13 Kasım 2019 Çarşamba •

Musab Aydın: Bir Cumhuriyet Bayramı’nı (!) bayram tadında kutlamış olduk milletçe (!)

30.10.2019

Dün toplum olarak çok heyecanlıydık, çok mutluyduk. Gökyüzünü mesken tuttuk gün boyu, ayaklarımızın yere basmadığını akşam hatta gece olunca anladık. Bir Cumhuriyet Bayramı’nı (!) bayram tadında kutlamış olduk milletçe (!) Her kes cumhuriyetin faziletinden erdeminden dem vurdu sabahtan gece yarılarına kadar. Balolar, konserler, havai fişek gösterileri ülkenin dört bir yanında. Her şehrin meydanları ve caddeleri tutulmuş.

Televizyonlar, gazeteler, konuşmalar bu minvalde. Sosyal medyanın tek konusu Cumhuriyet Bayramı (!) Bizim cenah bir mutlu bir mutlu ki değme keyfine. Eh haksızda sayılmazlar SGK barışı, vergi barışı, imar barışı derken artık sıra laik, Kemalist rejimle barışmaya gelmişti. Her bayram gibi Cumhuriyet Bayramı (!) da bir fırsattı ve her fırsatı kaçırmayan acar İslamcılar laik ve Kemalist kardeşleri ile bu Cumhuriyet Bayramı’nı (!) kutladılar. Cumhuriyet Bayramı (!) resmi bir kutlama olmaktan çıktı. Ülkede uzun süreli dindar Bir hükümet olunca, her şeye serpilen din (!) Sosu Cumhuriyet Bayramı’na da (!) Sirayet etmiş oldu. Bu yıl ilk kez Cumhuriyet Bayramı’na (!) Bir de Arife günü eklenerek dini (!) bir hüviyet kazandırmış oldular.  Bir gün öncesinden bayram havası esti memleketimizin üzerinden.  Arife (!) günü daha öğlen olmadan resmî daireler, bankalar ve benzeri kurumlar bayram (!) tatiline girmiş oldular. 

Gerçi Laik, Kemalist cenah biraz buruk biraz da özgündü. Bir o kadarda kızgındı elbette. Zira hem cumhuriyet kazanımlarına ve değerlerine sahip çıkılmamış hem de kendileri dışında türedi bir kesim cumhuriyete sahip çıkmış ve en önde onlar durmuştu. Bayramınız (!) kutlu olsun demek yerine, mübarek olsun demelerini de hazmedemiyorlarmış. Güzelim Cumhuriyet Bayramı’na (!) da irtica bulaştırdılar diye öfkeleniyorlarmış. Yetmezmiş öncüleri de bayram öyle kutlanmaz böyle kutlanır demişti geçen yıl. Biz eser cumhuriyetçileriyiz ve gerçek cumhuriyetçi ve en iyi kutlamayı da biz yaparız demişti. Hani haksız da değildi geçmişte karşı çıktığı laikliği de benimsemiş hatta Mısır'dan başlayarak İslam dünyasına tavsiye babında pazarlamayı da görev bilmişti.

Artık milliyetçilik en rijit şekliyle savunulmakta bu ülkede ve dinden daha mübarek (!) daha önemli (!) oldu. Hani Allah’ın övgü ile bahsettiği millet-i İbrahim değil bu milliyetçilik. Düpedüz İslam'ın yasakladığı ırkçılıktır bu şahit olduğumuz. Ama nasıl oldu bilemiyorum tarikatçılar, radikaller, Saadetçiler, Ak Partililer hatta kendini Türk zanneden bir kısım Kürtler de hep birlikte milliyetçi duygularımız en üst seviyede son yıllarda.

Hatta bir kısım Kürtler, Türklüğü Türklere kaptırmayacak kadar öne atılmış durumdadırlar. Onlar daha bir Türk oldular son zamanlarda. Gerçi Türkler pek memnun olmadılar bu üçüncü sınıf zenci Türklerden (!): “Ama olsun, daha acemi bunlar sonra hadlerini bildiririz, üçüncü sınıf vatandaş olduklarını ve aslında Türklüğü onlara bırakmayacağımızı anlayacaklardır.”

Anladım ki bir Müslüman olarak ve de Allah'ın Kürt olarak yaratığı bir vatandaş olarak bu ülkenin zencisi bile değilmişim. O yüzden olsa gerek elli yaşımı geride bıraktığım şu hayatta yaşadığım bu ülkenin toprağına olan aidiyet duygum ne kadar güçlü ise sisteme ve yozlaşmaya amade topluma olan bağım o kadar zayıf imiş, hatta hiç oluşmamış.

(Kaynak: Haber Duruş)

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye