Ortaoğu'da Neden Çok Savaş /Petrol Var? - 1

11.02.2018

Yazarımız  Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Ahmet ACAR'ın  Ortadoğu'daki Savaşların ve Petrolün Dağılımı ile ilgili yazı dizisinin ilk bölümünü ilginize sunuyoruz:

 

Orta Doğu’daki petrol çokluğu konusunda, Utah Universitesi Enerjigy & Geoscience Enstitüsü’nden Prof. Dr. Rasoul SORKHABİ’nin makalesinin Prof.Dr. Halil GÜRSOY tarafından yapılan çevirisinden yararlanılmıştır.

 

"Orta Doğu" terimi hem tanım hem de coğrafik konum olarak tartışmalıdır. Bu terim, ilk kez 19. Yüzyılın ortalarında Avrupa merkezli bölünmenin parçası olarak doğuya doğru Yakın, Orta ve Uzak Doğu şeklinde ortaya çıkmıştır. Orta Doğu'nun coğrafi sınırları hakkında da bir görüş birliği yoktur. Bazılarınca Hindistan ve Mısır arasındaki bölge olarak tanımlanan bu bölge, Birleşmiş Milletler tarafından Batı Asya olarak adlandırılmıştır. Diğer tanımlamalar Kuzey Afrika veya Orta Asya'yı da eklemektedir.

 

Bu yazıda, "Orta Doğu" te­rimi; İran, Irak, Suriye, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Yemen'i içine alan Güneybatı As­ya'daki petrol zengini ülkeleri kapsar şekilde kullanılmıştır. Yüzölçümü bakımından yeryüzünün yakla­şık % 3.4'lük veya 5.1 milyon km2 lik bir alanını doğal gaz rezervinin %41'ine, petrolün ise %40'ına sahip bir bölgedir.

 

Bu bölgede Neden Petrol Bu Kadar Çok? Sorusunun cevabı bölgenin jeolojik yapısı ve hidrokarbonların (Petrol ve Doğal Gaz) oluşum şartlarının birlikte bölgede sağlanmış olmasındadır. Şöyle ki;

 

Bir bölgeden petrolün üretilebilmesi için; organikçe zengin ve ısısal olarak olgunlaşmış kaynak kayaçlarda petrolün oluşması, oradan göç ederek, gözenekli - geçirgen hazne kayaçlarda birikmesi ve kapan adı verilen yapılarda korunması için verimli yaygın örtü kayaçların hem de petrolün göçü ve kapan olu­şumu arasındaki uygun zaman ilişkilerini içeren petrol sisteminin tüm elemanlarının ve süreçleri­nin mevcut olması gerekir. Açıkçası, Orta Doğu en üst düzeyde ve kalitede petrol oluşumu, geli­şimi ve kapanlanarak günümüze kadar ulaşması için tüm bu koşulları taşımaktadır.

 

Orta Doğu bölgesel ölçeğin­de, konuyu basitleştirmek ve genel­leştirmek için bölgedeki sedimantasyon ve yapısal geçmişlerindeki farklı­lıkları göz ardı edilmiştir. Örneğin, böyle bir değişim, Batı Suudi Arabistan'daki Prekambriyen yüzleklerinden İran'ın GB'sındaki Yüksek Zagros'a doğ­ru havza(lar)ın daha derinleştiği ve Mesozoyik-Senozoyik çökellerinin büyük kalınlıklara ulaştığı görülmüştür. Doğrusunu söylemek gerekirse, havzanın bu derin kısımlarında birkaç kuyuda Paleozoyik istiflerinin kesildiği görülmüştür.

 

 

Bunlara ilave olarak, Orta Doğu'nun, özel­likle Orta ve Kuzey İran'ın bazı bölümlerinde, hala keşfedilmeyi bekleyen petrol yatakları olduğu düşünülmektedir. Bu eksiklikler göz önünde tutularak, Orta Doğu'daki petrolün bollu­ğunu aşağıda kısaca özetlenen önemli noktalar ile açıklamak mümkün görülmektedir;

 

1. Gondwana'nın pasif kıta kenarı üzerinde 500 MY lık bir sedimantasyon tarihçesinin olması;

 

2. Sedimantasyonun büyük ölçüde iklimin sıcak ve organik etkinliğin en yüksek düzeyde olduğu 30°K ve 30°G enlemleri arasında olması;

 

3. Jura-Kretase süresince Neo-Tetis şelfinin uzunluğu (doğu-batı yönünde) ve genişliği;

 

4. Orta Kretase sırasında küresel ısınma, de­niz seviyesi yükselmesi ve plankton bolluğu için Orta Doğu'nun uygun paleocoğrafik durumu;

 

5. Petrol eğilimli kerojen türleri içeren denizel kökenli kaynak kayaçların varlığı;

 

6. Petrol göç yollarının en kısa olduğu rezer­vuarlara aratabakalı kaynak kayaçların yakın olması;

 

7. Olağanüstü miktarda oluşan petrol için gerekli depolanmayı sağlayan sedimanların (ağırlıklı olarak karbonatların ama aynı zamanda bazı kırıntılıların) olağanüstü bir kalınlığı;

 

8. Denizel şeyl ve evaporitlerin her ikisinin de altta, üstte ve sedimanter paket içinde et­kin bölgesel örtü biçimindeki varlığı;

 

9. Senozoyik yaşlı Zagros önülke havzasının Tetis şelf çökelleri üzerinde üstüste gelişmiş olması;

 

10. Prekambriyen (542MY öncesi) magmatik-metamorfik te­melinde bir ince kabuk tektonik rejimine sebep olan Fanerozoyik (542MY öncesi)  sedimanların tabanındaki sünümlü evaporit-şeyl tabakalarının varlığı, ayrıca Arap plakasının gö­receli olarak yavaş hareketi, tüm Tetis şelf çökellerini yüzeye çıkarmaması veya birbiri üzerine bindirmemiş olması;

 

11.Petrol birikimleri için bol yapısal kapan­lar bulunduran tuz domları veya "hafif" Zagros sıkıştırmasıyla oluşmuş büyük "ba­lina sırtı" antiklinallerin bulunması sayılabilir.

 

Hem günümüz coğrafyasında, hem de yüz milyonlarca yıllık jeolojik tarihçesi boyunca Orta Doğu'ya hep komşu olan Türkiye'nin petrol ve doğalgaz enerji kaynakları açısından potansiyeli daima tartışılmıştır. Yeterli teknik/bilimsel bilgiye sahip olmayan kişiler tarafından değişik komp­lo senaryoları üretilerek, bu doğal enerji kaynakları "yeterince araştırılmıyor" ya da "bulunan petrol/doğalgaz üret(tir)ilmiyor" şeklinde yorumlanmıştır.

 

Türkiye anakarasında, kısıtlı da olsa petrol ve doğalgaz açısından potansiyel bazı sahalar bulun­masına rağmen, Orta Doğu kadar verimli olmamasının başlıca nedeni, genellikle son 65 milyon yıldan bu yana Türkiye ve yakın dolayını da şekillendiren jeolojik süreçlerden kaynaklanmaktadır. Özellikle son 5 milyon yıldan bu yana Arap-Anadolu plakalarının tıpkı "kafa kafaya" çarpışması şeklinde gelişen genç jeodinamik olaylar, Türkiye'nin kıvrımlı ve kırıklı bir yapı kazanmasına neden olmasının yanı sıra, fiziki coğrafyasının da şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır. Yer kabuğundaki bu türden genç (jeolojik açıdan) jeodinamik olaylar, potansiyel bölgelerdeki petrol ve doğalgazın oluşumu, göçü ve içinde birikebileceği jeolojik formasyon ve yapıların oluşması için belirli bir aşamaya kadar olumlu katkı yaparken, bu süreçlerin durmaksızın devam etmesi halinde de, bölgenin petrol sisteminin olumsuz etkilenmesine de neden olabilmektedir. Türkiye'nin, özellikle GD Anadolu bölgesinin son 5 milyon yılda yaşamış olduğu bu genç kabuksal deformasyon, bölgenin petrol sistemini olumlu etkilediği aşamasını çoktan aşmış ve olumsuz etkilenmesine neden olmuştur.

 

Özet olarak, Orta Doğu'da petrolün neden bu kadar çok olduğunu jeolojik oluşum açısın­dan öz olarak açıkladıktan sonra;

 

"Tür­kiye'de neden Orta Doğu'daki kadar çok petrol yok?" sorusunun cevabı olarak da;

 

GD Anadolu bölgesinde yüzeye kadar ulaşan kıvrımlı ve kırıklı yapıların fazla olması ve bu yapıların petrol ve doğalgaz gibi akışkanları bünyelerinde barındırarak günümüze kadar ulaşacak şekilde büyük ölçüde koru(ya)mamasın kaynaklandığı şeklinde jeolojik olarak açıklanabilmektedir.

 

Orta Doğu ülkeleri arasında bu coğrafyaya yakın ve çoğunlukla "uzak" komşu ülkelerin de katıldığı 1900'lü yıllardan günümüze kadar süregelen sıcak savaşın ana nedenlerinin başında, bölgenin petrol ve doğalgaz zenginliğinin nasıl paylaşılacağı kavgası olduğu herkesin malumudur.

 

Bu konuya bir sonraki yazıda devam edeceğiz.                                                                                                                                                    11.02.2018

                                                                                                          Dr. Ahmet ACAR

  Jeoloji Yüksek Mühendisi

(Hertaraf Haber)

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye
  • Dürümiye / Lezzete Davetiye