylemekle yetinelim.

Şahitlikle ilgili başka bir konu vasiyet ile ilgilidir. Vasiyetin iki şahit huzurunda yapılması gerektiği ifade edilmektedir (Maide:5/106-108). Bu ayetlerde şahitlerin sayısının iki olacağı ifade edilmiş iken şahitlerin cinsiyeti hakkında açık bir ibare kullanılmamıştır. Yine burada da hitap eril kalıpla erkek üzerinden yapılmıştır.

Bir de erkeklerin karılarını boşamaları sırasında iki şahit getirilmesi gerektiğinden söz edilmekte, ancak şahitlerin cinsiyeti konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Diğer ayetlerde olduğu gibi burada da hitap eril kalıpla erkek üzerinden ifade edilmiştir.

Devam edecek inşallah…

(Not: Bu makale Yetkin Düşünce Dergisinin 3. sayısında (Temmuz 2018) yayınlanmıştır.)

Yazarımızın Konu ile İlgili Yazısının Birinci Bölümü İçin Aşağıdaki Link'i Tıklayınız: 

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islam-in-guncellenmesi-meselesi-677

Yazarımızın Konu ile İlgili Yazısının İkinci Bölümü İçin Aşağıdaki Link'i Tıklayınız:

http://hertaraf.com/koseyazisi-islam-in-guncellenmesi-tartismalari-baglaminda-2-691


[1] Mukatil b. Süleyman, Tefsiri Kebir, c.1, s.510 (5/106), c.4, s.236 (65/2), İşaret Yayınları, İstanbul. Kurtubi, Ahmed b. Ömer, el-Camiu li Ahkam’il-Kur’an, c,6, s. 473-474 (Maide:5/106), c. 17, s.429 (Talak:65/2) Buruç Yayınları, İstanbul. Taberi, Ebu Muhammed b. Cerir, Taberi Tefsir, c.3, s. 434-439, (Maide: 5/106), c.8, s.329 (Talak:65/2), Hisar Yayınevi, İstanbul. İbn Kesir, Ebu’l-Fida İsmail, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, c.6, s.2520-2521 (Maide:106), c.14, s.7935-7939 (Talak:65/2), Çağrı Yayınları, İstanbul. Abduh, Muhammed, el-Menar, c.7.s335, Ekin Yayınları, İstanbul. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, s.5060 (Maide:5/106), s.1829 (Talak:65/2), Eser Neşriyat, İstanbul.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları