Mustafa YILDIZ: “YOKSULLUK AFRİKA’NIN DOĞASINDAN DEĞİL, VAHŞİ SÖMÜRÜ DÜZENİNDEN KAYNAKLANIYOR”

30.09.2018

İDEA ,Uluslararası İnsani Yardım ve Eğitim Derneği... 

Aynı zamanda, İslami Değerler Akademisi...

İnsan Hakları Kitabından ve diğer kitaplarından yakından tanıdığımız Mustafa Yıldız bize kapılarını açtı.

İDEA, Özellikle ÇAD'ta yaptığı yadımlaşma ademik değerler çalışması ile göz dolduruyor. Binlerce insanın Hidayatetine vesile oluyor.

Gaziantep'de Faliyet Gösteren Uluslararası İnsani Yardım ve Eğitim Derneği'nin (İDEA) Genel Başkanı Yazar Mustafa YILDIZ ile İDEA'yı, Yardımlaşmayı, Katkı Sunmayı ve Afrika Açılımını ve Yardımlaşmayı Konuştuk

Hertaraf Haber

Büyükşehirlerde görmeye alışkın olduğumuz uluslar arası ufuklu yardımlaşma derneklerinin bir benzeri İDEA’nın (Uluslararası İnsani Yardım ve Eğitim Derneğinin) İslâhiye’de hayat bulması hayli dikkat çekici. İDEA nasıl bir geçmişin izleri üzerinde doğdu?

Yaklaşık kırk yıldır birlikte olduğumuz bir arkadaş çevresi ile İslami Değerleri merkeze alan çalışmalar yapıyorduk. Bu çalışmalarımız – özellikle son dönemlerde - ağırlıklı olarak İLK-DER (İmam Hatip ve İlahiyat Gönüllüleri Derneği) çatısı altında gerçekleşti. İLK-DER bünyesinde kısa adı İDEA olan İslami Değerler Akademisi asında bir külliye yaptırdık ve çalışmalarımızı bu kurum içerisinde sürdürmeye başladık. Zaman zaman insani yardım faaliyetlerinde bulunsak da çalışmalarımız daha ziyade eğitim ağırlıklı olarak sürüyordu. İnsani Yardım meselesi Suriye’deki savaşla birlikte gündemimize fiili bir durum olarak girdi. Binlerce mülteci ilçeye akın edince kendimizi yardım faaliyetlerinin içinde bulduk. Yapacak bir şey yoktu. O vakit vaktin farzı mazlumlara yardım etmekti. Bizim de vaktin farzını ifa etmemiz gerekiyordu. Resmen olmasa da İDEA’nın fiili temelleri böyle atıldı. Suriye meselesinin travması biraz hafifleyince bu kez Filistin ve Afrika’daki yardım faaliyetleri ile de ilgilenmeye başladık. Ancak yardım faaliyetleri arttıkça artık bu faaliyetleri İslami Değerler Akademisi olarak sürdürmemiz zorlaşmaya, Akademideki eğitim faaliyetleri olumsuz etkilenmeye başladı. Kısacası İDEA ULUSLARARASI İNSANİ YARDIM VE EĞİTİM DERNEĞİ düşüncesi böylesi bir vasatta ortaya çıktı.

İDEA BİZİM DEĞİŞMEYEN DEĞERLERİMİZE İŞARET EDİYOR

Neden İDEA? Ne demek İDEA? Kendinizi tanıtır mısınız?

İDEA isim olarak İslami Değerler Akademisi’nin kısaltması olarak ortaya çıktı. Ama bu kısaltmayı tercih ederken kavramsal arka planını da göz ardı etmedik. İDEA bizim için değişmez değerlerimize işaret ediyor. Yardım faaliyetlerimiz yurt dışına taşınca eğitim faaliyetlerimizi İslami Değerler Akademisi çatısı altında, yardım organizasyonlarımızı ise kuracağımız yeni bir dernek çatısı altında sürdürmeye karar verdik. İDEA ULUSLARARASI İNSANİ YARDIM VE EĞİTİM DERNEĞİ böyle ortaya çıktı. İDEA ismini tercih etmemiz ise hem İslami Değerler Akademisi ile olan manevi bağımıza hem de değişmez değerlerimize işaret etmek amacına matuf bir tercih oldu.

Derneğin itici gücü Mustafa YILDIZ’ı tanıyalım..

İtici gücünden ziyade özellikle gençlerden ve hanımlardan oluşan, birbirini iyiliğe teşvik eden dinamik bir yapı var. Eski kuşaklarımız ise bu hayırlı çalışmalara kol kanat geriyor. Ama yine de kendimle  ilgili kabaca bir şeyler söylemek gerekirse, 1963 İslahiye doğumluyum. İslahiye’de ikamet ediyorum. İlahiyat mezunuyum. İlçedeki yaklaşık 40 yıllık eğitim çalışmalarımızın semeresi olarak kurduğumuz İslami Değerler Akademisi’nin ve İDEA Uluslararası İnsani Yardım ve Eğitim Derneği’nin başkanlığını yürütüyorum. Çok profesyonel bir ilgi olmasa da yazıyla da ilgilenmeye gayret ediyorum. Birisi Kuran-ı Kerim meali olmak üzere yayınlanmış on – on beş civarında kitabım var. Bu bağlamda Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Şube Başkanlığı görevini yürütmeye de gayret ediyorum.

 

MÜSLÜMAN OLMAK MAZLUMLARA KARŞI BİZİ SORUMLU KILIYOR

Derneğinizden bahseder misiniz? Vizyon ve misyonu nelerdir?

İDEA ULUSLARARASI İNSANİ YARDIM VE EĞİTİM DERNEĞİ kuruluşu itibari ile yeni sayılabilecek bir dernek. Daha bir yılını doldurmadı. Dolayısıyla altyapımızı bütünüyle tamamlamadık. Bununla birlikte arkadaşlarımızın samimi çabaları ile güzel şeyler de yapmaya başladık. Müslüman olmak kaçınılmaz olarak hepimize yeryüzündeki bütün mazlumlara karşı bir sorumluluk yüklüyor. Bizler gücümüz yettiği kadarıyla bu sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmeye gayret ediyoruz. Yaptığımız her hayırlı şeyin yeryüzündeki müslümanlarla bağımızı güçlendirdiğine, müslümanların vahdetine katkı sağladığına inanıyoruz. Allahın rızasından başka beklentisi olmayan olmayan çabaları Allahın bereketlendireceğine inanıyoruz. Yaptığımız çalışmaları sadece onları sömürgeciliğin boyunduruğundan kurtarmak için değil aynı zamanda bizi Ahirette ateşin azabından kurtarsın diye yapıyoruz. Zira, biz onları sömürgeciliğin azabından kurtarmak için çaba sarf etmez isek, Ahirette ateşin azabının bize dokunacağından korkuyoruz.

BİLGİ, BİLİNÇ VE DUYARLILIK OLUŞTURACAK ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ

Dernek olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Faaliyet yerleriniz neresi?

Suriye’de, Filistin’de, Çad’da, Kamerun’da ve Tanzanya’da bazı insani yardım organizasyonları yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Ancak şunu fark ettik ki, eğer bir yere odaklanmazsak orada kalıcı şeyler yapmamız zor olacak ve organizasyon maliyeti yüksek olacak. Bu yüzden bundan böyle Çad’a odaklanmaya karar verdik. Çad sömürgeciliğin yoksullaştırdığı ve yeteneksizleştirdiği bir ülke. Halkın düşünme yetisi yok edilmiş. Şu an Çad’da bir yetimhanemiz, biri kızlar için üç medresemiz var, onların sürekliliğini sağlıyoruz.

İlk kurban organizasyonumuzda 100 büyükbaş kurban kestik.

40 civarında su kuyusu vurdurduk.

Çalışmalarımızı yerinden koordine etmek için Çad’da bir koordinasyon ofisi açtık.

Binlerce mushaf dağıttık.

Önümüzdeki günlerde binlerce meal, mushaf, siyer, akaid, fıkıh vb. dini  kitaplar dağıtacağız.

Kız öğrencilere yönelik bir kütüphane açmak için çalışmalarımız sürüyor. Mesleki eğitim kursları açmak için Çad Eğitim Bakanlığı ile mutabakata vardık. Ayrıca İslami davet çalışmalarını destekliyoruz.

Arkadaşlarımızın davet çalışmaları sonucu son ayılarda yaklaşık 3.000 kişi müslüman oldu. Müslüman olan köylere ve kabilelere yardım faaliyetlerini sürdürüyoruz. Ayrıca Çad’in alim ve aydınlarının kitaplarının yayınlanması için çaba gösteriyoruz. Bu amaçla bir yayınevi kurduk.

Önümüzdeki günlerde Çadlı bir hanımın “Çad’da Misyonerlik Faaliyetleri” başlıklı bir doktora çalışmasını Arapça olarak yayınlayacağız. Aynı kitabı Türkçe’ye de çevirmeyi düşünüyoruz.

Yapacağımız çalışmaların sadece insanların karnını doyuracak, sürekli birilerinin eline bakmalarını sağlayacak türden çalışmalar olmasını istemiyoruz. Sömürülmeye müsait hale getirilmiş bir toplumda bilgi, bilinç ve duyarlılık oluşturacak çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz.

İslâhiye özelinden başlayarak İDEA’nın toplumsal bir karşılığı var mı? Kendinizi farklı kesimlere anlatabiliyor musunuz?

Doğrusu bu soruya tam anlamıyla olumlu cevap vermem zor. Elbette kısmi bir karşılığı var ama, bunun arzu edilen düzeyde olduğunu söylememiz zor. Ama bunu kısa sürede aşacağımıza inanıyorum. Daha yeni bir dernek olmamıza rağmen kısa sürede güzel şeyler yapmamıza vesile olan bir ilgi ve alaka bizi bu konuda umutlandırıyor. Yaptığımız hayırlı çalışmalar arttıkça farklı kesimlerde olumlu bir ilgiye mazhar olacağına inanıyorum.

TAŞIMA SUYLA DEĞİRMEN DÖNMEZ

Diğer kuruluşların çoğu “yardımlaşmayı” öncelerken İDEA eğitim alanında da katkı sunmayı hedefliyor burada amaçlanan nedir?

Mutlaka tek başına yardım faaliyetlerinin de önemi göz ardı edilemez. Bu kardeş kuruluşların bu tür çalışmalarını da takdirle karşılıyor, Allah’tan çalışmalarını bereketlendirmesini niyaz ediyorum. Biz yardım organizasyonlarımız yanı sıra eğitim faaliyetlerini de öncelerken bir zihniyet devriminin, değişiminin, dönüşümünün önemli olduğu gerçeğinden hareket ettik. Taşıma suyla değirme  dönmez. Onlara sadece ekmek değil, bilgi, bilinç ve tecrübe de vermemiz lazım. Onlardaki atıl enerjiyi harekete geçirmemiz lazım. Aksi takdirde sömürgecilerin öğrettiği “hep başkasının eline bakma” alışkanlığının iyi niyetle devamına katkı sağlamış oluruz.

 

ASLINDA ÇOK GEÇ KALDIĞIMIZI FARK ETTİM

Bunca yerlere gittiniz ve mağdur insanlara yardım götürdünüz. Bunca faaliyetlerinizde sizleri etkileyen ve “sözün bittiği yer” dediğiniz bir olay oldu mu?

Beni en çok etkileyen bir kısmı müslüman olmuş olan bir köye Mushaf dağıtmak için gitmiştik. Çok yoksul bir köydü. Giderken eli boş gitmiş olmamak için kurban kestirerek etini o yoksul insanlara dağıtalım dedik. Ben gitmeden bir miktar hayvan kesmelerini, etini müslüman olmayan ailelere dağıtmalarını istedim, ben gelince de bir miktar daha keser müslüman olan ailelere dağıtırız dedim. Biz vardığımızda müslümanlardan önce Hristiyan ailelere etler dağıtılmıştı. Ben varınca kadın erkek bir grup geldi ve biz de müslüman olmak istiyoruz dediler.

Şahadet kelimesi getirterek müslüman olmalarına şahitlik ettik. İçlerinden çok yaşlı bir kadın yanıma geldi. Elimi tuttu. Gözlerini gözlerime dikti, uzun uzun gözlerime baktı. Gözleri doldu,  sanki uzun yıllar kaybolmuş bir evladını bulmuş da, “Şimdiye kadar neredeydin” der gibiydi. O an bizim aslında çok geç kaldığımızı fark ettim.

Afrika açılımı nasıl gerçekleşti?

Afrika her zaman ilgi alanımız içerisindeydi. Ancak Çad’in dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olması dolayısıyla Çad’ı tercih ettik. Çad’da bazı arkadaşlarımızın olması işlerimizi kolaylaştırdı. Bununla birlikte başlangıçta eş zamanlı olarak Kamerun ‘da,  Tanzanya’da  ve Filistin’de de bazı organizasyonlar yaptık. Ancak daha sonra çok büyük ölçekli bir STK olmadığımız için bir ülkeye odaklanmamızın daha faydalı olacağına karar verdik. Şu an için Çad’da kalıcı bir şeyler yapabilmek için çalışmalarımızı Çad’a yoğunlaştırdık.

 

BU YÜZYIL AFRİKA’NIN UYANIŞ YÜZYILI OLACAK

Sizde ki Afrika ne söylüyor?

 Afrika genellikle yoksulluğu ve yoksunluğu ile gündeme gelen, gündeme getirilen bir kıta. Oysa Afrika hem yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla hem de insan potansiyeliyle bakir ve zengin bir kıta. Dünyanın en büyük ikinci kıtası . Dünya topraklarının dörtte biri Afrika’da. Dünya nüfusunun beşte biri Afrika’da yaşıyor. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Sürekli yoksulluğu ve yoksunluğu gündeme getirilerek batılı sömürgeciler tarafından gözden ırak tutulmaya çalışılıyor. Bugün söz konusu olan yoksulluk Afrika’nın doğasından değil, vahşi sömürü düzeninden kaynaklanıyor. Kıta insanı yüz yıldır uyutulmuş, uyuşturulmuş, yoksul ve beceriksiz olduğuna ikna edilmiş.. Biz inanıyoruz ki bu yüz yıl Afrika’nın uyanış yüzyılı olacak. Afrikalının renginin kara olması bir kader olabilir, ama bahtının kara olması bir kader değil. Afrika artık uyanıyor. İnşallah kaynaklarının ve alın terlerinin batılılar tarafından sömürülmesine dur diyecekler. Biz sadece bu uyanış ve diriliş hikayesinde bir dipnot olmaya çaba sarf ediyoruz.

Yaşadığınız zorluklar, engeller var mı ?   Ne tür beklenti içerisindesiniz?

Çad yaşam şartları itibari ile çok zor bir ülke. Başkentin dışında teknolojinin hemen hemen bulunmadığı, elektriğin ve suyun olmadığı, hastalığın kol gezdiği, insanların taşrada çok ilkel şartlarda yaşadığı bir ülke. Ülkenin coğrafi olarak büyük olması ulaşım açısından ciddi bir külfet, maliyet ve zahmet oluşturuyor. Afrika’nın ortasında olması, limanlara uzak bulunması hasebiyle dışardan lojistik destekte bulunmayı son derece zorlaştırıyor ve maliyeti alabildiğine artırıyor. Konaklama ve iaşe maliyetleri çok yüksek. Herhangi bir proje için ihtiyaç duyulan alet ve edevatı bulmak son derece zor. Bulunanlar ise çok maliyetli. Ayrıca stabil bir devlet olmaması işleri daha da zorlaştırıyor. Bununla birlikte Çad yetkililerinin işlerimizi kolaylaştırdığını söylemek istiyorum. Ayrıca Türkiye Büyükelçiliğine, TİKA ve Maarif Vakfı yetkililerine teşekkür ediyorum. Her türlü sorunumuzun çözümüne yardımcı oldular. Kısacası şu an itibari ile daha yolun başındayız. Dolayısı ile şimdiden büyük beklentiler içerisinde olmayı doğru bulmuyoruz. Biz elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz. Gerisi Allah’ın takdiri.

KENDİMİZİ EMANETÇİ OLARAK GÖRÜYORUZ

Kuruluşunuz öncesinden bugüne yaşadıklarınızdan yola çıkarak nasıl bir gelecek tasavvuru içerisindesiniz? Kamuoyu ile paylaşmak istediğiniz başka hususlar var mı?

Biz kendimizi bir emanetçi olarak görüyoruz. Ümmetin bize emanet ettiği imkanları Çad’daki müslümanlar için en verimli bir şekilde kullanmaya gayret ediyoruz. Çad’ın madden ve fikren uyanışına bir nebze de olsa katkımız olursa kendimizi amacımıza ulaşmış sayacağız. Bunun için de güzel ve kalıcı etkiler yapacak şeyler yapmamız lazım, yaptıklarımızın Türkiye müslümanları tarafından bilinmesi ve de onların bize destek olması lazım.

Çad’taki Yetimhane’den bahseder misiniz… Sizin sahip çıkamadığınız diğer çocuklara kim sahip çıkıyor? Bu yetimlerin durumları nelerdir?

Çad’da daha önce FETÖ’ye ait olan, FETÖ ülkeden kovulduktan sonra Çad Yüksek İslam Konseyi tarafından devralınan bir yetimhaneyi, Yüksek İslam Konseyi iaşesini temin edemediği için on yıllığına bize devretti. Şu an Yetimhanede 60 yetimimiz var. Oranın fiziki şartlarını iyileştirmeye ve yetimlerimizin iaşesini sağlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde inşallah bunları halledeceğiz. Daha sonra başka yetimhaneleri de devralmayı düşünüyoruz. Biz bu yetimlere sahip çıkmazsak ya sefalet içerisinde yaşamlarını sürdürecekler ya da Fransızların eline düşecekler.

HERTARAF HABER  olarak bize ayırdığınız vakit için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye