Bilgi, eksik yada yanlı verilirse; anlama da öyle olur!

17.11.2017
Mustafa YILDIZ


Tarihi bir gelenek olarak hemen hemen her dönem de var olan, günümüzde de devam eden “Müzakere/Münazara” kültürümüz hız kesmeden sürdürülüyor.Zaman zaman müzakerelerin/münazaraların bazen münakaşa şekline dönüştüğüne de şahit oluyoruz.Özellikle son yıllarda biraz daha yoğun bir şekilde konuşulur/tartışılır hale gelen bazı “dini” mevzular hakkındaki yorumlamalar, günümüzde de iyi niyetli olarak müzakere ediliyorlar.Çok ta faydalı olduklarını düşünüyorum.Ancak;bu müzakerelere gerek görüşleri ile gerekse birikimleri ile katkı sunanlar, şunu da bilirler ki, dini mevzular geniş kitleleri ilgilendirdiğinden dolayı kamuoyunda çabukta yankı bulurlar.

 

Bu nedenle topluma aktarılan alışılmışların dışındaki yeni görüş ve bilgilerin nasıl bir antipati oluşturacağını iyi hesap ederek görüş belirtmek gerek.Ayrıca;söyleminizin okuyucu ve merak edenlerde nasıl bir algıyı oluşturacağı da önemine binaen, hesap edilerek düşünceleri ifşa etmelidir.Akla gelen her fikir veya düşünce tahlili yapılmadan komuoyu ile paylaşılır ve servis edilirse eğer, bazen faydalı olacağım derken zararlı da olabilirsiniz.Demek istediğimiz, “herkesi memnun edelim” babından değil elbette, M.Akif’in tabiriyle “Asrın idrakine sunmalı İslam’ı” babından diyoruz.Tabi ki!


Yıllarca korunarak nesilden nesile aktarılıp bize kadar sözlü ve yazılı olarak ulaşan “İslam dini” hakkındaki bilgilerimizin bu gün için yetersiz görülmesinin haklı tarafları olduğu da bir gerçektir.Halbu ki, sürekli yenilenen ve hayatımızı kolaylaştıran bazı teknolojik yenilikler karşısında, günlük hayatta kullandığımız araç ve gereçlerin çeşidinin artması, nufusun çoğalması..vs, gibi sosyal gelişmeler sürekli kendini yenilerken, düşünce dünyamızda da parelel olarak bir yenilenme ve güncellenme yapılması gerekirdi.Ancak, gereği yapılmadı/yapılamadı her neyse, ama aksine sistemli bir şekilde baskılar yapılarak, “yeni içtihat yapılmasına da ihtiyaç kalmadığı” tez’i de ilim adamlarına enjekte edilerek adeta, yeni bir şey söylemenin önü tıkanır hale getirildi.İnsanımızı sürekli meşgul eden bir takım mevzular da bir şekilde savsaklanak veya zorlama yorumlarla “Tepeden inmeci” pansuman cözümlerle geçiştirilmiş ya da ertelenmiştir.Her gün yeni şeylerin hayatımıza girdiği günümüzde ise, yıllar önceki yorumlarla çözüm arama çabaları, eksik ve kadük kaldığı için, yeni çözüm yollarını aramak/bulmak, geçte olsa bu gün zorunlu olarak kabul edilir, anlayışla karşılanır hale geldi.Kendilerini dün’e göre daha rahat ortamda hissetmiş olacaklar ki, bazı ilahiyatçı bilim adamlarımız da; cesaretlerini toplayarak, kuran’a ters, ilme aykırı, islam’a yabancı bazı konu başlıklarını konuşulur/tartışılr hale getirdiler.Zaten;düşünce dünyamızın da artık güncelleşmesi gerekiyordu. Bundan artık kaçınılmazdı. Bugün yapılan belkide yıllar önce yapılması gerekenlerdi.Onun için samimiyetle yapılan/yapılacak olan arayışları takdir edip, bu minvalde değerlendirmek gerekir.

 

Mesleğinde uzman ve din’i mevzularda emeği olan bir takım bilim insanımızın kronikleşerek günümüze kadar taşınan bazı konuları büyük cesaretle tartışmaya açmaları, yeni çıkış yolları aramaları, insanımızın düşünce dünyasının önündeki puslu duran mevzulara neşter vurarak bazı tabu’ların yıkılmasını sağlamaları, en azından bir menfez/kapı açarak insanımıza daha rahat manevra yapma kabiliyeti kazandırmaları, tereddüt edilen ve yıllarca hakkında “Laf ettirmem” ve “Konuşturmam” denilen hususlara bile günün şartlarıyla örtüşen çözümler sunmaları, ”İslam” dini hakkında oluşan olumsuz sis perdelerinin aralanması ve kaldırılma çabaları v.s. gibi…mevzular hakkındaki yapılan çalışmaları mutlaka takdir etmek gerek.Ediyoruz da.Bu çalışmaları yapanların gayretlerinde ve sarf  ettikleri emeklerinde bir samimiyetin olduğuna da inanıyoruz.Ancak;hızınızı ve  duracağınız yeri iyi ayarlamazsanız, bu sefer başka tür yanlış anlamaların doğmasına sebebiyet vermiş olabilirsiniz.


Mesela;Bazı ilahiyatçılarımız tarafından öne sürülen; “peygamberler arasında herhangi bir ayırımın yapılmaması”, hepsinin eşit seviyede görülmesi hususu sıkça gündeme getirilmektedir.Kaynak olarak Bakara Suresi: 285.Ayeti işaret edilmektedir. ”Pegamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti.Mü’minlerde (İman ettiler). Her biri Allah’a meleklerine , kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız.İşttik, itaat ettik.Ey Rabbimiz affına sığındık! Dönüş sanadır” dediler.Ayeti gösterilmektedir.


Bu ayette açık olarak, müminler tarafından peygamberler arasında bir fazilet yarışının yapılması, bizim peygamber sizinkini döver, sizinkinden güçlüdür gibi anlamlara gelecek çocuksu söylemlerin hiç birinin doğru olmadığına işaret edilmiştir.Amenna ancak; Yine Bakara suresi:253.Ayette ise: “Peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık.Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarınıda derece derece yükseltmiştir.Meryen oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve O’nu Ruhul-Kudüs (Cebrail) ile güçlendirdik.Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler,kendilerine açık deliller geldikten sonra birbiriyle savaşmazlardı.Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti.Allah dileseydi onlar savaşmazlardı. Lakin Allah dilediğini yapar” Ayeti de aralarında bir üstünlüğün olduğu bildirilmiştır.


Bu ayet ile yukarıda zikr edilen ayet birlikte ele alımadığı zaman anlam ve muhtevaları daha farklı anlaşılır.Sadece bir ayete bakarak kanaat oluşturmak çoğu zaman bizi yanıltır.Anlam daralması olur, hareket alanımızın hacmi küçülür.Bir müddet sonra tekrar yorumlama ihtiyacı hasıl olur.Bakara 285 e göre demek ki, Allah peygamberleri arasında kimini kimine üstün kıdığını söylüyor.Öyleyse, mensuplarının küfr’ü gerektirecek sözler sarf etmeden övmelerinde bir mahsurun olmadığı anlaşılıyor.


Bize anlatılan da galiba şu olsa gerek;peygamberler arasında derece veya fazilet farkı gibi ayırımların yapılması “Mü’minlerin” görev ve yetkileri arasında değildir. Ancak peygamberler arasında derece ve üstünlük vardır.Ama O’nu siz değil, ben kendim belirlerim. O benim yetkim alanımdadır.Siz bu tür ayırımlara girmeyin.Bütün peygamberlere görevli elçiler olduklarından dolayı iman edin! yeterlidir.Denmektedir.Bizim için de zaten bu kadarını bilmemiz kafidir/yeterlidir.


Abartmalar yok mudur?derseniz.Elbette vardır.Mesela;İsra suresi:59.Ayette de; “Bizim mucize gödermemize mani olan şey, ancak evvelkilerin o’nu (Mucizeleri) yalanlamış olmalarıdır.Semud kavmine dişi deve verdik. Sonra ona zulmettiler.Ve biz, ayetleri (Mucizeleri) korkutmaktan başka bir şey için göndermeyiz” Ayeti, müşriklerin ısrarla peygamberden a.s.dan mucize istemeleri nedeniyle indirilmiştir.”Artık mucize yok” diyerek manası apaçık olan bu ayete rağmen, müşriklerin geleneklerine benzer şekilde ısrarla, bu gün de aşırı sevgiden dolayı abartılarak ve “peygamber mucizeleri” ismi altında, peygamberimizi zoraki mucize sahibi yapmak, diğer peygamberlerden geri kalmadığını ispatlama uğruna belkide iyi niyetle piyasaya yanlış, yalan ve uydurma bilgilerle işte; “Peygamberimizin Mucizeleri” diye mesnetsiz  bilgilerin halen kabül görmesine fırsat verilmesini elbette yanlış olarak kabul ediyoruz.


