22 Ekim 2019 Salı •

Atıyorum, Sallıyorum, Uyduruyorum

26.03.2019
Osman KAYAER

Atıyorum, Sallıyorum, Uyduruyorum  / Osman KAYAER

Atıyorum, sallıyorum, uyduruyorum[1]

İlk defa 2004 yılında karşılaşmıştım bir “atıyorum”cu ile. Belediyeyi yeni devir almıştık, harıl harıl dosya inceliyorduk. İşten anladığını düşündüğümüz için büyükşehir belediyesinde görev yapan bir arkadaşı davet ettik, bize yardımcı olsun diye. Bir yandan dosya inceliyor bir yandan da belediyecilik ile ilgili bilgi almaya çalışıyorduk arkadaştan. Lakin arkadaş, sık sık eskilerin “farz-ı muhal, bizim “mesela”, uydurukça Türkçesi konuşanların “Örneğin” dediği şeye “Atıyorum” diyordu. İki cümlesinden biri “atıyorum” diye başlıyor. Tabii biz, gençliğimizden “atma irecep din gardaşız” sözüne aşinayız ya, arkadaşın atmalarına daha fazla dayanamayıp, “Atma kardeşim, ne atıp duruyorsun” diye itiraz ettik. Arkadaş şaşırdı ve irkildi, ne atması yahu atmayı da nereden çıkardın diye itiraz etti. Çünkü kullandığı kelimenin farkında bile değildi ve bu “atıyorum” sözünün diline nereden dolandığını da bir türlü hatırlayamadı. En sonunda “yahu siz beni konuşturmayacaksınız anlaşılan” diyerek bir süre sustu.

Bir yıl sonra, Pursaklar “ilk kademe belediyesi” olarak büyükşehir belediye meclisinde temsil edilmeye başlandı. Bu fakir de orada Pursaklar’ı temsilen bulundu beş sene. Efsane belediye başkanı kürsüden konuşurken iki de bir “atarak söylüyorum” demez mi? Bizim arkadaşa virüsün nereden bulaştığını böylece öğrenmiş olduk.

Günlerden bir gün akşam evde TRT televizyonlarından birinde dil ile ilgili bir program izliyorum. Karşımda güzel Türkçemizin önemini anlatan bir profesör. Dilimizin zenginliğinden, güzelliğinden, ahenginden bahsediyor. O da ne! kulaklarıma inanamıyorum. Bizim hoca da, atıcılardan çıkmasınmı? İki de bir “atıyorum” deyip duruyor. Tabii daha fazla dayanamayıp kanalı değiştiriyorum.

Yine bir gün, heykeltıraş olduğunu söyleyen bir adam çıkageldi. Kendisini tanıttı ve bazı projelerinin olduğunu söyleyerek dinlememi istedi. Ben de buyur ettim. Adam bir şeyler anlatıyor ve iki de bir “sallıyorum” diyor. Sanki atıyorumculardan bıktığımızı biliyor ve bu yüzden “sallıyor” diyor.  

“Sallıyorum, liseliler için bir heykel kursu açalım.” “Sallıyorum, beş yol ağzına bir seğmen heykeli dikelim.” Daha fazla dayanamayıp “Yahu kardeşim ne sallayıp duruyorsun, şimdi camı pencereyi indireceksin” deyince, adam birden irkildi ve “ne sallaması” diye şaşkın saşkın yüzüme bakmaya başladı. Anlaşılan o da sallayıp durduğunun farkında değildi.

En son bir kaç gün önce “etkili öğretmenlik” konulu bir seminer dinlemek üzere bizi davet ettiler. Daha doğrusu mecbur ettiler. Kalktık gittik. Karşımızda bir “eğitim bilimci doçent” var. (profesörlüğü kazanmış bir kaç gün içinde atanmasını bekliyormuş)

Seminer saat 10:00’da başlayacak 12:00’de bitecek. Ben 10:00’a beş kala salondayım. Lakin konuşmacı ortalıkta yok. Neyse ki saat 10:30 gibi geldi. Önce bir kaç protokol konuşması yapıldı, saat oldu 11:00. Nihayet, hocamız sahnedeki yerini aldı, kürsünün başına geçti. Profesör, dikkatleri çekmek ve insanların ilgisini sürekli kılmak için bir o yana bir bu yana gidip gelmeye başladı, ama nafile. Sık sık arka taraftakilerin salondan ayrıldığından şikayet etmek zorunda kaldı.

Pek çok akademisyenin yaptığı gibi girizgah kısmı ana konudan uzun sürdü. Hoca önüne uzatılan bir nottan “son yarım saati”nin kaldığını öğrenince şaşırdı. Asıl anlatacağım kısım burasıydı, ama zaman azaldı, bu yüzden bazı kısımları atlayacağım diyerek konuşmasını sürdürdü? Böylece etkili öğretmenliğin zamanı iyi kullanmamaktan geçtiğini öğrenmiş olduk.

Durun, acele etmeyin, asıl sürprizi şimdi söylüyorum. Bizim yeni profesör de konuşmasında “mesela” yerine “uyduruyorum” demez mi? Ne yapalım kader bu, başa gelen çekilir. Tam iki saat boyunca profesörün uydurmalarını dinleyip müstefit olduk. Salondan çıkarken dilimden şu üç kelime döküldü:

Atıyorum, sallıyorum, uyduruyorum...

 

[1] Burada bahsi geçen insanların hepsi iyi ve saygıdeğerdir. Bu yazıyı onları rencide etmek için değil, toplumun dil konusunda nereye geldiğini anlatmak için kaleme aldık.

Yorum Ekle
Yorumlar
Köylü

27.03.2019

Bildiğim kadarı ile siz hiç sallamıtor, atmıyorsunuz (!!!)
RECEP DURMUŞ

27.03.2019

Abim , yazınızı okudum. Hem güldüm hem şükrettim. Çünki atmıyorum , sallamıyorum ve uydurmuyorum. Elhamdülillah bende bu yamuk haller yokmuş . Kendimi bu hususlarda muayene etmeme sebep oldunuz . Haa ! birde yazınızı paylaştım. Mahsuru olmayacağını daha önceleri söylemiştiniz.
Ersin

26.03.2019

Katılıyorum
Dürümiye / Lezzete Davetiye