BEYNEL MİLEL İSLAM KONGRESİ, HACC..

20.08.2018
Ahmet GÜRBÜZ

Şuanda yeryüzünün en heyecanlı, en hareketli, en bereketli yeri hiç şüphe yok ki Arafat’tır. Milyonların tek amaç için toplandığı, tek tip kıyafete büründüğü, dillerin bütün insanlığın barış ve huzuru için duaya durduğu, gözlerin rutubetle, gönüllerin rikkatle kıpırdadığı olağan üstü günler ve saatler. Ve geride o atmosferi tatmak için can atan dünya Müslümanları. Kim istemez ki orda olmayı. Bu heyecana ortak olmak isteyenlere gün boyu televizyon karşısında Arafat’tan canlı yayınları izlemelerini tavsiye ederim.

Hac ve Umre yolcuları Allah (cc)’nun kavimleri içinden seçtiği misafirleridir. Onlar dua ettiklerinde dualarına icabet eder, tövbe ederlerse de tövbelerini kabul eder. Memleketlerine döndüklerinde, analarından doğdukları gün gibi, günahlarından arınmış olarak tertemiz dönerler. Yine lisan ı nebi ile, ‘kabul olunmuş haccın karşılığı ancak cennettir’.

İslam’ın beş temel esasından biri olan hac; her yıl ülkemizden yaklaşık seksen bin hacı adayı, dünya genelinden de iki buçuk milyon Müslümanın iştirakiyle Kâbe’yi içinde barındıran Mekke şehri ve etrafında ifa edilmektedir. Peygamber efendimizin doğum yeri olan Mekke; Umm ul Kura (şehirlerin anası), Bekke, Beled ül Emin (emin şehir) ve Mükerrem şehir olarak da adlandırılmış. Arafat, Mina, Müzdelife buradadır.

Bey tül Atik/eski ev olarak da anılan Kâbe yeryüzünün ilk mescididir.

“Şüphesiz insanlar(ın ibadet ve ziyareti) için kurulan çok mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan ilk ev (ilk mâbed), Mekke’deki (Kâbe’)dir.

Orada, (Kâbe’nin mâbed olduğunu gösteren) apaçık deliller ve İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse emniyette olur. Oraya (gitmeye) bir yol (imkân) bulabilen kimseye, Beyt(ullâh)’ı hacc etmesi, Allah’ın hakkı (olarak o kimseye farz)dır. Kim de (bunu reddeder de) küfre saparsa, (küfrü kendi aleyhinedir ve) şüphesiz Allah, bütün âlemlerden müstağnîdir (kimseye ihtiyacı yoktur)”.(3/96-97)

Hacc turistik bir seyahat değildir. Hiç şüphesiz dini boyutunun yanında ekonomik, kültürel, sosyolojik ve siyasi boyutları da vardır. İslam’ın farz ibadetlerinin tamamı muayyen vakitlerde ve cemaatle yapılması emredilmiştir. Hacc da mekânsal bütünlükte buna ilave edilmiştir. Vadedilen müjdelere, farziyet ve ifa şartlarına bakınca İslam’ın beş şartının zirvesi diyebiliriz. Hatta İslam peygamberi efendimiz sav in ömründe bir defa yapması ve adının da Veda Haccı konması meselenin özünü teşkil etmektedir.

Hacc beynel milel İslam Kongresidir. Dünyanın bütün ufuklarından, bütün iklimlerinden, coğrafyasında, âdemoğlunun her renginden, her ırkında, her kültüründen insanların Allah’ın emrini ikame etmek için hiçbir fedakârlıktan sakınmadan bu ulvi davete icabet etmeleri bunun içindir. Haccın bu yönü İslam’ın diğer dinlere ve sistemlere karşı tartışılmaz üstünlüğünün delillerinden biridir. Burada ümmetin kaynaşması sağlanmalı, sorunları masaya yatırılmalıdır. İlim adamları bir araya gelmeli, teknolojik yenilikler konuşulmadır. Ticari bağlantılar kurulmalıdır. Ümmete kurulan tuzaklar tartışılmalı ve tedbirler düşünülmelidir.

Bu sebeplerden dolayı, Araplara para kaptırmayın, bu senede hacca gitmeyiverin, haccı boykot edelim gibi çıkışları hiç masum bulmuyorum. Suud rejimini beğenmeyebiliriz, yaptıklarını tasvip etmeyebiliriz, diplomatik sahada her türlü mücadeleye evet, hatta burası bizim elimizden nasıl çıktı diye oturup uzun uzun muhasebesini yapalım ama Allah’ın farzını tağyire ve tebdile kalkışmak kimsenin haddine değil.

Olması gerekenle vakıayı kıyaslayıp, peki neden böyle sorusu aklımıza gelebilir. Öncelikle Mekke ve Medine’ye uluslararası farklı bir statü sağlanması gerekir. Hacıların ömürde bir yaptığı bu ibadet için 60-70 yaşlar beklenmemelidir. Mutlaka gitmeden önce bu çerçevede bir bilinç kuşanmalı, bir eğitim alınmalıdır. Ekonomik şartlar hafifletilmeli, Diyanet/Devlet başta olmak üzere ilgili kurumlar işin ticari tarafını ikinci plana atmalı, hatta teşvik edilmelidir.

Rehberimiz Hz. Muhammed’in ilk ve son haccının pratik mirasının yanında bende çağrıştırdığı en önemli mesajı veda hutbesidir. Hakk ve adaletin yükseltildiği, kadın haklarının altının çizildiği, Müslümanların malları ve canlarının birbirlerine haram kılındığı, her türlü cahiliye adetlerinin; faiz, zina, kan davası ve ırkçılığın ayaklar altına alındığı, evrensel hukuk ilkelerinin ve insan haklarının ilan edildiği, orda bulunan 124 bin sahabenin şahid tutulduğu ve emanet edildiği muhteşem beyanname. Bugün insanlık âlemi olarak en çok muhtaç olduğumuz yitiğimiz.

“Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah’ın kitabı Kur an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir”.

“Hac, bilinen aylar(da)dır. Kim o aylarda haccı yerine getirmeye azmederse, (bilin ki) hacda (eşiyle) cinsî ilişki kurmak, günah sayılan davranışlarda bulunmak ve kavga etmek/ağız dalaşı yapmak yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. Bir de (yol için) kendinize azık edinin. (Bilin ki) azığın en hayırlısı takvâdır (günaha sebep olan hareketlerden sakınmaktır). Ey akıl sahipleri! Yalnız benim emirlerime uygun yaşayıp karşı gelmekten sakınarak azabımdan korunun”.(2/197)

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Nureddin Temeloğlu

20.08.2018

MaşaAllah. Rabbim bizlere de mevcut haclar nasib eylesin.
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları