31 MART SEÇİMLERİ ÜZERİNE

01.04.2019
Süleyman ARSLANTAŞ

31 MART SEÇİMLERİ ÜZERİNE / Süleyman ARSLANTAŞ

31 Mart 2019 seçimleri kesin olmamakla beraber sonuçlandı. AK Parti bu seçimler sonrası ANAP’ın 1989 seçimlerinde yaşadığı hezimeti yaşamadı. Seçmen önemli ölçüde bütün partilere mesajını verdi. 2002’den beri genel ve yerel yönetimlerde iktidar olan AK Parti’ye ise daha net mesajlar verdi. Neredeyse iktidarın taban meşruiyetini belirleyen Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve Antalya gibi büyük şehirlerde davulu CHP adaylarının boynuna astı, tokmağı ise yine AK Parti’nin eline verdi. Sayısal olarak AK Parti’nin bu seçimlerde kaybının olmadığı söylenebilir. Ancak bu tabanını da hoşnut ettiği anlamına gelmez. Özellikle Ankara ve İstanbul’daki metropol ilçelerin belediye başkanlıklarının ekserisini AK Parti kazandı. Ankara’yı örnek aldığımızda CHP Ankara’nın 24 ilçesinde Elmadağ ve Ayaş’ı saymaz isek iki metropol ilçede seçimi kazandı. Yenimahalle ve Çankaya. Büyükşehir Belediye meclisinde 20 önemli ilçenin meclis üyeleri çoğunluğu oluşturacak. Bu nedenle CHP adına seçilen başkanın meclis kararlarında fazla da hareket imkanı olmayacak.. Hakeza İstanbul da bu tablodan farklı değil.

Öncelikle birkaç noktanın altını çizmemiz gerekiyor. Bunlardan ilki seçim propaganda sürecinde AK Parti’nin dili barış dili değildi. Diğer yandan, bilhassa neredeyse Türkiye genelinde belediye başkan adayları ile belediye meclis üye listeleri liyakat, ehliyet, halka yakınlıktan ziyade ahbab-çavuş ilişkisi içerisinde belirlenmiş intibaını verdi. AK Parti kadroları ilkeli olmak yerine başarılı olmayı hedeflediler. Tıpkı 7 Haziran 2015 seçimleri gibi. Gerek belediye başkan adayları ve gerekse meclis üye adayları belirlenirken bölge halkının beklentileri dikkate alınmadı. Elbette her bölgenin önde gelen eskimeyen deyimle “ehli hal vel akd”i konumunda olan şahsiyetleri vardır. Bunlar genelde ekonomik, bürokratik ve siyasi beklentisi olmayan kimselerdir. Genel olarak bu kimselere hiçbir fikir sorulmadı, danışılmadı. Belki de rant peşinde koşmayı hizmet öncelikli gayretlerden önde gören birtakım cemaat ve tarikat önderlerine danışılmış olabilir! Şüphesiz bunlar da halkın beklentilerine cevap vermekten daha çok kendi çıkarlarını ön planda tutarlar. Oysa siyaset erkinden ve iktidardan ekonomik, bürokratik beklentileri olmayan bu insanlar ki; bunlar her bölgede mevcuttur. Onlara kimi aday yapalım diye sorulsaydı inanın onlar daha isabetli aday isimleri belirlerlerdi. Ve yine onlar çelişkili ifade ve tercihlerin de önüne geçebilirlerdi. AK Parti treninden inenlerin bir daha o trene binemeyeceği ifade edilmesine rağmen, inenler o trene tekrar bindirildiler. Bununla da başarı arzusu, ilkeli olmanın yerini aldı.

Bazı söylemler siyasi söylem olmaktan çok halkı ikna edici, muhtevalı bir kalıba sokularak istenebilirdi. Kürt, Kürdistan, Beka, Beka sorunu gibi. Tamam bir siyasi parti Eşbaşkanı “Kürdistan” tanımını kullanmış olabilir. Bu tabir üzerinden “Kürdistan isteyenlerin Kuzey Irak’a gitsinler” demenin Kürt kökenli seçmen üzerinde bırakabileceği etki hesap edildi mi? Ya da bu söylemin 28 Şubat sürecinde “başörtüsü örtmek isteyenler Suudi Arabistan ve İran’a gitsinler” söyleminden farkı ne? Daha az konuşarak gerçekten bölgesel olarak bir beka sorununun varlığı ki, var daha açık bir şekilde halka anlatılamaz mıydı? Ya da 7 Haziran 2015 seçimleri öncesi, Uludere (Roboski) olayları nedeniyle siyasi iktidarın ortaya koyduğu devletçi refleks ile HDP Eşbaşkanı’nın ortaya koyduğu “Kürdistan” söylemine karşı ortaya konulan devletçi refleks arasında bir fark var mı? Her iki konuda da daha barışçı, kucaklayıcı, bütünleştirici bir dil kullanılamaz mıydı? Ya da anamuhalefet liderine karşı “tezyif” dili yerine düşündürücü, onarıcı bir dil tercih edilemez miydi? Bu bağlamda Cumhuriyet Tarihi’nin en şedit olay ve kalkışması olan 15 Temmuz ardından sayın Cumhurbaşkanının; “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” söylemi doğrultusunda bir icraat ortaya konulamaz mıydı? Şu an bile bilhassa yargı camiasında görevden alınan, hapis yatırılan ve fakat delil yetersizliğinden berat eden yargı mensupları ve benzerleri görevlerine iade edilemez miydi? Mağduriyetleri önlenemez miydi? Ekonomik krizin bilhassa orta ölçekli kesim ile esnafı zor durumda bıraktığı bir zaman diliminde siyaset ve bürokrasi içerisinde bulunan şahsiyetlerin yaşamlarında, giyim ve kuşamlarında biraz daha lüks ve israftan ari ve daha mütevazı tercihler yapamazlar mıydı?

Yerel seçimler bitti. Büyük şehirlerin büyük bir kısmı el değiştirdi. Seçimler sonrası gerek cumhurbaşkanı ve gerekse sayın Bahçeli “erken seçim yok” açıklamalarıyla ve yine Anamuhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun bu konuya değinmemesi gelecek için önemli ve sevindirici. Diğer yandan bu güne kadarki elde ettikleri makamları kaybedenlerin sonuçları soğukkanlılıkla karşılamaları da ayrıca sevindirici.

Seçimlerin sonuç tahliline geldiğimizde gözlemim kısaca şöyle; Ankara seçimlerinde özellikle genç seçmen ve MHP’li seçmenlerin önemli bir kısmı Mansur Yavaş’ı desteklediler. Buna İYİ parti, FETÖ artıkları da ilave edildiğinde sonucu bunlar belirledi diyebiliriz. İstanbul seçimlerinde ise sonucu KÜRT seçmen belirledi dersek umarım abartılı olmaz. Adana ve Mersin’de özellikle yukarıda saydıklarımıza ilaveten genelde dikkate alınmayan Nusayri seçmen sonucu belirlemiştir. Elbette Adana seçimlerinin sonucunu belirleyen ekonomik durgunluk, işsizlik, adam kayırmacılığı, yanlış aday tercihleri de rol oynamış olabilir. Ya da her seçimde olduğu gibi tercih yetkisinin belirli şahıslara tahsis edilmesinin de sonucu olabilir. Genelde seçmen aday tercihleri konusunda AK Parti yönetimine ciddi anlamda ders verdi.

Sonuç olarak bu seçimin galibi genelde millet ve seçmendir. Cumhur İttifakı’nı gerek söylem ve gerekse eylem olarak başarılı götüren Bahçeli ve partisidir. AK Parti bu seçim sonuçlarına göre seçmenden dayak yemedi, seçmen AK Parti’nin kulağını çekti. Özellikle büyük şehirlerdeki tercihi ile daha önce davul da tokmak da AK Parti’nin elindeyken ortaya konulan ses ve gürültüden rahatsızlığını dile getirerek bu kez sadece tokmağı AK Parti’nin eline verdi. Bir de seni böyle görelim dedi.

HDP’li seçmen Güneydoğu’da kayyumların getirmiş olduğu huzura oy verdi. Güneydoğu dışındaki illerde ise HDP seçmeni AK Parti’ye karşı gücünü gösterdi ve beni yok sayamazsınız dedi. Ve Mansur Yavaş’ın şahsında yine ilgililere cevap verdi; Mansur Yavaş’ın davası hukuku ilgilendirir dedi. Millet İttifakı’na destek verdi. AK Parti eliyle mazlum konumuna getirilen Mansur Yavaş’a belki de tepkisel bir oy verdi. Şimdilik görünen bu.

Kur’an’da: “Savaş hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı. Belki de hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden de hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir siz bilemezsiniz.” Buyurulmakta. (Bakar: 216) Kim bilir belki de bu sonuç hayırlıdır da biz bilmiyor olabiliriz… 

Yorum Ekle
Yorumlar
TAYYAR ŞENTÜRK

06.04.2019

Abi, Allah razı olsun. İnşallah dinlerler sözlerinizi
Sami ÖZ

05.04.2019

Süleyman ağabey, Aydınlatıcı ve detaylı yorumlarınız için teşekkür ederim. Inşallah seçmenin verdiği ders ilgili adrese ulaşır ve sonu hayra dönüşür. Sağlıklar diliyorum.
Murat

05.04.2019

Rabbim. razi. Olmuştur. . Inşaallah. yorumunuz. teşhisiniz. çok. çok. isabetli. kanısındayım
Murat

05.04.2019

Rabbim. razi. Olmuştur. . Inşaallah. yorumunuz. teşhisiniz. çok. çok. isabetli. kanısındayım
Halim

04.04.2019

Eyvallah abi
Yasin

04.04.2019

31 Mart 2019 seçimleri kesin olmamakla beraber sonuçlandı. AK Parti bu seçimler sonrası ANAP’ın 1989 seçimlerinde yaşadığı hezimeti yaşamadı. Yaşamadı ama ibret almazlarsa yaşayacaklar
Murat

04.04.2019

Teşekkürler Süleyman abi.. Hertaraf ailesi tarihe not düşüyor
Enver

03.04.2019

Süleyman bey yazınızın son paragrafı çok daha önemli ve derinlikli...
İRFAN USLU

03.04.2019

SÜLEYMAN BEY GÜZEL BİR DEĞERLENDİRME OLMUŞ FAKAT YUKARIDAKİLER BU YORUMLARDAN DERS ÇIKARTIRLAR MI ACABA? YOKSA DURMAK YOK YOLA DEVAM MI DERLER
Saim Kerman

03.04.2019

Yazıyı okumakta geciktim. Ancak bir kaç gündür yapılan değerlendirmelerin üzerine okuyunca da çok kıymetli bir yazı olduğunu müşahade ettim, acizane. Elinize sağlık.
Musa Yavuz

03.04.2019

Allah razı olsun çok güzel olmuş. Elinize yüreğinize sağlık.
Yusuf usta

02.04.2019

İyi de , ders aldık, muhasebe yapıyoruz diyenler gerçekten ders alıyorlar mı yoksa yine aynı bildiklerini mi okuyorlar acaba... Her seçimde dersimizi aldık diyorlar fakat daha da ders almamışa benziyorlar
İhsan

02.04.2019

..."Gerek belediye başkan adayları ve gerekse meclis üye adayları belirlenirken bölge halkının beklentileri dikkate alınmadı. Elbette her bölgenin önde gelen eskimeyen deyimle “ehli hal vel akd”i konumunda olan şahsiyetleri vardır. ...." NEREDE ÖYLE BASİRET.. ANKARA'YA YAZIK OLDU
Hatice

02.04.2019

Süleyman bey güzel bir değerlendirme yapmış.
Ulvi Kabakçı

02.04.2019

Tam isabet teşekkürler, sayın Aslantaş
Mehmet Çakır

02.04.2019

Abi, bir konuyu da eklerseniz daha da güzel olurdu: Belediye işçilerine vaad edilen 'kadro' nun verilmemesi.
Cahit Usta

02.04.2019

"HDP’li seçmen Güneydoğu’da kayyumların getirmiş olduğu huzura oy verdi" - mi acaba ? Van , Batman , Diyarbakır , Mardin , Hakkari kayyumda / huzurda değil miydii ? Ya Siirt ?
Hamza Bülbül

02.04.2019

Yerel teşkilatlardaki kibir ve gurur,halktan kopuk,, güç zehirlenmesi yaşayanlar,,yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişenler şapkasını masaya koysun..ya da birileri o sapkalara ayar versin diye...mesaj verilmiştir
idris aksoy

01.04.2019

elinize saglik abi ama hepimizin de bildiği farkında oldugu daha bir cookkkk neden sayilabilir!..
mehmet ali öner

01.04.2019

ağzına sağlık ağabey..
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye
Yazarın diğer yazıları