13 Kasım 2019 Çarşamba •

Umran Dergisi Kasım 2019 Sayısı Çıktı: ABLUKANIN YARILMASI 'Kırılan Küresel Siyaset, Ortadoğu ve Zorunluluklar'

02.11.2019

ABLUKANIN YARILMASI

-Kırılan Küresel Siyaset, Ortadoğu ve Zorunluluklar-

     Günümüzde mevcut terör örgütlerinin temel vasfı, küresel iktidar tarafından finanse edilip ülkelerinin yönetimleriyle çarpışma içinde olmalarıdır. Küresel sistem bunları hâlâ mevcut güvenlikçi sistemin önemli bir unsuru olarak görmekte, dünya kamuoyuna da bir barış unsuru olarak sunmaktadır. Bunun tipik örneği Ortadoğu genelinde yaşanan altüst oluşları bünyesinde barındıran Suriye’de yaşanmaktadır. Burada kullandığı şebeke PKK, DAEŞ, YPG/PYD adlarını almıştır. Tüm bunlar sömürge dönemleri, İsrail sorunu, İran İslâm Devrimi, petrol savaşları gibi Ortadoğu’yu derinden etkileyen olaylardan bağımsız değildir. Hepsi de aynı merkeze bağlı terör örgütleridir.  

     Türkiye’nin güney sınırı boyunca oluşturulmak istenen PKK koridoru da bu bağlamda bizzat ABD tarafından yönetilmektedir. Türkiye güney sınırında oluşan terör tehdidi riskini azaltmak ve ülkesinde misafir ettiği Suriyelileri mümkün olduğunca ülkelerine döndürebilmek amacıyla Suriye topraklarının kendisine olan sınır boyunda 30-40 km derinlikte güvenli bölge oluşturmak istedi ama ABD ve AB ülkeleri bu fikre pek sıcak bakmıyordu. Sürekli Türkiye oyalanıyor ve gizlice bölgeyle ilgili kendi sinsi ajandalarını uygulamaya çalışıyorlardı. Türkiye başlattığı askeri harekâtla ABD’yi antlaşma masasına oturmaya mecbur etti. Ardından bölgenin bir kısmını kontrolünde tutan Rusya ile de bir antlaşma imzalayarak planlanan güvenlik bölgesinin tamamının terör unsurlarından arındırılması resmi antlaşmayla/mutabakatla karar altına alındı.

      Unutulmamalıdır ki bu gelişme, Cumhuriyet Türkiye’sinin önemli bir diplomasi zaferidir! Ne var ki güvenlik güçleri sahada terör örgütleriyle mücadele ederken, sosyal ve kültürel mücadeleyle desteklenmelidir. Türkiye bu bölgenin merkez ülkesi olduğunu sürekli hatırlamalı, iç barışı güçlendirecek kuşatıcı bir dil geliştirmelidir. Türkiye’nin Batılı güçler ve işbirlikçileri yerel rejimler tarafından bir kuşatma altında olduğu Suriye’de yaptığı operasyon sürecinde teyit edilmiştir.  

     Soğuk savaş döneminde kotarılan ve hâlâ varlığını sürdüren küresel siyasetin dünya toplumlarını taşeron örgütler üzerinden tasarlama politikasının sonlarına gelindiği bir gerçektir. Bundan sonra bu örgütler onların fazla işine yaramayacaktır. Irak’ın aksine Suriye’de yerli kitle içerisinde pek destekçisi olmayan ve lider kadrosunda ve mali kaynaklarında yaşadığı kayıplar ile büyük güç kaybeden DAEŞ’in  şu an Suriye’de toprak hâkimiyeti sağlaması zor bir hedeftir. Batı medyası istediği kadar YPG/PKK=Kürtler temalı haber yapsa da Suriye demografisi ve Suriye Kürtlerinin yapısı bunun aksini ispatlamaktadır.  

      PKK/PYD’nin seküler anlayışının Kürt toplumsal hafızası içinde ciddi bir tahrifat meydana getirdiği göz ardı edilmemelidir. Bu süreçte bilhassa sivil kurumların, aşındırılan İslâmî şuuru ve anlayışı ıslah etmenin bir yolunu bulması gerekir. Barış Pınarı Harekâtı ile elde edilen netice işin sonuna gelindiğini elbette göstermez. Uluslararası siyaset gündeminin merkezini tutan ve yarattığı şok dalgalarıyla küresel kamuoyunu altüst eden bu harekâtla Türkiye ablukayı yarmıştır, en önemlisi güneyinde projelendirilen PKK/PYD patentli bir Kürt devleti hayali sonlandırılmıştır. Türkiye hep bir kuşatma altında olacaktır. Bu durum taşıyacağı öngörülen tarihi misyona bağlı zorunlu bir sonuçtur.

Bazı Başlıklar:

Güvenlikçi Sistem, Terör, Türkiye ve Küresel Siyaset/Mustafa AYDIN

Barış Pınarı Harekât Stratejisi ve Sonuçları/Mehmet BEYHAN

Körfez Ülkeleri ve İsrail Arasındaki Derin İlişkiler/Ahmet DAĞ

15 Temmuz İhanet Hareketinin Sosyolojik Savaş Boyutu/Burhanettin CAN

Sükût Üzere Bir İsyan Çağıltısı/Ahmet BURTAŞKIRAY

Nuri Pakdil; Edebiyat Kalesi/Selvigül KANDOĞMUŞ ŞAHİN

Peter Handke, Nobel ve Bosna Trajedisi/Gülşen ÖZER

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye