Dünya Düzdür, İcma ile Sabittir! ([*])

13.11.2018
Ömer Faruk Altuntaş

Yeryüzünde Müslümanların kahir ekseriyetinin paradigması (bakış açısı) budur!

Ama siz yanlış söylüyor, hata ediyorsunuz, hatta ve hatta Müslümanlara iftira atıyorsunuz, Müslümanların hiçbiri bugün “dünya düzdür, filan demiyor. Tam tersine Kur’an’dan bile dünyanın yuvarlak olduğu çıkıyor” demeye çalışacak beni mahkûm edeceksiniz.

Ben zaten bugün Müslümanlar böyle diyor demiyorum, paradigmaları böyle diyorum.

Nasıl mı?

Dün, “Dünya düzdür, icma ile sabittir!” diyen Alim profili ve bakış açısı aynen bugün de devam ediyor; “aklı mahkum eden, nakli akılla tetkik etmeyen, yalnızca teslim olup sonra da haklı olduğunu kelime oyunlarıyla kapatan bir bakış açısı…

Peki bununla kimi ikna ediyor ya da kandırıyor dersiniz, yalnızca kendini ve İslam âlemini. Batı yine önde koşuyor, batı yine paradigmayı belirliyor, batı yine insanlığa hükmediyor. Biz de Ebucehillere, Firavunlara ve Nemrutlara küfür etmekle vakit geçiriyoruz.

Bunun yerine; “Günümüz Müslümanlarının kahir ekseriyeti ahlaksızdır, icma ile sabittir” dese daha iyi bir tespit yapmış olacak ama o da bir sürü taş yiyip; münafık, zındık, sapık yaftasını kabul edecek kadar cesur olmasına bağlıdır.

Ahlakın en önemli dayanağı adalettir. Eğer kişide İslam’ın birinci şartı olarak adalet yer etmemişse o kişide sübjektif ahlaktan başka ahlak bulamazsınız. Yani yerine, zamanına, üzerinde hakim olan iktidarın gücüne göre ahlak belirler ve bununla mesafe kat edeceğine, kendine ve çevresine fayda sağlayacağına inanmaya çalışır.

Dünya sabittir/düzdür, icma ile sabittir paradigması İslam’ın İBAHA sahasına tecavüzdür. Hâlbuki Allah Kur’an’da Haramı da farzı da belirlemiştir. Kaide olarak bunun dışında kalanlar İBAHA/MÜBAH (helal) sahasıdır. Ancak bu bilgiyi koca koca âlimler bilmiyor mu? Hâlbuki İbaha sahasını daraltmak insani ve islami hayatı daraltmak, İslamı diğer sistemlere alternatif olmaktan çıkarmaktır. Öyleyse bu kadar basit bir algı niçin atlanıyor. İki sebepten atlanıyor;

  1. Her türlü zulüm iktidarı diğerlerinin daha az bilgisi ya da cehaletinden/cahilleştirilmesinden sağlanır.
  2. Zalim iktidar her zaman dini yedeğine alarak onun üzerinden iktidarını meşrulaştırır.

Sade ve anlaşılması kolay olan İslam böylece komplike hale getiriliyor, Kur’an’ın ısrarla yasakladığı ve kınadığı “din adamı” sınıfı teşekkül ettiriliyor. Din adamı sınıfı ise iktidarlar için kullanışlı bir kuruma dönüşüyor.

Oysa sahabe döneminde okuma yazma oranı çok iyimser oranla %10 ve okuma yazma bilenler dâhil sahabe ne usül ilmine ne de diğer ilimlere sahip. Ama Kur’an’ı anlamakta sıkıntı çekmiyorlar. Kur’an’ı anlamak için yalnızca ihtiyaçları olan, selim bir kalp ve Kur’an’ın dili Arapçaya hâkim olmak. Bugünün dünyasında herkes dünyalık için İngilizceyi öğrenmeye gayret ederken, Müslümanlar niçin hocalara mahkûm olarak Arapçadan uzak kalıyorlar.

Ben bu görüşümle İslam âlimlerini zan altında bırakmıyor bizatihi asli yerlerine oturtuyorum. Eğer İslam âlimleri İmam Ebu Hanife gibi iktidarın yedeği olmaya direnebiliyorsa eğer benim sözlerimden daha iyisini bulursanız, benim sözümü duvara çalın daha iyisini alın diyorsa işte örnek âlim budur. Şimdi hangi hoca, hangi şeyh cemaati önünde eleştirilmeyi kabul ediyor.

Dünya Müslümanlarının temel yenilgi sebebi budur. Aslında Müslümanlar bugün yenilmemişlerdi, yenilgi Muaviye’den itibaren başlamıştı ama İslam kisvesi altındaki bu zulüm iktidarlarının karşısına daha iyi alternatif çıkıncaya kadar bu yenilgi su yüzüne çıkmamıştı. Gerçekte, günümüzde öne çıkan ve başarılı gözüken vahşi sistem, İslam’a değil, İslam diye önümüze sunulan bu zulüm iktidarına ve onun yedeğindeki din adamı sınıfına galip geldi.

Din adamı sınıfının olmadığı, Müslümanların kendi dinlerinden kendilerinin sorumluğu olduğu bilincinin geliştiği günler geldiğinde, İslam bütün parlak yüzü ile yeniden alternatif olacaktır.

Allah’tan emin olun, Allah’a emanet olun!

 

[*] El-Fark beynel firak/Bağdadi/son bölüm,ehli sünnetin ittifak ettiği meseleleri zikretmiş ve dünyanın sabit olduğunu hareket etmediğini söylemiş ve tersini söyleyenlere de dehriyyun/yani dinsizlerdir demiştir./

Celaleddin Suyuti, Gaşiye suresi 20. ayetinde yaptığı tesfirde dünya düzdür diyor.

Ra'd suresi 3. ayeti için Kurtubi tefsirinde, bu ayet dünyanın yuvarlak olduğunu reddeder.

Fahruddin Razi/Tefsiri/Bakara 22. Ayetin tefsirinde dünyanın dönmediğine ilişkin görüşü vardır, aynı şekilde.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye