Cihangir İslam ve Mehmet Bekaroğlu Üzerine

05.11.2018
Süleyman Arslantaş

Her sabah düzenli olarak köşe yazılarını gözden geçiririm. Bugün de aynı şeyi yaptım. Ahmet Kekeç Bey’in: “Bir Trol Olarak Cihangir İslâm” (1)başlıklı makalesi dikkatimi çekti. Makaleye Cihangir İslâm’a atfen: “Siz benim cemaziyelevvelimi bilirsiniz.” ifadesiyle başlıyor ve devamında “terbiyesiz doktor Cihangir”, “trol Cihangir”, “Türkiye düşmanlarına alan açıyor”, “klasik bir FETÖ numarası” gibi ifadelerle Cihangir İslâm’ı tarife çalışıyor. Yine: “Fehmi Koru’nun-nazik biri-olarak bildiği Cihangir İslâm ayrıca son derece kaba, son derece terbiyesiz kişidir ve nezahatte Mehmet Bekâroğlu gibi düşük karakterli şahıslarla yarışmaktadır.” Sözleriyle makale sona eriyor.

Elbette ben, ne Cihangir İslâm’ın ne de Mehmet Bekaroğlu’nun avukatıyım. Her ikisinin de yanlışlarına sahip çıkacak değilim. Ancak her ikisini de yakından tanıyan birisiyim. Keza her ikisi de belirli sancıları olan insanlardır. İslam’ın düşünce boyutu itibariyle emek sarfeden insanlardır. Cihangir İslam, İbn-i Sina Hastanesi’nde Doçent Doktor ünvanıyla görev yaparken geleceğini, kariyerini hiç düşünmeden “zulme karşı omuz omuza” mantığı ile Mazlum-Der’in kurucuları arasında yer aldı. Bundan dolayı da çeşitli sıkıntılara maruz kaldı. Gerek akademik hayatında gerekse aile hayatında çeşitli sıkıntıları göğüsledi. Kafkas Üniversitesi’nden bir imza nedeniyle kovuldu. Beraber olduğumuz dönemler itibariyle saygıdeğer babası hukukçu Dr. Nadir Latif İslam ağabeyi keza Cihangir İslam Bey’in ağabeyi Dr. Bahadır İslam’ı da tanıma fırsatım oldu. Gerçekten ailece insanî ve İslâmî sancısı olan bir yapıya sahipler.

Gerek Cihangir İslâm gerekse Mehmet Bekâroğlu ile önemli bir geçmişim var. Her ikisinin de siyasî duruşu, görüşleri, eylemleri tartışılabilir, reddedilebilir. Ben de şahsen Cihangir İslâm’ın meclis konuşmasına katılmıyorum. O konuşmanın kabulü de mümkün değil. Ne var ki Cihangir Bey’i öyle bir konuşmaya sevkeden faktörler nelerdir, bunları düşünmemiz gerekmez mi? Bir imza nedeni ile Kafkas Üniversitesi’nden ihraç edilen, adeta vebalı muamelesi gören bir kişinin normalin ötesinde bir tepkisi olamaz mı?

Bahsi geçen iki şahısla da yemek yedim, yolculuk yaptım, fikir dünyasında dolaştım. Ama doğrusu Ahmet Kekeç kardeşimin ifadelerini doğrulayacak; hele hele ‘’son derece kaba, nezahetsiz‘’ yakıştırmalarına katılmam mümkün değil. Eğer tepkimiz her ikisi için de Ak Parti karşıtı olduklarından dolayı ise bu da tutarlı olamaz. FETÖ sempatizanı ya da yandaşı olarak görülüyorsa, kim değil!..

Ne olur, rica ediyorum uzun uzun emekler sonucu ortaya çıkan camiâmızın aydınları sayılacak kişileri hatalarından, üslûpsuzluklarından dolayı dışlamak yerine ikaz müessesesini çalıştıralım, tenvir edelim. Keza bugün iki kardeşimizin de bulunduğu konumu tasvip etmeyebiliriz. Bu doğru da olur. Ama onları hak etmedikleri sıfatlarla, suçlamalarla da dışlamayalım. Tekrar ediyorum kendim Cihangir İslâm ile Mazlum-Der’in kuruluşunda yer aldım. Keza Mehmet Bekâroğlu ile Ankara Tıp Fakültesi’nde öğrencilik yıllarında tanıştım. Birlikte birçok iç ve dış seyahatler yaptık. Trabzon’da 1994’de ve devamında gerçekleştirdiği İslâmî düşünce sempozyumlarındaki gayretlerine şahidim. Keza, daha öğrencilik yıllarında Mekteb Dergisi’nde Ömer Özbay ile birlikte kaleme aldıkları “Fitnenin Maliyetine Giriş” makalesi dün olduğu gibi bugün de dikkatle okunacak makaledir. “Doğu Konferansı” bünyesinde gönül coğrafyamızda İslâm düşünce ve kardeşliğinin gelişmesi için ortaya koyduğu gayretlerin bizzat şahidiyim. Özetle diyorum ki; yargılayalım ama merhametle ..

 

Ahmet Kekeç’in Bugün Star Gazetesinde Yayınlanan Yazısı:

(*)Bir trol olarak Cihangir İslam

Kendisi, “Siz benim cemaziyülevvelimi bilirsiniz” diyor ama bilmiyoruz. 

En azından ben bilmiyorum. 

15 Temmuz’da sokağa çıkmış... “Sokağa çıktım, direndim” diyor... Bunu “meşrulaştırıcı unsur” olarak kullanıyor... “Sokağa çıktım, o halde küfredebilirim. Erdoğan’a RTE diyebilirim. 15 Temmuz direnişini ‘batıl’ ilan edebilirim” demeye getiren bir savunma cümlesi... 

Olabilir. Sokağa çıkmıştır, darbecilere karşı direnmiştir ama bunlar tek başına cemaziyülevvel bilgisine katkı sunmuyor... 

Sokağa çıkmadan önceki hallerine de bakmamız gerekiyor. 

Bakıyoruz ve şunları görüyoruz: 

Terörist başı Fetullah Gülen’in “teknik nakavt” olarak değerlendirdiği 17/25 Aralıkoperasyonundan sonra (yani FETÖ’nün MGK tarafından “terör örgütü” olarak tescillendiği dönemde), FETÖ’ye yönelik operasyonları eleştiren (eleştiren ve bu operasyonları “zulüm”olarak niteleyen) paylaşımlarda bulunmuş... 

Daha doğru bir ifadeyle, FETÖ’ye sahip çıkmış... 

Milat 17/25 Aralık’tır... 

Hükümeti 17/25 Aralık’tan önce FETÖ’yle işbirliği yapmakla suçlayanlar (Cihangir İslam bunlardan biridir), FETÖ bir suç örgütü olarak tescillendikten sonra “yapı”ya yanaşmaya, “yapı”nın masuniyetini savunmaya başladılar. 

Cihangir İslam, Meclis’teki küfür konuşmasında, AK Parti hükümetiyle FETÖ’yü zımnen “ortak” olmakla suçluyordu. 

İki ortak (iki batıl) savaş halindeymiş... 

O zaman sormak lazım terbiyesiz Doktor Cihangir İslam’a: 

Eski ortakların savaşında senin işin ne? 

Neden 17/25 Aralık operasyonundan sonra “tarafsız” konumunu bozup ortaklardan birinin yanında yer aldın? 

Sokağa çıkışını gerekçelendirirken, “Demokrasinin, meşru hükümetin yanındayız”diyordun. “Teknik nakavt” girişimine karşı neden meşru hükümetin yanında yer alma gereği duymadın? 

Neden bu girişimin “yakıcı” sonuçlarını gördüğün halde, FETÖ’yle trampa yapıp “cemaat”in (!) zulüm gördüğünü savunmaya başladın? 

Fehmi Koru diyor ki, “Cihangir İslam’ın Meclis kürsüsünden yaptığı eleştirel çıkış büyük tepkilere yol açtı. Konuşmanın özüyle ilgilenen ve ‘Ne demek istedi?’ sorusuna cevap arayan yok; hepsinin derdi, konuşmanın üslubu. Sanıyorum, Cihangir İslam da, böyle tartışılmasını arzu ettiği için üslubunu sert tuttu. Kendisiyle birkaç kez görüşüp konuşmuşluğum olduğundan biliyorum, Dr. Cihangir İslam, kişi olarak, en fazla tepki beklenen ortamlarda bile sertlikten kaçınmayı tercih edecek kadar nazik biridir. Ortalık yatışınca konuşmanın özünden ders çıkartanlar herhalde olacaktır.”

Olacak mıdır? 

Bence olmayacaktır. 

Çünkü Cihangir İslam’ın, (Fehmi Koru’ya göre) “demek istediklerini” daha nezih ifadelerle diyenler var... Çok var hem de... İyi niyetli uyarılardan ve eleştirilerden söz ediyorum... Bunlardan ders çıkarıldığını da düşünüyorum... 

Fakat Cihangir İslam’ın küfür konuşmasını bu kategoriye koymak, hele “eleştiri” ya da “iyi niyetli uyarı” saymak mümkün değil... 

Çünkü uyarı yapmıyor. 

Çünkü niyeti halis değil. 

Bir “trol” olarak Cihangir İslam şunu yapıyor: 

Meşruiyetini cumhurun ittifakından alan yeni hükümet sistemini itibarsızlaştırıyor... Daha doğrusu, 15 Temmuz direnişini itibarsızlaştırıyor ve “Türkiye düşmanlarına” alan açıyor. 

Klasik bir “FETÖ numarası”dır bu ve mebzul miktar dış desteğe sahiptir. 

Fehmi Koru’nun “nazik biri” olarak bildiği Cihangir İslam, ayrıca son derece kaba, son derece terbiyesiz bir kişidir ve nezahette Mehmet Bekaroğlu gibi düşük karakterli şahıslarla yarışmaktadır!

Yorum Ekle
Yorumlar
Nurullah

05.11.2018

Bu adil değerlendirme için Süleyman abiye teşekkürler.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları