Seni Özlemle Anarken.. / Veysi ERKEN

25.03.2020

Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünün 11. yılında  Onu Rahmetle anıyoruz.. Büyük Birlik Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı olan Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde 25 Mart 2009 tarihinde bir helikopter kazasında hayatını kaybetmişti. Muhsin Yazıcıoğlu'nun  dava arkadaşı yazarımız Veysi ERKEN, Merhum Başkan'ın hayatını ve Onunla ilgili düşüncelerini anlattı..
 
Seni Özlemle Anarken..
 
11 sene geçti.
            
Hala Cinayet çözülemedi.
            
Ama, Yazıcıoğlu fikirleriyle ve yaşayışıyla hayatını devam ettiriyor.
            
O, Cenabı Allah’ın yolunda olduğu için şehit edildi. Onun içindir ki, O, ölülerden değildir. Biz buna inanıyoruz.
            
Cenabı Allah, yolunda katledilenlere ölü demeyin diye buyuruyor.
            
Amenna ve seddekna. İnandık ve doğruladık.
            
Muhsin başkan bir “usve-i fityan”dır.
            
Gençliğe örnek bir şahsiyettir.
            
Eylemleriyle, söylemleriyle ve fikirleriyle bir “usve”dir.
            
O, resulullah'ın yolunu takip eden idi. Hz. Peygamberin davasını yürütmeye çalışandı. Bunun hüznünü ve vebalini taşıdığına inanandı.
            
Kamet ve istikameti belli idi.
           
 Kametiyle dik durdu.
            
İstikametiyle gençliye “usve” oldu.
            
O, “mefkuremiz göklerde dalgalanan bir sancak, Allah’ın huzurunda eğiliriz biz ancak” diyenlerdendi.
            
Eğilmedi kırıldı, kırıma uğratıldı.
            
Her şeye rağmen dik durdu, dik yürüdü.
            
Fırıldak olmadı.
            
Darbecilere boyun eğmedi.
            
Tehditlerinden yılmadı.
            
Anladıkları dilden cevap verdi.
            
12 Eylül darbecilerine, 28 Şubatın postlarına, 27 Nisan kalkışanlarına gereken cevabı verdi.
            
Namlusunu halkına çevirtilen tankı ve tankçılarına selam durmadı.
            
Milletin iradesi dışında bir irade tanımadı beşerce.
            
Yazıcıoğlu'nun iki tartışılmazı olmuştur.
            
Biri Allah’ın birliği, diğeri Hz. Peygamberin risaleti.
            
Vahiyin bütün ilkelerine iman etti, Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) her tebliğini şartsız kabul etti, iman etti.
            
Beşerin her fikrini tartışılır olarak gördü, mutlak hakikat olarak görmedi.
            
Çünkü o mutlak hakikati Allah’ın vahyinde, Hz. Peygamberin tebliğinde görüyordu.
            
Ülküsü buna göre şekilleniyordu.
            
Hedefi ve gayesi İlayı Kelimetullah (Allah’ın adını yeryüzünün her noktasında ve zerresinde yüceltme) davası nizam-ı alemdi (Allah’ın vaaz ettiği nizamı ve ilkeleri yeryüzünde uygulama).
            
O, bütün yönleriyle gençliğe “usve” olmaya çalıştı.
           
 Buna şahitlik ediyoruz.
            
Geçici menfaat peşinde koşmadı.
            
Ulvî gaye ve davadan vazgeçmedi.
            
Zindanları “Medrese-iYusufiyel”ere çevirenlerdendi. Kuyuya atılmıştı Hz. Yusuf gibi.
            
Tavizsiz direndi.
            
Hayali peşinde koştu.
            
Hayali tevhid idi.
            
Birlik ve beraberlikten yanaydı.
            
Hem Müslümanlar arasında birliğin peşindeydi. Hem  de bütün dünyanın mazlumlarının kurtuluşunun çabasındaydı.
           
 İşkenceciler ve zalimler onu yıldıramadı.
            
“Zalime karşı Yavuz, mazluma karşı Yunus” tavırlıydı.
            
Zalimler ve haydutlar Ondan hep rahatsız oldu.
            
Bedence belki öldürdüler onu.
            
Ama O yaşıyor.
            
Ve…
            
O, yaşayışı ile, mücadelesiyle, kamet ve istikameti ile gençliğe “usve” olmaya devam ediyor.
O, bir “usve-i fityan” idi.
 
Aynı şekilde “usve-i fityan” olmaya devam ediyor, edecek de inşallah.
 
Ruhun şad olsun yol ve dava arkdaşım.
 
9 sene geçti.
 
Ravza-i peygamberde buluşuruz inşallah.
 
Selam ve Sabırla…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş