16 Eylül 2019 Pazartesi •

DEVLETLEŞİYOR MUYUZ?

05.07.2019
Ahmet TAŞ

DEVLETLEŞİYOR MUYUZ? / Ahmet TAŞ

Ülkemizde hayır hasenat işiyle uğraşan birçok kurumlarımız var. Bunlardan bir kısmı kamu yararına kurum belgesi olan kurumlar (Diyanet Vakfı, Kızılay gibi) bir kısmı da kamu yararına belgesi olmayan sivil kurumlardır. (Verenel, İyilikder, Kardeşeli vb.)

Eğitim alanında faaliyet gösteren kurumlarda bu durumdadır. Bir kısmı kamu yararına belgesi olan kurumlar (İlim Yayma Cemiyeti, TÜGVA, TÜRGEV, Ensar Vakfı vb.) diğerleri de kamu yararına belgesi olmayan kurumlardır. (Safa Eğitim Kurumları, Öncü Eğitim Kurumları vb.)

Özellikle 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra toplum arasında kamu yararı belgesi olmayan kurumlara karşı bir şüphe ortaya çıktı. İnsanlarımız hayırlarını Kızılay, Diyanet Vakfı vb. kurumlara aktarırken diğer sivil hayır kurumlarına karşı mesafeli durmaya, bu kurumlara şüphe ile bakmaya başladı , eğitim alanında da böyle. Özellikle yüksek öğretim yurtlarında İlim Yayma Cemiyeti, TÜGVA, TÜRGEV gibi kurumların yurtlarında doluluk oranı %100’leri bulurken kamu yararı belgesi olmayan Safa Eğitim Kurumları vb. kurumların yurtları, ya çok düşük kapasite ile hizmetlerine devam etmek zorunda kaldı yada hizmetlerini sonlandırdı. Bunda devlet adamlarımızın kamuoyu önünde kurbanlarını ve hayırlarını Diyanet Vakfı, Kızılay gibi devlet destekli hayır kurumlarına bağışlamalarının rolü olduğu gibi kamu yararına belgesi olan öğrenci yurtlarında kalanlara aylık 500 TL maddi yardım aktarmasının rolü asla inkar edilemez.

Kamu yararı belgesi olmayan hayır kurumları ve eğitim kurumlarının yetkilileri, üyeleri ve gönüllüleri şunu soruyorlar bizler topluma hizmet amaçlı kurulmuş olan mesai mefhumu gözetmeden 24 saat hizmet veren kurumlarız. Yurt dışı faaliyetlerde de ülkemizi başarı ile temsil ediyoruz. Vergimizi veriyor, askerliğimizi yapıyoruz. Hakkımızda da hiçbir hukuksuzluk davası açılmış değil, devletimiz niçin ayrımcılık yapıyor. Bizden alınan vergilerle oluşan hazineden hangi adalet anlayışı ile kamu yararına kuruluşları destekliyor da bu destekten bizi mahrum bırakıyor. Bunu asla kabullenemiyoruz. Devletimizin adalet anlayışına, vatandaşlar ve kurumlar arasındaki eşit ve adaletli dağıtım anlayışına asla yakıştıramıyoruz diyorlar.

Üstelik şunu da soruyorlar devletimiz kimin malını kime ve hangi topluma sorarak vatandaşın vergileriyle oluşan hazineden vatandaşlar arasında ayrım yaparak istediği kurumlara dağıtıyor. Yoksa devletimiz tüm kurumları kaldırsın her hizmeti kendi yapsın ve her şeyin devlet eliyle yapıldığı hür teşebbüse güvenilmediği ortaya çıksın, vatandaşta devlete rağmen devletin vatandaşına hizmetten vazgeçsin.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında uygulanan her şeyin devlet eliyle yürütüldüğü, vatandaşın bir şeyden anlamaz muamelesi gördüğü dönemlere geri mi dönüyoruz da diyorlar.

Selam ve dua ile

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Mehmet Şinasi Çövüt

17.07.2019

Devlette ilk defa İslami reflekslere sahip insanların da olduğu bir iktidar var. Ve bu iktidar da bizim gördüğümüz yozlaşmaları görüyor aksini iddia zulüm olur. Ve o bizden birileri dediğimiz devlet ricali İslam'a ve Müslümalara hizmet veren, her iki dünyada insanımızı mutlu edecek değerlerin geniş kitlelere yayılması için yukarıda serdettiğiniz vakıf, cemiyet ve derneklere yardım ediyorsa bunu devletleşme olarak küçümsememek, davası İslam'ı irşad vetebliğ olan tembel müslümanları ateşlemesi gereken bir kamçı olarak değerlendirmemiz gerekir. Ve dahası bunca yardım aldıktan sonra İslami değerleri geniş kitlelere ulaştıramıyorsak elimize aldığımız bir kor ateş olarak düşünmemiz gerekir. Artık basite kaçıp iktidarı kötülemek yerine neden müslümanlar olarak çok tembel ve etkisiziz, neden kitleleri sürükleyecek bir katmadeğer üretemiyoruz bunu irdelememiz gerekir. Ben acizane olarak müslümanlar olarak cidden ahlak yoksunu imişiz diyesim geliyor. Dünyevileşmenin getirdiği hırsla birbirimizin ayağını çelme, klikleşme, gurup ve fraksiyonlara ayrılıp birbirimizi etkisizleştirme yaygın hastalığımız...
Ramazan Acar

09.07.2019

Sayın hocam biz toplum olarak zaten devlete bakış açımiz hep öyleydi. Bizi yanıltan bizden birinin iktidara gelmesiyle beklentilerimiz değişti. Müslümanları var olan statükoya entegre etmenin en makul yolu onlara iktidar ve güç vermektir.
Dürümiye / Lezzete Davetiye