12 Aralık 2017 Salı

$ : 3.8401 • € : 4.5278 • A : 156.9300

S. Arslantaş'tan 'Türkiye - İran ve Üç Muhammed' yazına açıklama
Balgat Çözüm Akademi Okulları / Akademi Temel Lisesi

S. Arslantaş'tan 'Türkiye - İran ve Üç Muhammed' yazına açıklama

22.11.2017

S. Arslantaş'tan 'Türkiye - İran ve Üç Muhammed' yazına açıklama

Yazarımız Süleyman Arslantaş "Türkiye, İran ve Üç Muhammed” başlıklı yazısı üzerine gelen tepki ve yorumlara yönelik aşağıdaki açıklamayı yaptı:

 

GELEN TEPKİLER ÜZERİNE YAPILAN AÇIKLAMA

 

“Türkiye, İran ve Üç Muhammed” başlıklı makaleme yoğun tepkiler aldım. Tepkiler genelde Şii ya da sempatizanı olanlardan geldi. Bilhassa son paragrafında; “İran konusu ise tamamen İsrail’in güvenliği ile ilgili gözükmekte. Zira İran’ın mezhebi ve etnik yaklaşımları Batı’yı, İsrail’i değil İslam Dünyasını tedirgin etmektedir…” cümlesi Şii kardeşlerimizi oldukça üzmüş! Öncelikle şunu belirteyim ki; makale bir bütünlük içersinde ele alındığında konu oldukça açık ve anlaşılabilir. Hatta askeri ve siyasi açıdan İran ve bölgesel işbirliği yaptığı güçler; İsrail’i, ABD’yi ve bu arada Amerikan güdümündeki sözüm ona Sünni İslam dünyasını da tedirgin ettiği vurgulanmaktadır. Zaten makalemin başlığındaki Üç Muhammed ifadesi de bu nedenledir. Keza Amerika’nın Körfez Harekatıyla amaçladığı İsrail’in güvenliği konusunda gerekeni yapamadığı da ifade edilmektedir. Bunun da en önemli nedeninin İran, Hizbullah olduğu vurgulanmaktadır.

 

Soğuk Savaş sonrası kapitalist dünya İslam’ı tek alternatif görüyordu. Elbette bunda İmam Humeyni’nin yapmış olduğu devrimin önemli olduğu muhakkaktı. Zira asırlar sonra bütüncül İslam İmam’ın şahsında dünyadaki yerini bir kez daha ortaya koyuyordu. İmam devrimin temel ilkesini mezhebde vandet, ya da herhangi bir ırkın öne çıkarılması şeklinde ortaya koymamıştı. Onun en temel devrim ilkesi Tevhidde vahdet idi. Bu nedenledir ki: "Şiilik de yok Sünnilik de yok ancak İslam var” diyor ya da: “Ne Doğu ne Batı ancak İslam” veya “ Her Müslüman bir kova su dökse İsrail’i sel götürür” ifadeleri İmam’ın İslam, Mezheb ve Din anlayışının açık ifadeleri idi. O mezhebini Din olarak görenlerden değil, mezhebini Din’in bir yorumu olarak görenlerdendi.

 

Mir Hüseyin Musevi’nin başbakanlığı döneminde Çalışma Bakanı olan Serhendizade’nin bir taslak olarak sunduğu bir kanun teklifinin o zaman Cumhurbaşkanı olan şimdi rehberlik makamında oturan Ali Hamaney tarafından “Geleneksel fıkıhta böyle bir teklifi yasalaştırmak mümkün değildir” diyerek reddettiği bilinmektedir. Konu İmam Humeyni’ye getirildiğinde Humeyni bunun yasalaşması için İslami açıdan bir engel bulunmadığına ilişkin Hamaney’e mektup yollar ve Hamaney kendi kanaatinde ısrar eder. Bunun üzerine İmam Humeyni’nin son radyo televizyon konuşmasında altını çizdiği husus şöyle idi: “Siz İslam adına hükmeden hükümet yetkilileri Allah Resulünün haiz olduğu bütün yetkilere haizsiniz. Sizi geleneksel fıkıh değil, Allah’ın kitabı ve Resulünün Sünneti bağlar ilaahir” sözünü bilmem hatırlayanınız var mı?

 

İmam, devrimi İslam için, Tevhid’de Vahdet için yaptı. Mezhebde vahdet veya bir başka nedenle devrimi gerçekleştirmedi. Unutmayınız ki İmam tüm söylem ve icraatlarıyla küfür dünyasının ve Allah’a ortak koşarak iman edenlerin korkulu rüyası olmuştu. Onun gününde İslam Kapitalist Dünya için bir alternatif idi. Nevar ki bugünkü İran, Mezhebi Din olarak gören, Ümmetin vandeti yerine Şia’nın vahdetini önceleyen bir anlayış içersinde yönetilmektedir. Bu nedenle de bütün İslam dünyasını kucaklayan bir yaklaşım ortaya koyamamaktadır. Bu yüzdendir ki Amerika için, İsrail için İslam’ın alternatifi olması noktasından bir tehdit oluşturmamakta. Ancak silah gücü, askeri gücü, asırların getirdiği devlet tecrübesi ve bunun yansıması olan siyasi basiret açısından İran, Amerika için de, İsrail için de ve benzerleri için de bir tehdittir.

 

Evet kısaca bunları ifade etmek istedim. Beni tenkit eden arkadaşlara diyorum ki; beni İslam’ın değişmezleri adına tenkit ediniz. Mezhebler ister Sünni, ister Şii olsun değişebilirlerin bir sonucudur. Bu bakımdan mezhebi yaklaşımlar sonucu ortaya konulan tenkitler beni bağlamaz. Keza mezheb, meşreb içerikli düşünen kafaların da beni anlayacaklarını düşünmüyorum. Ve ben mezhebde, meşrebde değil tevhidde vahdete inananlardanım. (22.11.2017)

 

İlgili yazıya ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız:

 

http://www.hertaraf.com/koseyazisi-turkiye--iran-ve-uc-muhammed-394

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
Kaya Giyim / Kalitede öncü giyim dünyası
Kardelen Sigorta 0535 828 30 05