22 Ağustos 2019 Perşembe •

Almanya’ya Dair İzlenimler

22.04.2019
Mustafa YILDIZ

Almanya’nın Regensburg şehrinden selam ve muhabbetler gönderirken, gördüklerimizi, gözlemlediklerimizi ve edindiğimiz bilgiler ışığında oluşan kanaatlerimizi sizlerle paylaşmak istedik. 31 Mart’ta yapılan seçimler dolayısıyla gerilen insanımızı farklı bir yöne döndürme, soluk aldırma babından imkanlar ölçüsünde Almanya hakkında bilgi toplamaya çalıştık. Yararlı olabilir ümidiyle sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Almanya’ya bu üçüncü gelişimiz oldu. Her seferinde de bir (1) aydan fazla sürelerle kalarak, onlarca şehri  gezme/görme imkanımız oldu. Bu ziyaretler esnasında doğal olarak birtakım izlenimler de edinmiş olduk. Elbette artık -ülkenin tümü hakkında tafsilatlı bilgi sahibi olduk. Demiyoruz tabii. Peki; bu kısacık sürede yapılan gözlem ve izlenimlere dayanarak yorum yapma, gerçeği ne kadar yansıtır? diye bir soru da akla gelebilir. Normaldir.

Ancak, bu kısa süre zarfında fazla bilgi sahibi sahibi olmamızda şu etkenler bizim için avantaj oldu.

İlki, Türkiye’de aldığımız Almanca eğitimi sayesinde, ülke ile ilgili bazı terimler dağarcığımızda azda olsa zaten mevcuttu. En azından bir kulak aşinalığımız vardı.Bu aşinalık gördüklerimizi daha çabuk algılama ve irdelememizi sağladı.İkincisi ise, bilindiği gibi 1960 yılı itibariyle Almanya’ya gelmeye başlayan vatandaşlarımızdan ilk nesil ya emekli olmuş, veya ölmüş olduklarından artık üçüncü nesil çocukları ile muhatap oluyorsunuz. Onlara da geldikleri ülkeleri hakkında fikirlerini sorduğumuzda üzülerek gördük ki, büyük oranda yozlaşmış/yobazlaşmış bu gençler kendilerini anlatırken, farkında olmadan aynı zamanda alman toplumu hakkında da bilgiler vermeleri kazanım olarak hanemize yazıldı.

Birde vaktini sadece araştırma ve gözlem yaparak geçiren biri olarak bizede bir şeyler söyleme hakkı doğmuştur diye düşünerek, birazda o haktan kullanarak yazımıza katkı sağlamış olduk.

Başlangıçta ülkeyi tanıma kısmen de malumat sahibi olma adına bazı bilgiler vermeyi uygun gördük.Okuyucu açısından da kolaylık olması için yazımızı iki bölüm halinde aktarmaya çalıştık.İlk bölümde Almanya’nın ekonomik gücü ve içinde taşıdığı potansiyel ile ülkeler arasındaki konumu hakkında rakamsal teknik bilgiler vermeye çalıştık.2. bölümde de halkın günlük yaşantısı, sokakta konuşulanlar, birebir gördüklerimiz çerçevesinde vardığımız kanaatleri, bir cümlede olsa, özelde Türkiye ve genelde de halkı müslüman ülkelere karşı oluşan/oluşmuş ön yargılara değinmeye çalıştık.

Alman halkı için yapacağımız/yaptığımız bu tahlil ve yorumlar aşağı-yukarı avrupa genelini resmedeceğinden, okuyucu zihninde oluşan/oluşacak düşünceler ışığında bir değerlendirme yapmayı da okuyanın kendisi yapsın istedik. Zira, Türkiye’de hemen hemen herkesin ya Almanya’da çalışan bir yakınından, ya da Almanya’da yaşayan birilerinin telkiniyle, mutlaka kulak dolması da olsa bazı ön bilgilere sahip olduğunu da biliyoruz.

Birde bizim pencereden görünen/gördüğümüz Almanya’yı kıyaslamalarını arzu ettik.Verilen bilgilerin doğruya en yakın ve gerçekçi olmasına da azami özeni gösterdik.

Rakamlar Almanya’yı Nasıl Anlatıyor

Almanya hakkında bilinen genel bilgileri hatırlayarak başlarsak şayet; başkenti “Berlin” olan Almanya, 83 (Seksen üç) Milyonu bulan nüfusu, 357.386 Km2’lik yüzölçümü ve 16 (Onaltı) eyaletiyle Avrupa’nın en zengin ülkesi konumundadır. Nüfusun % 19’u yabancı kökenlidir (vatandaşlığa geçen yabancı kökenli yedi (7) milyon kişi hariç) [1]. En fazla yabancı ise Türk kökenli göçmenlerdir (4,5 Milyon).Bu rakamlar ışığın da gerçek alman nüfusunu tahmin edebilirsiniz.

Berlin, Hamburg ve Bremen şehirleri tek başına hem eyalet ve hemde şehir statüsüne haiz olan yerleşim yerleridir. Almanya’da bizdeki gibi ilçe ve belde olmadığından yerleşim yerleri genelde il statüsündedir. 2,060’dan fazla kente sahip Almanya’nın yönetim şekli de “Federal Cumhuriyettir” [2]. 

Her eyaletin bağlı olduğu ve yerel parlementosununda yer aldığı bir de başşehri vardır. Bulunduğumuz şehirde, Bavyera eyaletine bağlı olup, başşehri de München’dir (Münih). 

Almanya’nın “Ulm” Şehrinde iki ırmağın birleşmesiyle doğan “Tuna” (Dona) nehri, 10 (On) ülke sınırlarından geçerken, yaklaşık 30’ dan fazla ilden geçerek karadenize dökülür [3]. 2857 km.uzunluğunda olup, “Volga”dan sonra Avrupa’nın ikinci büyük nehridir. Üzerinde 100’den fazla liman olan nehirde, aynı zamanda deniz taşımacılığı da yapılmaktadır.

Almanya’da toplu taşımacılık büyük oranda trenlerle yapılır. Otobüs ve uçak ile de ulaşım yapılıyor olsa da genellikle tercih edilen trendir. Üç türlü tren yolculuğu yapılmakdadır.Inter Regio-Ekspres (IRE) en hızlı giden tren olup hızı saatte 160 ile 320 km.arasındadır. Gideceği yere fazla durak yapmadan gittiği için en pahalı tren’dır. Regional-Ekspres (RE) ortalama hızı saatte160 km.olup en fazla tercih edilen trendir. Regional-Bahn (RB) her istasyonda durak yapan bölgesel bir tren’dir. S-Bahn ise genellikle şehir içinde kullanılan trenlerdir. Tren yolculukları bahncard ile yapılır. Her bahncard bilet eyalet içinde 24 saat sınırsız olarak kullanılır.

Almanya’ya aynı zamanda 645 bin km'lik (Türkiye’de 67,333 Km.) yol ağı mevcuttur. Keza dünyanın en fazla ihracat yapan Çin ve ABD’den sonra üçüncü büyük ülkesidir.(2018 verilerine göre 1,448 Milyar $) [4]. Bu rakamlar İslam ülkeleri tümünün yaptığı ihracat toplamının neredeyse iki katıdır. Kişi başı GSMH’sı ise 44,550 $ ile en yüksek ülkeler arasındadır. Para birimi “Euro” (Avro)' dur [5]. 

İtalya ve Fransa’dan sonra Avrupa’nın en yaşlı üçüncü ülkesi olan Almanya’da emeklilik yaşı 65’ten 67’ye çıkarken, emeklilik maaşlarında da oldukça düşüşler yaşanmıştır.

Ülkede yaşayan yurttaşların % 56’sı Hristiyan, % 4,4’ü İslam, % 0,25’i Budizm ve Yahudilik, % 0,1 Hinduizm, % 36’sı ise hiçbir dine inanmadıklarını beyan etmektedirler[6].

Yüzden (100) fazla alman kökenli bilim adamı “Nobel” ödülü almıştır.Bunun yanısıra da dünyaca ünlü yetişmiş Filozof ve bilim adamları vardır.Albert Einstein, Gabriel Fahrenheit, Karl Marks, Hegel, Leibniz, Friedrich Engels, Immanuel Kant, Nietsche, Goethe, Schiller, Thomas Man, Hermann Hesse gibi. bunlardan bazılarıdır. 

1999 yılında AB ülkeleri ortak paraya (Euro) geçince, Alman’ya 2002 yılına kadar “Euro” ile Alman Mark’ını birlikte kullanmış, 2002 yılından sonra 1,95 Alman Mark’ı= 1 Euro’ya eşitlenerek tedavüle girmiştir. O tarihten sonra alman halkı aniden alım gücü olarak neredeyse % 50’ye varan kayıplar yaşamıştır.Alman halkı bu durumu % 50 yoksullaştık” diye yorumlarken, soydaşlarımız da “Her şeye % 50 zam geldi” diye yorumluyor.

Sanayi, kültür, sanat, spor, otomotiv, ilaç san. v.s.gibi ekonomik verilere yazımızın hacmi kafi gelmez diye yer veremedik/vermedik. Bu alanlarda da nedenli zengin bir ülke olduğu da herkesin malumudur.

Bütün bu veriler göz önüne alındığında Alman halkının “Refah” seviyesi dünya ortalamasının üzerinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

[1] "Germany Top Migration Land After U.S. in New OECD Ranking". Bloomberg. 20 Mayıs 2014. Erişim tarihi: 14 Nisan 2019. Internet Sitesi: http://web.archive.org/web/20150128014202/http://www.bloomberg.com/news/2014-05-20/immigration-boom-propels-germany-past-u-k-in-new-oecd-ranking.html 
[2] “Liste der Staedte in Deutschland”, Wikipedia - Die Freie Enzyklopaedia, Erişim tarihi: 10 Nisan 2019, İnternet Sitesi: https://de.wikipedia.org/wiki/Liste_der_Städte_in_Deutschland 
[3] “Staedte an der Donau - Donauradweg Etappen”, Erişim tarihi: 4 Nisan 2019, İnternet Sitesi: http://donau-radweg-etappen.com/staedte-an-der-donau
[4] "The World's 20 Largest Exporting Countries", Erişim tarihi: 6 Nisan 2019, İnternet Sitesi: https://www.worldatlas.com/articles/exports-by-country-20-largest-exporting-countries.html 
[5] "Germany GDP per capita", Erişim tarihi: 6 Nisan 2019, İnternet Sitesi: https://tradingeconomics.com/germany/gdp-per-capita
[6] "Religion in Germany", Erişim tarihi: 6 Nisan 2019, İnternet Sitesi: https://en.wikipedia.org/wiki/Religion_in_Germany

Sokak Gözüyle Gördüğümüz Almanya

-Birebir duyduğumuz, gördüğümüz ve kişisel tespitler ışığında yapılan değerlendirmeleri şöyle sıraladık;

-Almanya en fazla ticaret yaptığımız ülkelerin en başında gelmektedir.Bu nedenle Almanya ile ilişkiler zaman zaman gerilse bile, ihracatımızın da en fazla yapıldığı ülke olması, bizi Almanya’ya karşı hassas bir “Dış politika” izlemeye, ilişkilerin devamını sağlamak için de zaman zaman geri adım atmamıza neden olmaktadır.

-Yukarıda verilen verilerde katılmadığım/katılamadığım daha doğrusu, birebir görüşmeler neticesi edindiğim intibaya göre, halkın % 56’sının Hristiyan olduğuna dair verilen yüzdelik oranı doğrusu abartılı bulduğumu söyleyebilirim. Zira, kendisini herhangi bir “Din” ile tanımlayana pek rastlamadım.Yaşlılar arasında bile bir tanrı inancının var olduğu, ancak onlarında herhangi bir dini ritüele dair hiç bir bilgileri olmadıklarını söyleyebiliriz.

-Dışarıdan mütevazi görünen Almanya gerçekte içinde farklı bir dünyayı yaşadığı da bir gerçektir. Mesela, Bavyera ve Hessen eyaletleri bağımsızlık taleplerini zaman zaman dile getirdikleri bilinmektedir. Buda bize ileriki zamanlar da Almanya’nın bir ayrılma sorunu yaşayacağı/yaşayabileceğini şimdiden söylemek kehanet olmaz sanırım.

-İspanya’daki “Katalan” bölgesi 2017 yılında yapılan “Bağımsızlık” referandumunu İspanya’nın merkezi hükümeti AB’den aldığı destekle yapılmamış olarak, yok hükmünde saydı ve üzerini örttü.Bugünde Almanya’nın bazı eyaletleri bu tür bir çekinceyle karşılaşabiliriz diye, olayı ileri boyutlara taşımak istemediklerini tahmin ediyoruz.

-Almanların trafik kurallarına yüksek oranda uymaları da yabancılar tarafından takdir edilir.Doğrudur.Ancak işin gerçeği şudur; Almanya’da trafikte geçiş üstünlüğü öncelikle bisikletliye, sonra yayaya, sonra kadın sürücüye tanınmıştır.İhlaller söz konusu olduğu zaman bu sıralama takip edilir. Kazalarda ise suçun oranına göre sürücü ömür boyu tazminat ödemek zorunda kalıyor/kalabiliyor. Işık ihlalleri tekrarında, alkollü durumlarda ise ehliyet iptali yapılıyor/yapılabiliyor.Yeniden ehliyet için müracaat edildiğinde ise sabıkalı sayıldığınızdan  yeniden “Psikolog” raporu ile heyet raporu isteniyor.

-Cezai müeyyideler bu denli acımasız olunca, tabiki herkes kurallara uymak zorunda kalıyor.

-Özellikle yabancı uyruklu çocukları ilk okuldan sonra fazla çalışkan değillerse şayet, öğretmenlerin düzenlediği rapora istinaden, Hauptschule ve Realschule denilen mesleki okullara yönlendirilirler.Buradan mezunlar da genelde ara eleman olarak işe başlarlar.Erken iş buldukları için vatandaşlarımız tarafından bu okullar tercih edilir.Oysa tıp, mühendislik gibi kariyer imkanı olan okullara da çoğunlukla alman çocukları gider. 

-Gençler arasında büyük oranda bütün dinlere karşı bir antipatinin yaygın olduğu, ahlaki hiçbir normu tanımadıkları, çok küçük yaşlardan itibaren uyuşturucu ile tanıştıkları, cinsel deneyimleri çok küçük yaşlarda yaşadıkları, sağlıklı bir nesil yetişmediği için gençlerin kontrol edilmesi de zorlaştığı bilindiğinden hükümetlerin en büyük sorunu olarak görülmektedir.

-İslam denince avrupalı siyasetçinin aklına ilk etapta “Terörizm” ve “Terörist”in geldiği (İslamofobi), dünyada huzursuzluğun kaynağı olarak da müslümanları gördüklerini  sözlü beyanlarından da anlayabiliyoruz.

-İnşaat sektörü türkiyedeki gibi hızlı değildir.Üç yıl önce gittiğimizde başlayan altı (6) katlı bir bina geçen gün önünden geçerken hala bitmediğini gördük. Oysa, Rusya’da emekli askerler için yaptırılan 450 kişilik lojmanları, bir türk firması dört (4) ayda bitirerek teslim etti. Yapımcı Firma rus hükümeti tarafından da ödül aldı.

-Sokakta dolaşırken aniden önünüze ağız dolusu tükürenleri, trenlerde koltukların üzerine ayaklarını uzatanları, uygunsuz davranışlar sergileyenleri görmeniz son derece sıradan davranışlar olarak görülür. (Medeni diye anlatılır ya avrupa)

-Komşularınız dışarıda sizinle sohbet ederler ama eve asla davet edilmezsiniz. Sebebi, fazladan bir bardak, bir tabak kirlenmesin diye.Yemek kültürü yoktur. Dışarıda yer, içer evi sadece yatmak için kullanırlar.Son derece de bencildirler.(Nihilist)

-Sürekli hareketlidirler.Şehirleri genelde düz olduğundan, ya yürür, ya koşar ya da bisiklet sürerler. Bundan olacak ki az sayıda şişmana rastlarsınız.Ama oda dinçtir. 

-Kiliseler mimari olarak son derece güzel yapılmıştır. Almanya’da yüzlerce (100) kilise mevcuttur.Köln kentinde bulunan “Dom” kilisesi en meşhur olanlarındandır.Kiliselerde ayin yapan pek olmaz.Az miktarda gelenler varsa da onlarında tamamına yakını ziyaret amaçlıdır.

Tespitleri çoğaltmak mümkündür. Ancak maksadın hasıl olduğu umudu ve ümidiyle, hacmi de büyütmeme adına yeterli olduğunu düşünüyorum.

Zaten maksadımız, Almanya’nın reklamını yapmak değildi. Rab’bimizin “Rahman” sıfatı gereği çalışan ve hak edene nasıl verdiğini göstermekti. Bir alman bunun daha fazlasını anlatacak hikayesi olduğunu söyler/söyleyebilir.

Ama biz hikayemizi anlatırken hep geçmişten örnekler vererek avunmak zorunda kalıyoruz. Halbuki ikinci dünya harbi (1939-1945) sonrası avrupa yerle bir olmuşken, buna rağmen avrupalının bu gün bile yeniden anlatacak yeni bir hikayesi var.

Oysa biz ise dinimizi anlatırken örneğimizi peygamberden, ülkemizi anlatırken de hala Osmanlıdan, Selçukludan örnekler vererek anlatıyoruz, neden? Çünkü, bu güne dair anlatacak bir hikayemiz yok. Çocuklarımız bizi nasıl anlatacak merak ediyorum. Muhtemelen onlar da bizim anlattığımız tarihi hikayelerden örnekler verecekler.Yazık.

Mustafa YILDIZ  Regensburg/MÜNCHEN

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye