20 Ağustos 2019 Salı •

“AİLENİZ BATSIN”

10.03.2019
Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM

“AİLENİZ BATSIN” / Doç. Dr. Mehmet SAĞLAM

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde birçok yönü ile gündem oldu. Ancak Taksim’de yapılan eylemlerde bir pankart/döviz dikkat çekiciydi doğrusu, “AİLENİZ BATSIN”. Kadınlar günü için yapılan ve hemen her kesimden insanın katıldığı eylemde kadınların bu hak arayışı sürecinde hedef tahtasına oturttukları kavram çok önemli ve aynı oranda rahatsız edici. Zira teşhis doğru konmaz ise tedavinin asla sonuç vermeyeceği malum.

Kadınların dünyada ve ülkemizde farklı sorunlarının olduğu, kadın-erkek cinsleri arasında adil olunmadığı, kadınların birçok alanda çeşitli mağduriyetler yaşadığını bu köşeden yakın zamanda yine ifade etmiştik. Ancak bu son pankartla birlikte olayın bir başka yönüne dikkat çekmekte yarar var. Neden kadın hakları ile ilgili tartışmalarda düşman sürekli olarak AİLE oluyor, doğrusu anlaşılması güç bir durum. Kadınlar da, erkekler ve çocuklar gibi ailenin bir parçası. Üstelik aile içerisinde en önemli ve değerli rol yine kadına biçiliyor ancak kadın hakları çalışmalarında ısrarla ailenin kadın açısından bir yük olduğu ve bu yükten kurtulması gerektiği ve mutlaka kadının iş yaşamına atılıp çalışması konusu vurgulanıyor. Kadın ve erkeği insan hakları temelinde eşitlemek ve ailedeki her bir bireyin diğerine uyguladığı her türlü olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelik çabalar yerine aileden kurtulmak, bu yükü daha fazla taşımamak anlayışının sürekli olarak topluma ve özellikle kadınlara dayatılması dikkat çekici. Tabi dikkat çekici bir başka nokta ise Kadın Haklarına yönelik her türlü girişimin içerisinde LGBT hareketlerinin yer alması ve bir üçüncü kavram olarak Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (bu kavram ısrarla toplumu cinsiyetsizleştirme girişimlerine yönelik çalışmaların odağı halinde) vurgusunun yer almasıdır. Bu durum toplumsal yapı içerisinde ezilen, ötekileştirilen ya da hakları gasp edilen kesimlerin bir arada olması ile açıklanacak kadar basit olmasa gerek.

Kadınların eğitim almaları konusundaki engellerin kaldırılması, aynı işi yaptıkları halde erkeklerden daha az ücrete tabi tutulması, namus kavramının sadece kadınlar üzerinden tanımlanması ve en önemlisi erkek ve kadının insanlıkta eşit muamele görmemesi hiçbir şeyle izah edilebilir bir durum değildir. Ancak bütün bu olumsuzlukların kaynağı da AİLE değildir, olmamalıdır ve bu bakış açısının dayatılmasına da meşru zeminde direnilmelidir.

Bu konuda kamu otoritesinin yaptığı çalışmalara baktığımızda ilginç bir durumla karşılaşılıyor. Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve bu kapsamda yapılan çalışmaların ortaya çıkardıklarının kadınlar açısından kazanım mı? yoksa hem kadın, hem erkek hem de çocuk açısından başka problemler mi ortaya çıkardığı konusu üzerinde özellikle durulması gerekiyor. Kamu otoritesi bu konularda çeşitli araştırmalar yaparak kendisi açısından bir yol haritası oluşturmaya çalışıyor. ‘…Araştırma sonuçları hem kadınlar hem de toplum tarafından en güvenli ortam olarak düşünülen ailenin aslında kadınlar açısından güvenli bir ortam olmadığını göstermektedir…. ’

Bu ifade 2008 yılında Başbakanlık tarafından hazırlanan Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Raporu’nun 189. Sayfasından bir cümle (http://www.hips.hacettepe.edu.tr/TKAA2008-AnaRapor.pdf).

Amacımız metinler içerisinden cımbızla cümle çekmek değil, ama 2008 yılının raporunda aile konusundaki bakış açısı bu olunca 2019 yılında kadınların “Aileniz Batsın” dövizleri/pankartları ile hak araması çok tuhaf gelmiyor doğrusu. ‘Şiddetin hem baba hem koca evinde devam etmesi, kadınların en çok aile ortamı içinde, en yakınlarında bulunan erkekler başta olmak üzere, daha çok aile bireylerinin şiddetine maruz kalmaları her iki araştırmanın ortak tespitleri arasındadır’ Bu ifade de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi tarafından hazırlanan 2015 Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’nın sonuç bölümünden (http://www.hips.hacettepe.edu.tr/KKSA-TRAnaRaporKitap26Mart.pdf).

Doğrusu bu ifadeler fazlası ile incitici ve rahatsız edici. Zira aile hepimizin ortak paydası ve sığındığımız en güvenli liman. Kadınlarının problemlerinin kaynağı AİLE DEĞİLDİR, OLAMAZDA.

Çözüm aileden kurtulmakta değil, ailenin her bir bireyini erken yaşlardan başlayarak doğru yetiştirmekte ve eğitmekten geçer. Çözüm toplumsal yapı içerisinde insan hakları temelinde eşitlikten ve adaletten geçer. Bulunduğunuz her ortamda cinsiyete hiç bakmadan adaleti sağlayıp, çocuklarımız arasında kız-erkek ayrımı yapmadan fırsat eşitliği sunarsak çözüm kendiliğinden gelecektir. Unutmayalım Aile Batarsa hepimiz batarız.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Fuat baktemur

10.03.2019

Kalemine sağlık..
Dürümiye / Lezzete Davetiye