Ama, israiliyat’ta diyebileceğimiz inancımıza ve kültürümüze nufuz etmiş bu yanlış/uydurma bilgileri temizliyoruz diye, belkide iyi niyetle yapılan bu tür çalışmaların, bazen dozu kaçırılarak, bu sefer de yeni bir yanlış anlamayla; sanki Peygamberler de bizim gibi sıradan biriymiş gibi basite indirgenmeleri veya insanımız tarafından böyle anlaşılmalara sebebiyet veriliyor olmasını da, tasvip etmemiz mümkün değildir.Böylesi hassas konularda daha seçici davranmak gerekir.


Korkumuz da bundan kaynaklıdır.Her şey kuran’da mevcut, hadislere ihtiyaç ta yoktur, zaten çoğu da uydurmadır diyerek, böyle anlaşılmaya sebep olabilecek beyanlar yaygınlık kazanırsa eğer, peşinden peygamberlere de ihtiyaç yoktur, gibi algının oluşmaya başlama ihtimali doğabilir.O zaman peygamber/peygamberlik sıradan bir hale gelmiş olur ki! bu hiçte doğru olmaz.


Zaten peygamberler Allah tarafından sürekli onure edilmişlerdir. Bu da onlar için fazlasıyla yeterlidir.Müntesiplerinin övgülerine ihtiyaçları da yoktur.”Zekeriya a.s. tek başına bir ümmetti” peygamberliğine bir helal geldi mi? hayır.Öyleyse; Allah’ın kitabında belirtilen peygamber tarif ve tanımlamalarına ek yapmamızın gereği de, luzumu da yoktur.Ayrıca ihtiyaç ta yoktur.


Deve’ye sormuşlar; “İnişi mi seversin? Çıkışı mı?” deve demişki: “Bunun düzü yok mu?” Biz de diyoruz ki, her şeyde olduğu gibi, dinimizin “inancın esasları” diye bize önerdiklerini (Peygamberler,Melekler, Cinler, Cennet, Cehennem vs.) ne abartarak, ne de tu kaka ederek aslının dışına çıkarmamak gerek. İslam’ın tanımında da anlamını bulduğu gibi, vasat olanı/orta yolu tercih etmeli, kuran tarafından peygamberler hakkında yapılan tarifler/tanımlamalar, verilen bilgileri kafi ve yeterli kabul etmeli, ilave ve eksiltme yapmamalıdır.


Peygamberleri övüyoruz diye, aslında kendilerinde olmayan vasıfları onlara atıf’ta bulunarak iddia etmek te doğru değildir.Mesela; O bir “Nur” idi, bütün biyolojik atıkları şifa idi gibi iddialar ileri sürerseniz eğer, bu sefer insanlara “örnek olma” vasfını imkansız ve zor hale getirirsiniz.Halbuki; onlarca ayette; “O’da sizin gibi beşerdir” denmektedir.Oysa; Ahzab suresi:21.Ayette; “Andolsun ki peygamber sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir” diyerek, Allah O’na (a.s.) uymamız gerektiğini vurgulamıştır.O halde; örnek olan kişinin yaptıklarını herkesin yapabiliyor olması gerekir.Şayet gücümüzün dışında, insan olmaktan öte biri gibi bir pozisyon verirseniz, o zaman O (a.s.) örnek alınamaz hale getirirsiniz.


Öncelikli sorunumuz elbette bunlar değil.Bilgi mahiyetinde dahi olsa, düşünce paylaşımı yapanların emeklerini inkar etmek gibi niyetimiz asla olamaz, ancak yanlış anlamalara mahal vermemek için, hemen hemen her konuda dengeyi sağlamak, orta yolu tercih edip daha dikkatli davranmakta fayda vardır.
 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları