Hangi Kelime “Zulm’ün” Önüne Geçerse Kıyamet Kopmaz

31.10.2018
Av. Mehmet Ali ÖNER

Bir Rum atasözü: 
“Yumurta taşın üstüne düşse de, taş yumurtanın üstüne düşse de, yumurta kırılır.”
          
İngilizce kelime karşılığı “oppression, outrage” ,  Türkçe sözlüklerde  “bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koyma , haksızlık, eziyet" anlamlarına gelen ZULÜM  kavramı kadim ve “bize” ait bir kavramdır. Vak’adır.

Zulm , haddin aşılması anlamlarında da kullanılmaktadır.

Bilenlerin bildiği sair anlamlarına beni aştığı için girmiyorum....

İnsanın görmek istediğini görüp, herkesin gördüğünü görmezlikten gelmesi, kendi nefsi arzu ve istekleri için çalıyı dolanması, pireyi deve yaparak(deveyi de pire) realite diye önümüze istisnaların koyulması, “HAKİKAT” adlı gerçeğin gözden ırak tutulmaya çalışılması da bal gibi zulümdür.

Bir dergi yazısında zulmü şöyle tarif etmişim:
“Hangi kelimeyi, “zulm’ün” önüne geçirsem
Yerinde duramayıp, kaçıyor, şerrinden”....

Hayatın içinden misal verelim:

Adam onca senelik öğretmenliğinde bi defa öğrenciye tokat atmıştır ve bir ömürlük eğitimciliği yok sayılır.

Ya da tersi, ömrü insanlara zulümle geçmiş birinin, huyundan da vazgeçmeyerek tesadüfen birisine iyilik yaptığını duysanız, adama yunmuş – yıkanmış gözüyle bakmaz mıyız?

Örnekleri hayatın her yanına kaydırıp, çoğaltmak mümkün...

Burada sorun “neyi, neyin yerine" ikame etmeye çalıştığımızın belirlenmesi iken; biz tersinden eşyayı ve olguları asli yerinden alıp, başka limanlarda yolculuk yapıyoruz..

Tabii ve şiirsel olan  adaletin yerine, basit ama ruhsuz normları (doneleri) ikame eder olduk..

Ötesi; ulvi olan yerini, süfli olana bırakır hale geldi.

Kısacası, rahmetli Ercüment Özkan ağabeyin deyimiyle, sapla-samanı karıştırıyoruz.

Bütünü hep gözden kaçırıyoruz. (Kartezyenlerin kulağı çınlasın)

Parçalar ise bizi  alıp götürüyor , ucunda hiçbir zaman ışık olmayan (ve olmayacağı da iyi bilinen)  “SECULER” dehlizlere !

Taşların yerinden oynaması ile başlayan zulüm, tekdüze kişilikler eliyle sürdürülüyor.

Adam gibi baba olamayan erkeklerimiz, Hacer gibi anne olamayan kadınlarımız...

İliklerimize kadar sömürülen “manevi yaşantımız” kaderin bir parçası olmasa gerek..!?

Oyundan uzak çocuklarımız, sokakları suratsız arşınlayan nevzuhur gençler ve yetişkinlerimiz..

Ar’dan beri yeni-yetmelerimiz, sadece “balici” diye bildiğimiz ve “kim bunlar” diye düşünmediğimiz binlerce yavrularımız...

Bütün bunlar bir günde gökten zembille inmedi sanırım.

Neticeleri tetikleyen sebepler olduğuna göre, biraz geriye dönüp bakalım mı. Baktınız mı? Tamam öyle ise, arkası gelir...

Denge bir kere bozuldu mu, yeniden inşası asırlar alır.

Bir şeylerin üstünü örterek yok sayamazsınız. Bir gün kral çıplak diyen olur.

Birbirini sarmalayan apartmanların/rezidansların arasında gökyüzüne, yeşile , beyaza ve “sahih” olana muhtacız.

Üstüne üstlük  bir de şehrin kiri ve sisi sokaklara çökmüşse, bu, apaçık zulümdür.

Kalkınıyoruz  ama nice, denmez mi bu durumda.
Kantarın topuzu kaçmaya görsün, ya  kutsarız, ya da yok sayarız...

Tazim ya da tahkir...Oysa adalet  ve itidal sahibi olmak ne güzeldir. 

Gücün ahlakına (!) tabi olanlara inad, ahlakın gücüne talip olmazsak, işimiz var.. 

Pirinci taşa feda etmeden; buğdayı metreyle, aklı okkayla, fikri ve sanatı darayla ölçmeye kalkmadan,”mizana” ulaşmanın yolunu bulmalıyız.

Gerçeği örtmeden, güzellikleri ertelemeden de yaşanabilir bir dünyanın varlığını kabullenmek zor olmasa gerek?
 

Yorum Ekle
Yorumlar
Kadir Yıldız - Antep

03.11.2018

Değerli Avukat bey... Yüreğimizi sızlattınız... Yazılarınızı daha sıklıkla bekliyor, Allah razı olsun diyorum
İlhami

03.11.2018

Yolculuğumuzun Doğru Limanlara doğru olması temennisiyle.. Değerli yazara makalesinden dolayı teşekkür ederim. .... Hangi Kelime Zulmün önüne geçerse geçsin: zulüm zulümdür.. Zulüm ile Abâd olunmaz... Adalet hepimiz için ve herzaman geçerli bir akçedir.
mehmet ali öner

02.11.2018

Sayın Tamer Yokca , yorumunuzu okudum, öyle anlaşılmasına üzüldüm. Allah'ın hududuna girmeyeceğimiz aşikar. Orada mecaz var, malum! Her kelime Kur'anda geçtiği gibi ıstılahi manada kullanılmaz. Adalet ve zulme vurgudur, maksad. Yine de Allah'a sığınırım, hatalarımdan.. Selam ile
Tamer Yokca

01.11.2018

Kıyamet, zamanı geldiğinde kesinlikle kopacaktır, onun ertelenmesi yada ortadan kalkması söz konusu olamaz.. Bu tür söylem, İlahi gerçeklere aykırıdır ve şirktir.!
Deniz

31.10.2018

Pirinci taşa feda etmeden; buğdayı metreyle, aklı okkayla, fikri ve sanatı darayla ölçmeye kalkmadan,”mizana” ulaşmanın yolunu bulmalıyız. Mükemmel bir yazı
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye