Hatır

20.07.2017
Ayşe Bilge Zerre

Arefe günü duyduklarım uykularımı kaçırmıştı. Değer verdiğim hocalar yine tartışıyorlardı. Ancak bu sefer durum biraz daha farklıydı. Sosyal medya üzerinden ve hayrete düşürecek bir üslup ile tartışıyorlardı.


Bir sonraki gün müslümanların bayramıydı. Mübarek Ramazan’ın sonuna gelmiştik. Müslümanlar ise ülkemin en çok tanınan ve takip edilen hocalarının birbirlerine hakaret ettikleri paylaşımlara yorumlar yapıyor, hocalarının açtığı yolda birbirleriyle mücadele ediyorlardı.


Saatler sonra ise Müslümanların Bayramıydı.

Değerli Hocalarım, edebiyat yapmıyorum. Duyduğumuz hüzün, size olan sevgi ve saygımızı ezip geçmeden nasıl anlatılır bilemiyorum.

İlahiyat mezunuyum. Öğretmenlik yapıyorum. Yıllarım sizleri dinlemek, seminerlerinize koşmak, yemek yaparken bile videolarınızı dinlemekle geçti.

Hakikate beni yakınlaştırdığınız için sizleri babamdan öte canımdan gördüm. Çünkü kanımla değil ilkelerimle bağlıydım hayata. Bu yüzden ömrünüzün bereketi için dualar bile ederdim. Görüş farklılıklarınız olsa da davanızda samimi olduğunuza inanır, hepinizi severdim.

Ama zaman geçti, takipçileriniz arttı, televizyon programları çoğaldı, sosyal medyadaki paylaşımlar farklılaştı, ilmi bir tartışma konusu olması gereken konular lise çağındaki çocukların gündemine kadar düşürüldü.. ve sizler, sizi kimlerin, ne dualar ederek dinlediğini unutarak, daha da keskin bir dille, şahıslara yönelik konuşmalar yapmaya başladınız

Tartışmalara uzak birisi değildim. Ankara ilahiyat mezunuydum, felsefede yüksek lisans yapıyordum. Ama ben bile kaldıramayacak noktaya gelmiştim. Sizden bir şey öğrenmenin heyecan ve mutluluğu kalmamıştı. Artık sadece halimize üzülüyordum. Son bir yıldır neredeyse hiçbirinizin konuşmasını duymak istemedim. Öğrencilerime beni mahcup ettiğiniz için kızıyordum sizlere. Çünkü gençler sizlerin tartıştığı ve hayatlarında şu an hiçbir yeri olmayan hadis tartışmalarını anlayamıyorlardı. Gördükleri sadece ortak bir zeminde konuşamayan hatta hiçbir şekilde biraraya gelemeyen din ulemamız, medyanın şeklini verdiği koca başlıklar ve onlar üzerinden yapılan yorum savaşlarıydı. Derslerim boyunca sizlerin tartışmalarının doğallığını, insaniliğini, ilmin ilerleyişinin bunu kabul edilebilir kıldığını, farklı görüşlerin gerçeğe ulaşmayı ve ufkun genişlemesini kolaylaştırdığını anlattım.
Evet, bunlar doğruydu. Ama ne kadar gerekliydi? Bizden aldıkları kazandırdıklarından fazla değil miydi? Ya da başka türlüsü mümkün değil miydi?



Belki bu olanlardan ne kadar etkilendiğimizi bilmiyorsunuzdur. Belki sosyal medyaya vakit ayıramıyor, sizlere küfreden, sizleri tekfir eden paylaşımlardan hiç haberiniz yoktur. Varsa da, eminim ki nefsinize ağır gelmiyordur. Ama lütfen gelsin artık. Çünkü ümmetin nefsine ağır geliyor. Bir hadis yüzünden, bir ayet yorumu yüzünden, bir bilimsel veri yüzünden birbirimize giriyoruz hocam. Bize bunu yapmayın.

Biliyoruz, doğrunun bilinmesini istiyorsunuz. Biliyoruz, bazılarınız dinin aslını korumaya çalışırken, bazılarınız asıl olarak anlatılan şeylerin dine eklenen hurafeler olduğunu göstermeye çalışıyor. Ama inanın, tartışmalarınız üzerinden bu yaptığınızı anlayabilecek kesim zaten belli bir bilinç ve birikime sahip kişilerden oluşuyor. Onlar da hepinizi dinleyip doğru olarak gördüğünü alıyorlar. Yani demek istiyorum ki, sizler sesinizi yükselttiğinizde, birbirinize hakaret ettiğinizde, cahillikle suçladığınızda, biraraya gelmediğinizde, birbirinize gülmediğinizde, “ Ben, bu sebeplerden dolayı böyle düşünüyorum ” deyip, tartışmayı bırakmadığınızda bizlere daha faydalı olmuyorsunuz.

Allah’ı inkar eden kafiriyle oturup konuşuyoruz ancak sizlere tabi olanlarla oturup, sizler hakkında konuşamıyoruz. Birbirine düşman, birbirini kafir ilan eden gruplarınız var artık, farkında değil misiniz Hocam?

Bu kadar mı zor bir konu hakkında sevgi, hoşgörü ve edep çerçevesinde konuşabilmek?

Birbirinize selam göndermeyecek, aynı karede görünmeyecek kadar mı önemli bu tartıştığınız konular?

Nasıl oluyor da sizden İslam’ı öğrenenler birbirlerine karşı bu kadar nefretle doluyorlar?

İslam ahlakı, bilgilerini aşacak yücelikte değil de o yüzden mi oluyor bunlar?

Yani gerçekten hepsi İslam adına mı? Hiç mi nefsiniz girmiyor işin içine?

Biriniz nefsî davransa bile diğeriniz irfanî davranamaz mı yani?

Bizim için yapamaz mı bunu?

Yani bir programda gülemez misiniz birbirinize?

Özür dileyemez misiniz birbirinizden Allah hatırı için?

Çünkü insanlar derbi varmış gibi bir heyecanla bekliyor o programları.

Ben ve benim gibilerse korkuyla.

Şaşırtamaz mısınız bizi Ümmet hatırına?

Kurban’da birbirinize gidemez misiniz Bayram hatırına?

Yanlış düşündüysem, kelimelere zulmettiysem, sizleri incittiysem affedin lütfen beni samimiyetim hatırına.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları