Gerçekten İslami Eğitim İstiyor muyuz? III

07.04.2017
Ömer Faruk Altuntaş

Gündemde katledilen masumlar varken, kan, gözyaşı varken, bu konuları konuşmak biraz sıradışı sayılabilir ancak bütün dertlerimizin şifasının; bir anlık saman alevi olan meseleler değil, için için yanan kor haline gelmiş, her üfledikçe gerçek enerjisini gösteren eğitim meselesi olduğunu anladığımızda gündemdeki saman alevi olgular bizi oyalayıp durmayacaktır.

 

Eğitim; Müslümanların etki alanını artırıp, seyirci alanını azaltacaktır. Bugün etki alanımız ile seyirci alanımız kıyaslandığında, etki alanımızın seyir alanımız yanında bir nokta olduğunu göreceğiz. Tribünlerde futbol seyretmekten vazgeçip sahaya inmek zorundayız. Evet yenilebiliriz, kötü sonuçlar alabiliriz ama şairin dediği gibi; “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır…!” Sahaya inmedikçe tribünlerden zafer taktikleri vermek kolay ve anlamlı gelebilir ama asıl oyun sahada oynanır ve asıl sonuç sahada alınır.

 

Hata yaparım diyerek medeniyet oyununu pas çevirmeye dönüştürüp gol atmaktan vazgeçmek iyi bir strateji değildir. İslam dünyası neredeyse bin yıldır top çeviriyor. Ama çevirdiği topu kapan karşı taraf sürekli gol atıyor.

 

Oynayacağınız oyun, karşı takımın taklidi olursa sonuç yenilgi olur. Peki, günümüz Müslümanları eğitim alanında yeni taktikler geliştiriyor, “yeni bir söz” söylüyor mu? Bu sorunun cevabına baktığımızda hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Çünkü Müslümanlar hala medeniyeti bin yıllık fıkıh kitaplarını taklitte arıyorlar, yeni bir şey yapmanın telaşında olanlar ise batının sınıf sistemini, eğitim metotlarını, materyallerini ve müfredatını taklit ediyor. Fıkhın İslam’a göre bir yaşam inşa etmek olduğunu bilmeyen bir İslam toplumuna sahibiz, eskiye dair her dokunduğunuz esere kutsiyet atfediliyor ve korumaya alınıyor. Bunun anlamı tribünde kalıp kötü oyuna yalnızca küfür edelim demektir.

 

Müslümanların aklına ilim deyince hala, Mısır Ezher, Türkiye Bitlis/Tillo medreseleri, Pakistan, Hindistan medreseleri, İran Kum medreseleri geliyorsa tribünde kaldığımızın en büyük ispatıdır. Şüphesiz burada yaptığım eleştiri geçmiş medeniyet hasılamızın eleştirisi değildir.

 

Tam aksine, onların kendi dönemlerine, mekânlarına ürettiği çözümleri sanki hiç zaman değişmemiş, mekân değişmemiş gibi kendi mekan ve zamanımıza uygulama inadımızdır. Bu iddiamı 1,5 milyar İslam âleminin etkisizliği ispatlıyor.

 

Gelişen ve değişen dinamik hayat İslami çözümler için dayatıp da klasik ilim sahipleri çözüm üretemeyince ya da ezberci çözümler/çözümsüzlükler ortaya koyunca Müslümanlar yanlış veya doğru kendi hayat çözümlerini üretmektedirler. Bu da İslam medeniyeti inşasında mükemmel bir bina değil gecekondu inşasına sebep olmaktadır.

 

Ekonomi bilmeyen, teknoloji bilmeyen, anatomi bilmeyen fıkıh alimleri bu alanlarla ilgili fetvalar üretmeye başlayınca çözüm yerine Müslümanların hayattan çekilmesine sebep olmaktadırlar. Daha kağıt paranın nasıl kıymet kazandığını, kaybettiğini bilmeyen bir Hocaefendinin ekonomi, faiz hakkında verdiği fetvaya nasıl güvenebilirsiniz.

 

Sonuç itibarıyla, eğer İslam ümmetinin durumundan, ailelerin eğitiminden, çocuğunuzun geleceğinden endişeli iseniz yeni bir şey söyleme ve o yeni şeyleri tribünden değil sahada söylemenin zamanıdır.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye