Mustafa YILDIZ / Bu gün oynanan oyun neredeyse dünün aynısı gibi
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

Bu gün oynanan oyun neredeyse dünün aynısı gibi

16.10.2017

Mustafa YILDIZ/Bu gün oynanan oyun neredeyse dünün aynısı gibi Mustafa YILDIZ

Resmi tarihin yazdıklarına göre; birinci dünya savaşından mağlup çıkan Osmanlıları ve müttefikimiz olan Almanya’yı ağır baskı ve şartlar altında, barış masasına mağlup ülke’leri temsilen oturttular. Gerçi;Resmi tarihçilerimiz bizleri sürekli savaşın galibi olarak takdim etmeye devam ediyor olsalar da vaka budur. Sonuçları bakımından baktığımızda da bu iddia doğulanır nitelikte.

 

Savaş sonrası halkın motivasyonunu üst derece tutma adına, hamaset nutukları atmak bir taktik gereği olarak abartma olabilir.Belli bir zaman aralığından sonra, olayların arka planını, sosyolojik ve psikolojik etkilerini yeni nesillere aktarmaz da siz vermek istediğiniz şekliyle “Konjoktür’e göre yazılmış tarih”i aktarırsanız, yaptığınız/anlattığınız tarih değil, kısmen romantizm ve hikaye olur. Böylesi tarih derste vermez, bilgi de. İşinizi görmez yani. Galiba tarihçilerimizin de kontrollü olarak yaptıkları da kısmen bu.Yalanı tarih’e söyletme, romanlaştırma metodu.


Sanki; bugün de sergilenmeye çalışılan Ortadoğudaki senaryoda da birinci cihan harbine benzer yönleri ile adeta yeniden sahneleniyor gibi.Galiba bu gün yaşanan dramın ortaya çıkış sebebini de O günlerin derin siyasetinde aramak gerek.O tarih’te Ülke’mizin kayıplarına ait kalemler sayılırken, bazı kesimler tarafından farklı pencereden yorumlanması/tartışılıyor olması, içimizde hala O günlere ait bazı dillendirilmeyen/dillendirilemeyen ama vicdanları tırmalayan kırıntıların kalmış olmasındandır..Bir çok devlet’in arşivinde yerini alan bu savaşın sonuçları, baktıkları/durdukları yerlere göre çeşitlilik arz edebiliyor.Halk’tan saklanan bir takım belgeler/bilgiler, bireysel çabalarla zaman zaman parçalar halinde güdeme geliyorlar ama ne derece hakikatları yansıttıkları daima muğlak kalmaktadır.Ama şu da bir gerçek ki; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, hala en fazla konuşulan ve tartışılan savaş olma ünvanını elinde tutmaktadır.Demekki O gün yapılmak istenenleri kavrarsak, bugün yapılmak istenenleri daha iyi anlarız.


Birinci dünya savaşı; sonuçları itibariyle, dünya’da gerek rejimler bazında ve gerekse toprak bölüşümü ile dizayn edilişler, ayrıca geniş bir alanı kapsıyor olması gibi tarafıyla da dünya’yı en çok etkileyen “Savaş” olarak tarihteki yerini almiştır.Malum olduğu üzere; savaşın uzun sürmesi sonucunda bitkin/perişan düşen yoksul sivil halk ile tükenen insan kaynağı, biten erzak ve silah nedeniyle bitirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Galip devletler bunu fırsata devşirip, mağlup Ülke’leri alelacele antlaşmalara imza attırıp, sonucu çabucak ilan etme, kayıpların tahsil etme cihetini tercih etmişlerdir.İşte; O gün kurdurulan devletçiklerin bugün etnik ve siyasal yapılarına vakıf oldukça, gerçekten sahada değil de masa üstünde ve hangi art niyetlerle kurulduklarını daha net anlayabiliyoruz.Bir araya gelme imkanı ve ihtimali dahi olmayan halk kitleleri zoraki bir araya getirilerek göstermelik devletler kurulmuş meğer. Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Yemen bunlara örnek verilebilir. Bu günde bundan en fazla zarar gören Ülke’ler de bilindiği üzere; Ortadoğu’da yer alan “Konu mankeni” Ülke ve halk’ları olmuştur.


Savaşın sonucunda; tarihin hiç bir döneminde olmayan devletler masabaşında pergel ve cetvelle sınırları çizilerek, O güne kadar belki de devlet’in ne olduğunu dahi bilmeyen gruplara hediye olarak, bünyemizden adeta koparılarak altın tepside sunulmuşlardır.”Biat” aldığı kişileri de işbaşına getirerek, irili/ufaklı on’larca devletçik  böylece kurulmuş oldu.Tek kalemde yazılan/çizilen Osmanlı adeta budanarak, her bir parçamız birilerine ikram edilmiş oldu. Oysa; bizim gibi mağlup olan Alman’lara gösterilen tolerans/hoşgörü bize gösterilmemiş, Anadolu’yuda işgale yeltenmişlerdir. Ancak; gösterilen büyük direnç ve mukavemet sonucu, bugünkü topraklarda yeni devlet’imiz kurulmuş oldu. “Türkiye Cumhuriyeti”. Maalesef 3 Milyon m2’ topraktan 780 bin m2’sini ancak koruyabilmiş olduk.


Yeni kurulan devlet’in yöneticileri; Mağlup oluşlarının sebeblerini eperyalistlerin amaçlarında ve iç muhalefetin de batılı ülke’lere olan aşırı güven ve hayranlıklarında da aramaları gerekirken sadece;“Saray” yönetiminin basiret yoksunu olmaları, yöneten konumunda olan padişah’ların da gaflet, sefehat ve hiyanet içinde oluşları nedeniyle böyle bir sonuçla karşılaştıklarını dile getirdiler.Bunda elbette haklılık payı da vardır.Amenna! Ancak; 1908 de ilan edilen ikinci meşrutiyet’ten sonra iktidara gelen, paşaların etkin olduğu İttihat-Terakki partisinin yönetiminde savaşa girdiğimizi bilerek gündeme getirmediler.Oysa; birinci meşrutiyet ilanında kabül edilen yasalarla, meclis’in aldığı kararlar padişah denetiminde iken, ikinci meşrutiyet’te bu yetki kaldırılmış idi.Yani karar tamamiyle “İttihat ve Terakki” partisinin kurduğu meclis’e ait idi.Bunlar hiç gündeme gelmedi.Çünkü; Cuhuriyet’i kuran partinin karar organları da çoğunlukla asker kökenli kişilerden oluşuyordu.Yani; arkadaşlarının korunması adına olsa gerek, savaşın bu yönü çok fazlaca yazılıp çizilmedi.Bir şekilde üstü örtüldü.


“Günah keçisi” bulunmuştu artık.Halkayı genişletmenin gereği de yoktu. Halbuki bizi savaşa adım adım sürükleyen İttihat ve Terakki’li yöneticileri suçlu kabül edilmişlerdi.Onlar da yargılanıp aklanacaklarına kendileri de inanmamış olsa gerek, yurt dışına kaçmışlar, ama maalesef oralarda vurulmuşlardır.Berlin’de sokak ortasında  vurulan Talat Paşa’nın katil’ine ceza da verilmemiştir. O günkü hükümet koca paşa’sının hakkını gündeme bile getirememiştir.Hakkını arayamamıştır.Fakat bir suçlunun olması gerekirdi. Suçlu; Osmanlıyı yöneten son dönem Padişahları ve yönetim sistemleriydi.İbre orayı işaret ediyordu.

 

Savaştan sonra bütün namlular bu yöne çevrilmiş, tarih’ede böyle geçirilmiştir.Bundan böyle;Üzülerek söylemeliyiz ki, altıyüz küsur yılda bu toprakları bize vatan yapan, hem de mirasını yediğimiz ecdad’a gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak söğmek marifet sayılmış, hatta teşvik bile edilmiştir.belki de tarihte, geçmişine bu kadar yabancılaşan tek milletiz.Yanlışlar var mıydı? pek tabi vardı! ama toptan tu-kaka yapılmaları bu müslüman millet’in tarihini yazanlara hiçmi hiç yakışmadı.İstisnaları tabiki var.Burda da toptancılık yapmak yakışık olmaz tabi.Halen çocuklarımızın belleğinde padişah=Hain, satılık ve keyfine düşkün biridir.


Daha geçen gün Abdulhamit’in torunu bir tv.Proğramında; dedesinin kendi parasıyla aldığı Musul ve Kerkük topraklarına ait tapuları kamuoyuyla paylaştı.Dün olduğu gibi bu günde (belki mecburiyetten/Konjoktür gereği olabilir), pek kayda değer bulunmadı, duyarsız kalındı.Hemde;Musul/Kerkük gündemdeyken.


O günkü olayları günümüzde yorumlamanın faydası olacağını düşünüyorum. Oyun aynı çünkü.Tarih bize benzer olaylarda ışık tutması açısından son derece önemlidir.Mesela; O tarihlerde yeni kurulan Cumhuriyet Hükümetleri 1939-1945 tarihlerinde Avrupa’da yaşanan/patlak veren savaşa girmememize rağmen, yaşanan krizden bizde “içimize kapanarak”, “Yurtta sulh, Cihanda sulh” sloğanına sarıldık.Halbuki O günlerde krizi fırsata çevirme politikalarımız olsaydı, belki bugün çok daha farklı pozisyonda olabilirdik.Bu gün de aleyhimize sonuçlanmasını arzu edenleri mahçup etme adına, bu gün itibariyle devam eden savaş halini akıllı politikalarla idare edip, ileriki zamanlarda lehimize sonuçlar alınmasına dönüştürmek pekala mümkündür.Çünkü; bu filmi seyretmişiz ve aktörleri tanıyoruz.Hata yapma ihtimalimizin asgariye inmesi gerek.Yeter ki; duygular ve hamaset aklın önüne geçmesin.Bu öyle zannedildiği kadar da zor değil.Tarihi birikimimiz ve “devlet olma” geleneğimiz potansiyel olarak bize kafidir. zira bu coğrafyanın en deneyimli ve tarihi birikimi olan bir milletiz.


Son dönemlerde güzel adımlar da atılmıyor değil; Özellikle Türkiye tarafından başlatılan karşılıklı mahalli para kullanma politikası doğru idi. Rusya ve İran’la yapılan karşılıklı alışverişlerde yerli para’nın kullanılması teklifi de kabül edilince, Amerika’nın milyonlarca dolarının hareket alanı bir anda yok oldu.Avro bölgesi de;Almanya’nın öncülüğünde zaten kendi paralarını kullanma kararları vardı, Türk Hükümeti’de bu yolu tercih edince Amerikan’ın para savaşı cephesi genişlemiş oldu.En büyük sömürü aracı olarak kullandığı parasına büyük bir darbe vurulmuş oldu şu an.Yani;Amerika ağır yaralıdır.Dış borcu enfazla olan Ülke’dir.Saldırgan oluşu biraz da yamanın sürekli açılmış olmasıdır.(Birde Suudun koltuk değneği olmadığını düşünün) İşte bu kriz yönetme yöntemidir. İnşallah başarılı olurlar.Temennimiz budur.


Şu an bir kol güreşi yapılıyor. Avrupa/Rusya, Almanya/Amerika, Almanya/Türkiye, Amerika/Türkiye, Türkiye/İran,Uyuyan dev Çin/Amerika……yeterli galiba.Çok bilinmeyenli denklem gibi. Önce kim “pes” diyecek ileriki zamanlarda göreceğiz.Halk’tan fedekarlık yapılması beklenebilir.Bunlar şahsımıza ait okumalar,en doğrusunu elbetteki Rab’bimiz bilir.
 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kaya Giyim / Kalitede öncü giyim dünyası
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05