Gündemde Gündemsiz Olmak!

26.06.2017
Ömer Faruk Altuntaş

Aslında gündemde olup da gündemsiz olmak nasıl bir şey diye sormak lazım. Sizi konuşan dünyayı siz değil gündeminde olduklarınız planlıyor. Bir bebeğin pasifliğinde sizi kollarına almış, çağdaş müziklerle kulağınızı, film ve dizilerle gözlerinizi, fastfoodlarla midenizi dolduruyor. O sizin üzerinizden kazandıklarından memnun, siz de çektiğiniz ilgiden ve tattığınız zevklerden…

 

Ama hala bir eksik var, doyuramadıkları ulaşamadıkları bir doyumsuzluk… Zihninizin derinliklerinde bu tatlara itiraz eden, sezi cılız olsa da bir düşünce kırıntısı taşıyorsunuz. Belki de kırıntı değil, büyük bir yangının küçük bir kıvılcımı, büyük bir ağacın küçük bir tohumu veya gözlerinizle görmediğiniz ama yüzbinleri ısıtacak ya da öldürecek bir küçücük (!) atom.

 

Kişiden topluma, toplumdan kişiye doğru yaşanan bu tablo bütün dünyayı kasıp kavurmakta, bir tsunami gibi, insanların; meseleleri sorgulama yetisini, zevk acı karşıtlığını, varlık sebebini, var olmanın anlamını ve varlığın içinde insan olmanın manasını silip, süpürüp kayıtsızca arkasını dönüp gidiyor. Geriye bıraktığı harabe ise belki bir daha tamir edilemeyecek, tamir edilse de eskisi gibi olmayacak bir enkaza dönüşüyor.

 

Aslında insanlık tarihi doğru okunursa bu tablonun her dönem yaşandığını, bu tabloya yapılan itirazla yeni kırılmaların, yeni paradigmaların insanlık dünyasına girdiğini görürüz. Büyük savaşlar, toplumsal kargaşa ile başlayıp devrimlere dönüşen değişimler, az önce resmettiğim tabloya; insanlığın isyanıdır. Bugün eksik olan bu güçlü itiraz/isyandır. Yeni bir paradigma, yeni bir çağ ve insanlık için yeni bir umut!...

 

Kavramsallaştırmasını mütefekkir Nurettin Topçu’ya borçlu olduğumuz “isyan ahlakı!” değişimin anahtar kavramıdır. Ahlaksız isyanlar akim kaldığı gibi insanlık adına yeni tuzaklar, yeni koyunlaştırma süreçlerine dönüşmektedir. Modernite’nin sembolik Fransız devrimi böyle bir sonuca evrilmiş sonunda bugünün postmodern bunalımına dönüşmüştür. Elinizde dünyanın öbür ucuyla görüntülü görüşebileceğiniz bir telefonunuz var ama yanyana oturduğunuz kişinin duygu dünyasından haberimiz yok. İlkel (!) insanın çevreye duyarlılığı karşısında çağdaş tüketimin çevre tahribatı, adeta asıl ilkelliği sembolize ediyor. Üretim, tüketim çarkında tüketilen ve geri dönüşümü olmayan insani özelliklerin, her geçen gün daha fazla açlığını-yokluğunu hissediyoruz. Hissettikçe de alternatifsizlik içinde bir bağımlının dönüp dönüp aynı noktaya varması gibi kısır bir döngü içerisinde kıvranıp duruyoruz. 

 

Hem gündemde olup hem de gündeminizin olması bu kısır döngüyü parçalayacak en önemli dönüm noktasıdır. O sene herkese yeşil giydiren modacı gibi hem toplumsal edilgenliği tahlil eden hem de insan tatlarının kapitalizm elinde para adına çarçur edilmesine itiraz eden bir gündem. Gündem, azami adaleti söyleyip asgari adalete razı olmamaktır.

 

Bugün yeryüzü büyük bir umutla isyan ahlakı ile donanmış, yeni bir kıyam beklemektedir. Bunun muhatabı ise İslam ve onun temsilcileri Müslümanlardır. Peki Müslümanlar buna hazır mı? Müslümanlar hem gündemde olup hem de gündemi planlıyorlar mı? Ne yazık ki, bu iki soruya olumlu cevap vermek kendimizi aldatmak olur.

 

Peki, en azından bu sürece işaret eden emareler var mı? Elbette var. Ama gündemde olup gündemsizliği seven Müslümanlar bu isyanının teorik ürünlerini muhalif düşünceye fırsat vermeden kendi elleriyle öldürmekteler. Şu an ihtiyacımız olan tek şey, farklı bir şey söyleyen bütün düşünce işçilerinin, sözlerini, yazılarını kesmeden sonuna kadar dinlemek ve tartışmaktır. Dövmeden, sövmeden, kovmadan ama dikkatlice ama empati yaparak ve toprağı eşeleyen bir çiftçinin umudu ve çalışkanlığıyla rikkatle inceleyip yeni düşünceler üreten bir dinleme yapmalıyız. İşte ihtiyacımız ve çıkış yolumuz budur…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye