Ailenin Önemi

19.01.2017
Eyüp Medet

Bir Aile ve Sosyal Politikalar çalışanı olarak ailenin önemini en yakından görme imkanına sahibim. Sağlıklı olmayan bir ailenin ailedeki herkese hatta yakın çevreye ve hatta topluma neye mâl olduğunu çalışma yapmak zorunda kaldığımız her vaka ile daha bir yakından görmekteyiz.

 

Ailenin toplum içindeki yerine bakabilmek için kısaca tarihine değinmek lazım. İlk aile Hz. Adem ile Hz. Havva'nın ailesidir. Yani aile insanın yaratılması ile kurulmuş bir kurumdur. Şunu da söylemekte bir beis görmüyorum. Aile insanın tecrübesi ve aklı ile oluşmuş bir kurum değil Allah vergisi bir olgudur. Yine Kuran-ı Kerimde aileden bahsedilir. Ailenin ilk adımı olan evliliğin kimler arasında ve nasıl olabileceğine ayrıntılı bir şekilde yer verilir. Kuran-ı Kerimde meşhur aileler vardır. İmran Ailesi, Hz. İbrahim Ailesi, Hz. Nuh Ailesi, Firavun Ailesi gibi.

 

Aile tarihin her döneminde olagelmiştir. Tarihi akış içerisinde veya farklı kültürlerde şekilsel değişiklikler olsa da geniş aile, çok eşli aile, ataerkil aile, anaerkil aile vb. şekillerde varlığını her daim sürdürmüştür. Hiçbir dönemde aile 20. Yüzyıl modernist aklının sorguladığı gibi olgusal açıdan sorgulanmamıştır.

 

Ailenin önemi tarih boyunca her medeniyet tarafından teslim edilmiştir. Tüm aileler düğün ile kurulur. İstisnasız bütün medeniyetler ve kültürde evlilikler düğün ile yapılır. Değişik form ve şekillerde de olsa evliliklerde yapılan düğün evrensel bir uygulamadır. Bu demektir ki tarihin her döneminde, her medeniyet aile kurumunun öneminin farkında olmuştur.

 

Tarihin ve tüm medeniyetlerin aile kurumu üzerindeki ittifakına rağmen günümüz modernist aklı pek çok geleneksek uygulama gibi aile kurumunu da tartışmaya açmıştır. Bugün batı dünyasında aile kurumu yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ailenin veya evliliklerin özgürlüğü kısıtlayan bir unsur olduğu algısı yaygınlaştırılmış ve bu konudaki propaganda halen devam etmektedir. Şu da bir gerçek ki bu propagandalar karşılık bulmuş durumdadır. Batı toplumlarında meşru bir aile ortamında gerçekleşmeyen yani eski deyim ile gayrimeşru doğum oranları yüzde ellinin üzerine çıkmış durumdadır. Bu tam anlamı ile sosyal bir felakettir.

 

Ülkemizde de aile kurumuna ilişkin önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Evlenme yaşı artmakta, aileler küçülmekte, boşanma oranlar ise özellikle son yıllarda hızla artmaktadır. Maalesef aile kurumu hakkındaki belli çevreler tarafından özellikle enformasyon imkanları kullanılarak yapılan olumsuz propagandalar insanımızda da karşılık bulmaya başlamıştır.

 

Hızlı şehirleşme, refah düzeyindeki değişimler, hayattan beklentiler toplumsal değerlerin değişimine neden olmaktadır. Bu değişimler toplumun en önemli kurumu olan aileyi olumsuz yönde etkilemektedir. TÜİK tarafından hazırlanıp yayınlanan istatistiklere göre boşanma oranları ciddi oranda artmaktadır.

 

Evet boşanma haram değildir ama şunu da unutmamak gerekir ki en sevimsiz mubahtır. Bir ailenin dağılması ile topluma ciddi bir yük binmektedir. Psikolojileri bozulmuş, hatta bazen bu travmayı atlatamayıp çeşitli suçlara ya da gayrimeşru işlere yönelen eşler. Varsa ve eşlerden birisi bakımını üstlenmemiş ise ya yakın akrabalarının yanında ya da devlet kurumlarında yetişmek zorunda kalan çocuklar. Bakımları bu aile tarafından yapılan engelli veya yaşlılar. Akrabalar arası yaşanan sorunlar, kavgalar, zaman zaman cinayetler ilk akla gelen sorunlar olarak sıralanabilir.

 

Günümüzde hem batı hem de doğu ülkelerinde aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalara ve bireysel olarak bizim neler yapabileceğimize ilişkin değerlendirmelerimizi bir sonraki yazıda değerlendirelim inşallah.

 

Allaha emanet olun.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye