Mehmet Yavuz AY /
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

"Baş Dil İle Tartılır"

07.01.2018
Mehmet Yavuz AY

“İnsan dünyayı zapteder ama ağzını zaptedemez”miş. (M.Celâleddin Rumî)

 

Dil, Allah’ın insana bahşettiği ayırıcı vasıflı büyük bir nimet.

 

Kalpte biriken düşünceler; tanımlamalar, kanaat, hüküm, sevgi, muhabbet, nefret, kin, haset, dil ile gün ışığına çıkar.

 

İnsan, diliyle insan olur. Düşünce merkezi kalpken, insan, varlık dünyasında yerini dili ile alır.

 

Allah insanlara niyetleri, eylemleri ve dillendirdikleri ile değer biçerken; insan insanı eylem ve söylemle tanır.

 

Kalpteki duygular beyinde ölçüye tartıya geldiğinde dilde vücut bulur.

 

Kalp karar verir, dil onu açıklar. Kalbin tasdik etmediğini dil nasıl ikrâr eder?

 

Tercihte özgür bırakılmış insan, doğru ya da yanlış tercihini dili ile ilân eder.

 

Ontolojik donanımlarının üstüne hayattan öğrendiklerini ekleyen insan fert olma yolunda güzel adımlar atmaya başlamıştır.

 

Kendini tanıma yolunda en hassas kavşak, niceliklerden sıyrılıp niteliğe yönelerek fert olmada karar kılmaktır.

 

İnsanın hikâyesi, yalnız doğmak yalnız yaşamak yalnız ölmek yalnız haşrolmak değil midir?

 

Yine de insan yalnızlıktan ürker. Söylem ve eylemlerine ortaklar arar.

 

Günümüzün postmodern, seküler dünyasında üretilmiş sihirli sözcüklerden birisi olan özgürlük, sahiden insanın talep ettiği bir şey midir?

 

Özgürlük şarkısını dil söylerken, kalp korkularını hep hatırlatır. Dili ile kalbi arasındaki uyumu yitiren insan nasıl fert olabilir?

 

İşte orada, dünyanın ortasında çırılçıplak doğan insan müthiş bir serüvenin içinde bulur kendini.

 

Kalbi yaratıcısını bulduğunda insan dili ve eylemleriyle yalnızlığa cesaretle yürür, fert olur. Bu süreç anlık bir dilimin içinde değil bütün bir ömür boyunca sürdürülecek çabayla kazanılabilir.

 

Kalp çatlarsa dil de çatallanır.

 

Seküler dünya, fert olamamış beşerin korkularını iyi kullanır. Oysa gerçek özgürlük, yalnızlığın tepelerinde, verili dünyanın oyuncaklarından kendini azat etmektir.

 

Seküler dünyanın dayattığı gerçekliklere direnemezseniz yığınlar içinde kum tanesine dönersiniz.

 

Yalnızlıktan korkarsınız. Televizyona, internete, akıllı cep telefonuna dahil olursunuz. Sosyal ağlara koşar, örümcek ağına yapışan sineklere dönersiniz.

 

Kendinizi kafelere atarsınız, modern dünyanın mabedlerine, stadlara, spor ve konser salonlarına, açık hava konserlerine, tatil yörelerine…

 

Vicdanınızı karartıp sesini kıssanız da iç ürpermeleriniz, kalbinizin korkuları, yalnızlığın yine gelip kapınıza dayadığı zavallılığı üzerinizden atamazsınız.

 

Dünyaya yenilmiş kalbin kapısı dil, yanlış yolun işâret levhalarına kelimeler döşemeye durur.

 

Bir de “Bilmediğini bilmeyen” insanlar vardır. Doğru düşüncenin yalnız kendilerinde olduğunu ifade ederler. Faklı düşünceye, farklı bakış açılarına tahammülleri yoktur. Her şey siyah ve beyazdan ibarettir.

 

Baskıcı sistemlerde yetişen ideolojik guruplar da baskıcılığı özümsemiş oluyorlar. Üstad Cemil Meriç’in ifadesiyle “Düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı ülkemizde” ufku kara, keskin inançlı adamlar, dillerini kılıç gibi kullanmakta bir beis görmüyorlar. Bir adım ötesi kutsalları adına kurşun yağmuru.

 

“Kurşunlar neredesiniz! Kalbimde dil yarası var!”

 

Kibirli, katı, yalancı, iftiracı, gurupçu, meşrepçi biri nasıl kendisini tanıyabilir?

 

Dünyadan kendini müstağni kılmış insanın fert olarak özgürlüğü onu Yüce Yaratıcıya götürecektir. Kendini tanımaya başlayan mümin bir kalp; hıza, hazza, lükse, israfa, her türlü fuhuşa direnecektir.

 

Özgür, mümin bir fert olmak için kalbimizi hakikatin ışıklarıyla yıkamalı, kutlu kitabımızın kelimelerinden alacağımız diriltici rüzgârla, dilimiz kimliğimizi  oluşturmalı.

 

Evet, dilimizi terbiye etmeliyiz. Kontrolsüz keskinleşen bir dil, sahibini de kesecektir. Zor da olsa ağzımızı zaptetmeye gayret göstermeliyiz.

 

Düşünceyi; temiz, tutarlı, vahye dönük bir dille ifade etmeliyiz.

 

Konuşmak kadar susmak da erdemli bir davranıştır.

 

“Çocuklarımıza dilini tutmasını öğretmeliyiz; konuşmasını nasıl olsa öğrenecekler.” (Benjamin Franklin)

 

Çünkü, “İnsan, dilinin altında gizlidir.”  (Hz. Muhammed)

Bu makale 2003 defa görüntülendi.

Yorum Ekle
Yorumlar
Recep Ç

15.01.2018

Evet( düşünceyi; temiz, tutarlı, vahye dönük bir dille ifade etmeliyiz.)Zamana uygun bir cümle ile izahat elinize sağlık.
Fatih Y

15.01.2018

2-Kütübi Sittede bakındım..Ben de ilgili hadisi orada göremedim..İnternette yaptığım araştırma sonucu, İlahiyatçı çoğu kişi, iligli sözün; Hz.Ali nin sözü olduğuna dair genel meyil var..Ama kaynağından okumadığımdan malumatfuruşlıuk edemem.. Yazarın, eminim kaynakçası vardır..
Fatih Y.

11.01.2018

4-Yazara güzelleme/savunma yapmak değildir niyetim, haddimde değil. Ama Hikmetten bahsederken insaf ile eleştirmek her kişinin şiarı olmalıdır..selam ve dua ile
Fatih Y.

11.01.2018

3- Şahsen tanıdığım yazarın evini ziyaret etmiş biri olarak, salonun duvarlarını kitaplıkla kapattığını, içinde milim boşluk bulunmayacak nispette kitap bulunduğunu ve pek çoğunu bir kaç kez okuduğuna şahidim. eminim ki bu hadis için kendilerinin kitabi kaynakçası vardır.
Fatih Y.

11.01.2018

1-Hikmet hakkında...Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir."
Y.N.Y

11.01.2018

İnsanlarin yazdiklarina katilmayabilirsiniz lakin uslüp onemli...Hadis kaynakları tarandiğında ilgili hadis de görülecektir...
S Gokay

11.01.2018

Elinize sağlık abi
Mehmet Altınkılıç

09.01.2018

O bahsettigi hadisi bulamadim
Cok admadan laf yaziyor ama kaynaksiz
Kulaktan dolma mi yaziyor kitabi mi bilemedim
Birseyler diyor ama beni etkilemiyor cok fazla
Cok yaziyir ama hikmet eksik gibi geliyor
Hakan ŞİMŞEK

09.01.2018

Yüreğinize, Dilinize sağlık...
Mehmet Yıldız

09.01.2018

Ağzına diline sağlık
Aydar Garaev

08.01.2018

Muhteşem bir yazı, teşekkür ederim
H. Çelik

07.01.2018

Yazıyı iki kez okudum.Oldukça derin içerikli bir yazı olmuş.Eline ve gönlüne sağlık.Yazının özellikle "Özgürlük ve yanlızlık"la ilgili bölümleri bana varoluşçuluk felsefesini hatırlattı. Yanlızlıkla başetme çabaları, kişide Allah a inanç yoksa, patolojik sonuçlara neden oluyor maalesef. Kişi için tek sığınılacak liman Allah inancı vesselam. Kişi ancak bu inançla özgürlüğe ulaşabilir. Yanlışlığın korkutuculuğu ile de başedebilmesi ancak böyle mümkün olabilir diye düşünüyorum. (Zaten sen de bunu ifade etmişsin, yani sana katılıyorum.) Yeni yazılarını bekliyorum
Hanefi Terzi

07.01.2018

Yüreğine sağlık çok güzel olmuş. Allah razı olsun. Devamını bekleriz.
Hüseyin çolak

07.01.2018

Ağabey size yazınız uzun oluyor uzun olunca okuyucu sıkılıyor okuyucu kısa yazılardan hoşlanıyor demiştim.Oylede sanıyor dum.Beni hayal kırıklığına uğrattınız yada sizin yazılar öyle alıcı öyle akıcı ki tv dizileri gibi aynı yazıların devamını bekler oldum.Tv film kuşağı gibi her bölümü farklı makalelerinizi izledikce izlenen hababam sınıfı filmi gibi okudukça tekrar tekrar okuyası geliyor insanın kaleminize sağlık yüreğinize sağlık
Hamdi Yıldız

07.01.2018

Allah razı olsun
Hüseyin Aksakal

07.01.2018

Ali dilsiz

07.01.2018

Büyük adamın kaderi put kırıcılık... bu putlar bir dönem onun da mabudu olmuştur... ve bilir ki yeni bir dünyanın daha güzel bir dünyanın yolunu açmak için bu sevimli oyuncakları parçalamak zorundadır...
Cemil Meriç
Rogicel vunip

07.01.2018

Bilgi patlaması bu olsa gerek
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları