25 Ağustos 2019 Pazar •

DÜNYADA BİR YOLCU GİBİ OL!

08.08.2019
Ayten DURMUŞ

 

Yakın bir tarihte, bir süredir bir hastalıkla mücadele eden Süleyman ARSLANTAŞ ağabeyle karşılaştım ve hatırını sorduktan sonra: ‘Sizi çok iyi gördüm.’ dedim. Hemen kendisine has üslûbuyla şöyle dedi: ‘Esasında ben her zaman iyiyim. İnsan bu dünyada ya ev sahibi ya kiracı ya da misafir gibi yaşar. E ben bu dünyada misafir olduğumu biliyorum. Öyleyse sağlığımla ilgili hangi şey beni kendime kötü hissettirebilir ki?’

Tabi ki bu tespit sonuna kadar doğru. İnsan bu evrenin, dünyanın, mensubu olduğu ülkenin, yaşadığı şehrin sahibi değildir. Dahası üzerine tapulu-senetli mallarının dahi gerçek anlamda sahibi değildir. İfade ederken yanına iyelik/sahiplik eki getirdi diye kendisinin sanma yanılgısıyla ‘eşim, evladım, ailem, arabam, işim, tarlam, dükkânım, fabrikam, ticaretim…’ dediği hiçbir şeyin de gerçek anlamda sahibi değildir. İnsanın tüm sahipliği esasında muvakkatendir ve bu dünyada ev sahibi olmadığını herkes az-çok idrak etmektedir. İnsan kiracı da değildir çünkü bizzat bedeni de dâhil olmak üzere sahip olduğunu düşündüğü şeyler için bir bedel ödememiştir. Öyleyse geriye sadece MİSAFİRLİK kalıyor.

Bu kelime dilimize Arapçadan girmiş; Arapça sfr kökünden gelen musāfir ‘sefer eden, yolcu’ anlamındadır. Biz bu kelimeyi dilimizde biraz anlam kaymasına uğramış olarak ‘yolcu’ yerine değil ‘konuk’ yerine kullanıyoruz. Arapçada konuk karşılığı olarak ‘dayf, nezil’ kullanılıyor. Konukla yolcu birbirinden farklıdır çünkü konuğun konakladığı bir yer vardır, yolcunun alameti ise hep yollarda olmasıdır.

Bizler bu yolculuk teşbihini sevgili Peygamberimizden öğrendik. Şöyle ki: ‘Abdullah ibn Ömer ra şöyle dedi: Resûlullah (sav) benim iki omuzumu tuttu ve: ‘Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol!” buyurdu.’ (Buhârî, Rikak 3. Tirmizî, Zühd 25; İbni Mâce, Zühd 3).

Nedir gariplik?

Garip kelimesi vatanından, yakınlarından, dost ve arkadaşlarından uzak olan kimse için kullanılır. Garip olan, kalabalıklar içinde yalnızlığı sinesine sarmış kişidir. Buna rağmen garip, bulunduğu yerde zaman içerisinde kendisine birkaç dost, arkadaş edinebilir. Yolcu ise bundan da mahrumdur; her bulunduğu yerde, az sonra gitmek üzere bulunur. Bir de Şairin dediği gibi ‘Öz yurdunda garip’ olarak yaşamak vardır ki bunun acısını tarif mümkün değildir.

İnsan, bu dünyanın da garibidir.

Kendi varlığı da dâhil olmak üzere kendisinin sandığı şeyleri bir bedel ödeyip geldiği yerden bu dünyaya getirmediğine ve burada da kendisi imal etmediğine göre neyin sahibidir insan? Mülkün tek ve gerçek sahibi olan Allah, ilginçtir ki Zatını sık sık ‘her şeyin varisi’ olarak bize tanıtmaktadır. Vâris “ölünün malını mülk edinmeye hak kazanan kimse” demektir. ‘Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin varisleri de biziz.’ (Hicr:23; Meryem:40; Kasas:58) demektedir. Çünkü insan idrakinin ötesinde olarak Allah ‘Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.’ (Rahman: 26, 27) buyurmuştur. Yani sonuçta Allah, asırlardır elden ele dolaşan insan mülklerini kendi yed-i kudretinde toplayacaktır. Çünkü ‘0, evvel ve ahir, zahir ve bâtındır. O her şeyi bilir.’(57/Hadid:3)

İnsan bu dünyanın da yolcusudur.

Âlemlerin Rabbi, pek çok vesileyle Kitabımızda ‘Yeryüzünde gezin dolaşın, sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!’ (Enam:11: Âl-i İmran:137; Ankebut:20…) buyurarak yolculuğun insanı ulaştırması muhtemel bir sonucuna işaret ediyor. O sonuç: Her şey gelip geçicidir. Bu gezip dolaşma emirlerinde, daha önceki toplumların yurtlarına özellikle dikkat çekilerek toplumların muhtemel sonlarına işaret edilmektedir. Bir anlamda insana ‘Var say ki sen de asırlar önce buralarda yaşayan birisi olsaydın, bir değerlendir bakalım hayatı ne düşünüyor olurdun?’ veya ‘Var say ki asırlar sonra senin toplumun ve yaşadığın yerler de tıpkı böyle olacaktır, ne düşünürdün, bir değerlendir bakalım her şeyin yıkılıp yok olduğu bir dönemi?’ imasında bulunulmaktadır. Bu konudaki ayetlerin bir tefsiri sayılabilecek olan ‘Yolcu gibi ol!’ tavsiyesiyle insan, hiç kimsenin ve hiçbir şeyin kalıcılığı ihtimalinin olmadığına ikna edilmek isteniyor.

Elçiler vasıtasıyla asırlar boyu süren ve vahiyler yoluyla sürekli tekrarlanan bunca uyarı neden?

Bilindiği gibi insan, şeytan aleyhillane tarafından ‘ebedi olmak’ imkânı sunularak kandırılmıştır. ‘…dedi ki: Ey insan! Sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü sana göstereyim mi?’ (20/Taha:120) Bugün dahi bu böyledir. İnsan, kendisini herhangi bir şekilde ebedi kılacağını düşündüğü şeylere, deliler gibi sarılıyor, ömrünü ve imkânlarını bu uğurda heba ediyor. Bunun tek tedavisi, ‘gitmekte olduğunu’ yani ‘ağaran saçlarla, ağrıyan dizlerle, ferini kaybeden gözlerle’ esasında ölüme doğru gittiğini bildiğinde ömrünü, maddi-manevi imkânlarını israf etmeyebilir. Çünkü ‘Her can ölümü tadacaktır; ne var ki, (hayatın) iyi ve kötü (tezahürleriyle) karşı karşıya getirerek sınıyoruz sizi ve sonunda hepiniz Bize döneceksiniz.’(Enbiya:35) buyurularak yolculuk sürecindeki tercihler konusunda insan hep uyarılıyor.

Hayatı değerli kılan, ölümdür. Ve ölüm, inananlar için yeni bir hayata doğmanın adıdır. Bu dünyanın iğrenç bir leş olmaya mahkûm ölümlü yalanları yerine, ölümsüz gerçeklere yönelmenin ve adanmanın bir ödülü olarak sunar Allah kullarına ölümü öldüren ölümsüzlüğü.

Dünya üzerinde, belli bir süre için yaratılmış olan insanın, pişman olmayacağı bir hayat için, hayatını ve kendisini sıkça sorgulaması gerekir. Her insan, ‘Acaba ben bu dünyada ev sahibi gibi mi, kiracı gibi mi, yolcu gibi mi yaşıyorum?’ diyebilmeli ve şu sorularına kendisi cevap vermelidir:

Ev sahibiysem delilim nedir?

Kiracıysam ne bedel ödedim?

Yolcuysam, hangi yoldayım ve yolun hakkını verebildim mi?

Yolunun hakkını vererek bir yolculuk yapmaya devam edenlere ne mutlu. Yolları, uğurları açık olsun. Siz de yolumuzun işaret taşı olarak onlardansınız inşallah. Selam ve dualarımla…

 

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
sümeyye karaçelik

12.08.2019

Rabbim hayırli uzun ömür versin Ayten ablam ,Allah hepimize edepli misafir olabilmeyi nasipeylesin
Mumtehine inanır

08.08.2019

Rabbim yolunun hakkını verenlerden eylesin. Rabbim iyiyi doğruyu güzeli ilham etsin. Yolu, cennete çıkan yolculara ne mutlu. ..onlardan olasiniz Ayten hanim. ..
Süleyman Arslantaş

08.08.2019

Ayten Hanım!Teşekkür ederim.Şahsımın misafirlik söyleminden KUR'AN merkezli insan ve hayat gerçekliğine güzel bir yolculuk yapmışsınız.Bir hatırlatma;HZ.Ali'ye soruyorlar:Ölümden korkmuyor musun?Cevap;'ecelim ömrümün teminatıdır.'AH! Bu gerçeği bir bilebilseydik...
Dürümiye / Lezzete Davetiye