Annelik tehdit altında diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı?

07.09.2018
Ramazan KAYAN

“Annelik tehdit altında” diye bir cümle kursak, abartı sayılır mı bilmiyorum…

Ama bildiğim bir gerçek var ki, kadının liberal limanlarda özgürlük ve eşitlik arayışı gittikçe “daha az anne” ve “daha az eş” sonucuna hızla hazırlamaktadır…

Hatta zamanla annelikten ürken, çekinen, korkan, kaçınan bir ruh haline dönüşmektedir…
Batı kadını yüceltti ama anneliği aşağıladı…

Kariyeri, konumu, konforu, kâr ve kazancı için çırpınan iş kadını, anneliği erteliyor…

Çalışma hayatı sürecinde fıtratı ile nasıl çatıştığını ve uzaklaştığını fark etmiyor…


İş kadını olmayı başaranlar, anneliği işten saymıyor, özgürlüğün tadını çıkarmak için çırpınıyorlar… Dışarının çekim gücü çok güçlü… Dışarıda huzur arayanlar modernizmin evsizliğine kurban gidiyor…


Seküler salvolar, feminist rüzgarlar, açık yozlaşma, kadın erkek ihtilafı ile birlikte rollerin karışmasına, meşruiyet zeminin kaymasına neden oluyor…
Erkeksi kadınlar, kadınsı erkekler dünyasında annelik tükeniyor…


Şu gerçek unutuluyor…

Kadın kadındır, erkek erkektir…

Birbirinin eşiti değil tamamlayıcısıdır…


Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirilerindendir…


Biribirlerinin kardeşleridirler…


Biribirlerinin velileridirler…


Biribirlerinin örtüleridirler…


Biribirlerinin rakibi değil refikidirler…


Biribirlerinin hasmı değil hışmıdırlar…


İşte bu bağlamda İslam’ın kadına sunduğu makam anneliktir… Cenneti annelerin ayakları altına sermiştir…
Annelik aşkın ve kutsaldır…


Anneliğin yeri doldurulamaz… Annelik hakkı dokunulmazdır…
İnsanlığın bildiği en eski hak, anne hakkıdır…


Annelik yoksa insanlık yok olma yolunda demektir… Annesiz, nesil emniyetini nasıl temin edeceksiniz?
Annelik yük değil, yüceliktir…
Özgün kadının önceliği anneliktir…

Özgür(!) kadının ise paradır…
Anneliği reddeden kadın yarımdır…
Annelikten vazgeçmek insanın yarısından vazgeçmesi demektir…
Hatta, insanlıktan vazgeçmektir de diyebiliriz…


Ümmet olmanın özünde ümm vardır, yani anne…
Mekke’nin bir diğer ismi “Ümma’l-Kura” yani, şehirlerin anası.
Fatiha suresinin bir ismi de “Ümmü’l-Kitap” yani, kitabın anası.
Bu bakımdan İslami yeniden doğuşun ilk adresi anne ve ailedir…
Peki, doğurmaktan korkan kadınlarımız yeniden doğuşa nasıl katkı sağlayabilirler?


Filistinli anneleri hatırlıyorum…
“Sizin Filistin direnişine katkınız nedir?” sorusuna şu cevabı vermişlerdir…
“Olabildiğince daha çok çocuk doğurmak…”


Boşuna dememişler… Beşik sallayan eller, dünyayı da sallar… Annelik ulvi bir sanat, rabbani bir ikramdır…
İslam toplumun tehdit eden ciddi risk; annesizlik ve kardeşsizliktir…


Kendi evinde çocuklarıyla ilgilenmeyi bıktırıcı, sıkıntılı bulanlar dışarıda kumsal kurumlarda öğretmenlik ve eğitmenliğe can atıyorlar…
Kendi çocuklarını kreşte, anaokulunda yurtta büyütenler bilmelidirler ki, oralar sadece çoğu “gözetir” ve “korur” yeterince eğitmezler…


Ve unutmayalım ki, kreşte büyüyen çocuklar ilerde anne ve babalarını huzurevlerinde ağırlarlar…
Ne bileyim, ağır bir imtihan…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye