MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Abdurrrahman ÜNLÜ oldu!

26.03.2017

İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Ankara Şube üyeleri 9. Dönem Yönetim, Denetim ve Genel Merkez Delegelerini belirlemek için sandık başına gitti.

 

Yaklaşık 1000’e yakın üyesinin bulunduğu Mazlumder Ankara Şube, seçimini iki liste halinde ve kardeşlik havası içerisinde gerçekleştirdi.

Seçime Emre Berber’in başkanlığını yaptığı liste ile Abdurrrahman Ünlü’nün başkanlığını yaptığı liste girerek centilmence yarıştılar.

Ankara Hacı Bayram’da bulunan Araştırma Kültür Eğitim Vakfının Konferans salonunda gerçekleştirilen olağan genel kurula katılım, şuana kadar yapılan genel kurullara katılımın üzerinde bir delegenin katılması ile gerçekleşti.

Divan başkanlığına Metin Mahitapoğlu ve Üyeliklerine İse Ramazan Tekeş ile Aziz Oğuzhan Karaman’n seçildi.

Şube Faliyet ve Bütçesinin haziruna sunulup kabul edilmesinin ardından  Şube Başkan adayları birer konuşma yaptılar.

 

Başkan adaylarından Emre Berber’in  konuşması şöyle:

 

MAZLUMDER Türkiye’nin insan hakları, hak ve adalet mücadelesi tarihine adını altın harflerle kazımış kurumlardan biridir. Gerek İslami camiadan çıkan bir kurum olmasıyla, gerek 26 yıllık uzun tarihinden kaynaklanan tecrübesiyle, gerek de kendi mahallesinden çıkan iktidarla açıkça yüzleşmeyi başaran insan hakları pratiğiyle Türkiye tarihine silinemez bir iz bırakmıştır. Sizlere bu kurumu yalnız bırakmadığınızdan ve bu salonu doldurduğunuzdan dolayı kendi adıma samimiyetle teşekkür ediyorum.

 

MAZLUMDER’in Ankara Şubesi derneğin büyük potansiyele sahip şubelerinden biridir. Bendeniz, MAZLUMDER Ankara Şubesi 8. Dönem Yönetim Kurulunda başkan yardımcısı olarak görev aldım. Son 4-5 yıldır MAZLUMDER Ankara Şubesinin neredeyse bütün faaliyetlerinde yönetici olarak rol oynadım. Organize edilen etkinliklere, yazılan basın açıklamalarına ve hazırlanan afiş, döviz ve pankartlara yoğun şekilde katkıda bulundum. MAZLUMDER’de verdiğimiz insan hakları mücadelesinin mutfağında yıllardır çalışıyorum.

 

2015’te MAZLUMDER’e yeni katılan Abdurrahman Bey teklifimiz üzere şube başkanlığı görevini üstlendi. Bir yıl boyunca çok uyumlu ve ahenkli bir çalışma süreci organize etmeyi başardık. Bir yıllık sürenin ardından İstanbul Şubenin öncülüğünde başlayan olağanüstü genel kurul süreci bizim şubemize de taşındı ve ısrarlı çabalarımıza karşın bir bölünmeye neden oldu. Bizler, şube tüzel kişiliğinin bu tartışmadan uzak tutulması taraftarı olduk fakat başarılı olamadık.

 

Ankara Şubede çalışmalarımızı teamül olarak asil, yedek ve ek yönetim tabir ettiğimiz üye arkadaşlarımızın tamamının katılımıyla yürütmekteydik. İhtilafın ortaya çıkmasının ardından benim de aralarında bulunduğum çok sayıda Ankara Şube asil, yedek ve ek yönetime mensup yönetici; aramızdaki kardeşlik hukukundan tüzüğe dönüşle beş asil yönetim kurulu üyesi tarafından fiilen dışarıda bırakıldı ve şube çalışmalarından dışlandı. Dışarıda bırakılan yönetim kurulu üyeleri olarak hiç haberimiz olmayan bir toplantı sonucunda Ankara Şubesi yıllardır bulunduğu adresten başka bir adrese taşındı. Böyle bir sürecin ardından kendimizi ikinci bir liste olarak yönetime aday olmak zorunda hissettik.

 

Değerli hazirun,

Bilindiği gibi, 19 Mart Pazar günü Ankara’da MAZLUMDER Genel Merkezine ilişkin yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında GYK seçimleriyle yetinilmedi ve 16 şubenin kapatılmasına ve bu şubelerin bütün üyelerinin silinmesine karar verildi. Bu hukuken şaibeli toplantıda alınan yine şaibeli kararla derneğin gelişiminde büyük katkısı bulunan binlerce isim tek kalem darbesiyle derneğin dışına atılmış oldu. İşin doğrusu bizler böyle bir karar beklemiyorduk. Kendimizi iki ay sonra tüzük gereği mecburen yapılacak olan ve şubelerin iradelerini tazeleyerek katılmak durumunda olduğu olağan genel kurula hazırlıyorduk. Fakat bu kararla birlikte başta başkan adayımız Arif Koçer bulunmak üzere binlerce üyemiz ve onlarca delegemiz dernekten silinmiş oldu. MAZLUMDER’de eşit bir yarışın zemini tek tarafın katıldığı şaibeli bir kongreyle yok edildi.

 

Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana sloganıyla hareket eden MAZLUMDER, bu kararıyla binlerce üyesinin on yıllar boyunca verdiği emeği bir çırpıda silip attı. Harcanılan onca vakit, verilen onca emek, gösterilen onca çaba tek bir günde alınan kararlarla tarihin sayfaları arasına karıştırılmak isteniyor. Hak mücadelesi için kurulan MAZLUMDER, ne yazık ki, kendi şubelerinin, kendi üyelerinin haklarını çiğnedi.

Değerli hazirun;

19 Mart’ta yine bu salonda alınan 16 şubenin kapatılması kararı çok muhtemel MAZLUMDER’in tarihinde yaşadığı en büyük kırılmayı temsil etmektedir. Şimdiye kadar çok farklı görüşten insanları bünyesinde barındırabilen MAZLUMDER, İstanbul Şubenin öncülüğüyle alınan bu karar sonucunda tamamen tek sesli ve tek merkezli bir yapıya dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Derneğin genel merkeziyle İstanbul Şubesi arasında uzun yıllardır süregiden kriz ne yazık ki İstanbul Şubesinin geri kalan neredeyse bütün aktif şubeleri tasfiye etmesiyle sonuçlanmıştır.

 

İstanbul şubesiyle 19 Mart’ta yönetimi değişen MAZLUMDER Genel Merkezi arasındaki süregiden krizin diğer bir görünümü siyasi içeriklidir. Yalnızca Kürt meselesine ilişkin değil, Gezi olaylarında, Suriye meselesinde ve benzeri bütün meselelerde İstanbul Şubeyle değişen Genel Merkez arasında birtakım çekişmeler mevcuttu. Bütün bu çekişmelerde İstanbul Şube siyasi iktidara daha yakın bir çizgide yer alıyor gözükmektedir. İstanbul şubenin, eski genel merkezle verdiği kavganın en önemli motivasyonlarından birisi, kanaatimizce, bu tavır farkı olarak şekillenmektedir.

 

Dolayısıyla, 19 Mart’ta MAZLUMDER’de yaşanan büyük kırılmanın bir diğer önemli sonucu MAZLUMDER’in bağımsızlığıyla ilgili gözükmektedir. Derneğin siyasi iktidarın yörüngesine girmesinden endişelenmek için haklı sebeplerimizin bulunduğuna samimiyetle inanıyorum. Oysa insan hakları mücadelesinin özel niteliği gereği siyasi iktidar ile gerçekçi bir mesafenin korunması hayati bir önem taşımaktadır.

 

Değerli hazirun,

Bizler tamamen tek bir yaklaşımın kontrolüne geçmiş bir MAZLUMDER’de kurum içi muhalefeti ve farklı fikirlerin varlığını temsilen yarışıyoruz. Genel kurul iradesi listemizi yönetime getirirse MAZLUMDER’in tek seslilikten kurtulması ve farklı görüşlerin dernekte temsilinin sürdürülmesi için mücadele edeceğiz. Başta devleti kontrol eden iktidar partisi olmak üzere bütün siyasi partilerden tamamen uzak bir insan hakları anlayışını ısrarla vurgulamayı sürdüreceğiz.

Seçildiğimiz takdirde, MAZLUMDER’in yeni genel merkezini ikaz eden, uyaran ve doğruya yönlendirmeye çalışan bir misyonu üstlenmeye gayret edeceğiz. Neredeyse bütün muhalif şubelerin kapatıldığı bir vasatta kurum içi dengeleme ve denetleme görevini yürütmeye çalışacağız. MAZLUMDER’in içinde, Kur’anî tabirle, hayra çağıran, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker görevini ifa eden bir topluluk olmaya çalışacağız. Bu bakımdan, buraya hangi kararla gelmiş olursa olsun, MAZLUMDER’in tek sesli olmasını istemeyen tüm hazirunun desteklerini bekliyoruz. Sizlerden bütün muhalif şubelerin kapatıldığı bir dönemde içinde yeni genel merkeze muhalif olan kişilerin bulunduğu tek bir şubenin varlığına fırsat vermenizi talep ediyoruz. Çünkü, merhum Şeriati’nin deyimiyle, “eleştirinin bittiği yerde putçuluk başlar”.

 

Değerli hazirun,

İnsan hakları alanı kıymetli olduğu kadar zor bir alandır. Başka mücadele sahalarına benzemez. Kolları sıvamayı, sahaya inmeyi, çoğu kez risk almayı ve pek çok kez de eser miktarda cesareti mecbur kılar. MAZLUMDER’in ne yazık ki bazen içinden ama çoğunlukla dışından çok çeşitli ithamlara maruz kalmamız buna örnektir. Aynı anda İrancı, FETÖ’cü, solcu, liberal, Baasçı, PKK’cı, şebbiha, feminist gibi birbiriyle çelişen nitelemelere maruz kalmamız bütün bu nitelemelerin sahteliğinin en büyük delilidir. Bu kadar geniş skaladaki, adeta birbirini nötrleyen ithamlar aslında “biz size bizim gibi düşünmediğiniz için karşıyız” demektir. MAZLUMDER’in ve özellikle bu ithamlara maruz kalan kesiminin en büyük suçu basitçe siyasi iktidarın çizgisine gelmemek, iktidara entegre olmamaktır. İnsan hakları alanının gerektirdiği bağımsız duruşun kendisi sizi kâh FETÖ’cü, kâh PKK’cı, kâh diğerleri yapmaktadır.

Değerli katılımcılar,

Bizler insan hakları mücadelesini Hz. Adem’den bugüne kadarki tek din olan İslam’ın temel parolası “la ilahe illallah” sözünün bir açılımı olarak anlıyoruz. Tarihin başından bu yana birtakım insanlar diğerleri üzerinde hakları olmayan bir iktidara sahip olarak ilahlık taslamış ve diğer insanları kullaştırmıştır. Yine tarihin başından bu yana bütün nebi, resul ve salih kulların temel misyonu ilahlık taslayanların ilahlık iddialarını dağıtmak ve kullaştırılanların yalnızca Allah’a kulluk eden insanlar olmalarına yardım etmektir. Bütün bir tevhid mücadelesi tâ en başından en sonuna kadar bu şekilde özetlenebilir. Dolayısıyla, insanları Allah’tan başkasına kul olmaya zorlayan güç odaklarıyla ve güç birikmeleriyle mücadele tevhidi mücadelenin de bizzat kendisidir.

Bizler insan hakları mücadelesini de bu bağlamda anlıyoruz. İnsan hakları, insanların en büyük toplumsal güç odağı olan devlete karşı sahip oldukları haklar bütünüdür. Bu hakların, özellikle de sistematik şekilde ihlali, çoğu kez bir ilahlık taslama görünümü kazanır. Dolayısıyla bu ihlallerin giderilmesi de tevhid mücadelesiyle doğrudan ilişkili bir hal alır.

MAZLUMDER’in alamet-i farikalarından birisi özgün bir insan hakları düşüncesinin hem araştırmacısı hem taşıyıcısı olmasıdır. Bizler kendi insan hakları perspektifimizi Batılı ve liberal insan hakları anlayışını eleştirel bir bakışla ele alarak geliştiriyoruz. Kur’anî perspektif ve Resulullahın ortaya koyduğu nebevi model çerçevesinde özgün, felsefi altyapısıyla tutarlı ve bütüncül bir hak mücadelesinin hem imalatı hem de icrası yolunda çabalamayı sürdürmek için oylarınıza talibiz.””

 

Abdurrahman ÜNLÜ’nün Konuşması da şöyle:

 

“Kıymetli mazlumder gönüllüleri, değerli misafirler hepinizi hürmetle selamlıyorum. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugün bize ev sahipliği yapan bizden imkanlarını esirgemeyen A.K.V ve onun değerli emektarı Metin MAHİTAPOĞLU abimize de teşekkür etmek istiyorum.

 

Değerli hazirun; birlikteliğimizin temel gayesi olan, Allah'tan başka hiç bir güce boyun eğmeden, adil şahitler olmak hepimizin en önemli gayesidir. Bu gayenin gerçekleştirilmesi, ancak vahyin merkeze alınmasıyla mümkün olabilir. Aksi bir anlayış bizi istikametimizden saptıracaktır.  

 

Modern dünya sisteminin ürettiği ve kapitalist egemenliğin  meşrulaştırılmasına yol açan, insan hakları literatürünün, labirentlerinde kaybolmadan istikamet sahibi olmak MAZLUMDER'in olması gereken duruşudur. Nisa suresinin 135. ayetinde şöyle buyruluyor:

 

Siz ey imana ermiş olanlar! Sizin, ebeveyninizin ve akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah rızası için hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetmeye azmedin. O kişi zengin de olsa fakir de olsa, Allahın hakkı onların her birinin (hakkının) önüne geçer. Öyleyse, kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Çünkü, eğer (hakikati) çarpıtırsanız, bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

 

Adil şahitler olmak için zihnimizin berrak, lisanımızın sarih olması gerekmektedir.  Bu gerekliliğe uygun davranışlar dünyevi herhangi bir güç odağının tuzağına düşmekten de bizleri koruyacaktır.

 

Eşrefi mahlukat olarak yaratılan insanın, onur ve şerefine karşı yapılan her türlü haksız müdahalenin karşısında olmak asli vazifemizdir. Hakkın tanım ve kapsamını vahiyden öğrendiğimiz gibi, bu alana yönelik ihlallere karşı mücadelemizin yöntemini de yine vahiy belirlemelidir.

 

Bu çerçevede, Mazlumderin herhangi bir felsefî veya politik görüşün sesi olması kabul edilebilir bir durum olmaz. Bizler vahiyden aldığımız bilinçle "Kim olursa olsun Mazlumun yanında ve Zalimin karşısında." olduğumuzu iddia ediyorsak adil şahitliğimizi zedelemesi mukadder bu tür söylemlerden uzak durmalıyız. Aksi halde sözümüzün bir gücü ve dernek olarak varlığımızın da bir anlamı kalmayacaktır.

 

Burada bir imtihanla karşı karşıyayız. Bazen  aidiyetlerimiz, çeşitli bağlarımız, bazen de fikri yakınlıklarımız veya uzaklıklarımız biz farkında olmadan ifadelerimize yansıyıp, şahitliğimizi zedeleyebilmektedir. Kimi zaman da heva ve hevesimize yenik düşüp adil şahitliğimize zarar verebiliriz. Böylesin durumlarda Mazlumder'in maşeri vicdanı olarak sizler harekete geçerek gerekli düzeltmeleri yapmalısınız ve yapmaktasınız.

 

Değerli dostlar;

 

Hepinizin bildiği üzere modern egemenlik insan hakları söylemini kendi egemenliğinin meşruiyeti için kullanmaktadır. 19.yy sonunda ve özellikle 1.Dünya savaşından sonra uluslararası metinlere de geçen birçok kavram egemenler elinde bir silaha dönüşmüştür. Nitekim 1.Dünya savaşından sonra bu kavramlarla islam toplumları paramparça edilmiştir. Son zamanlarda yine bu söylemler bahane edilerek birçok ülkeye müdahale edilmiş, İnsan hakları ihlali var diye müdahale edilen ülkeler, bu müdahalelerden sonra kaosa sürüklenmiştir. Birçok insan yersiz, yurtsuz, evsiz, barksız kalmıştır. Oysa ne tesadüfdür ki bu hak ihlallerini yapan o ülkelerdeki küçük iktidar sahipleri, genellikle iktidarlarını yine bu müdahaleleri yapan küresel iktidarların çeşitli destekleri ile elde etmişlerdir. Bu manada; Küresel egemenlerin amaçlarına alet olmadan ancak var olan bir zulmede sesiz kalmadan söz söylemek bizlerin boynumuzun borcudur.

 

Kıymetli Mazlumder gönüllüleri;

 

Bu kadar netameli bir alanda mücadele verip, aynı zamanda istikamet üzere kalabilmek için dernek içi murakabeye bolca ihtiyacımız vardır. Bu derneğin üyeleri kendi derneklerinin her hangi bir iktidar odağına yakınlık gösterdiğini ve böylece adil şahitliğine gölge düştüğünü gördüğü her vakit bu duruma seyirci kalmamalı ve meşru yollarla derneğin gidişatına müdahale etmelidir. Bu duruma gelinmemesi için dernek yönetimlerinin derneğin iç sesinin duyulacağı kanalları oluşturması önem arz etmektedir. Bunun için özellikle derneğimize emeği geçmiş, zaman içinde bayrağı sonraki nesillere bırakmış değerli birçok Mazlumder yöneticisi ve gönüllüsünü bir kısım istişari ortamlara dahil etmek yerinde olacaktır. Burada aklıma gelen Mehmet ÖZUTKU, Süleyman ARSLANTAŞ, Ömer KÖSE, Mehmet COŞKUN abiler ve daha sayabileceğim bir çok değerli Mazlumder emektarını inşallah bu süreçlere dahil etmek Ankara şubemizin de takip edeceği bir iş olsun.””

 

Daha Sonra üyeler Mazlumder Ankara şube yönetimini belirlemek için seçime gitti.

 

Seçim sonuçlarını açıklamadan önce Divan Başkanı Metin Mahitapoğlu her iki başkan adayını da üyelerin karşısında kardeşçe kucaklaştırarak birlik mesajı verdirdi.

 

230 üyenin oy kullandığı seçimde 1 oy geçersiz sayılırken, 85 oy Emre Berber’in listesine, 144  oy ise Abdurrahman Ünlü’nün listesine çıktı.

 

Seçim sonucun sonra Emre Berber tekrar söz alarak seçimin çok centilmence ve olağanüstü bir şeffaflıkla geçtiğini belirterek, “kendisine destek veren ve genel kurulun büük bir heyacanla geçmesini sağlayan tüm kardeşlerimize teşekkür ederim” dedi.

Dah sonra ise seçimi kazanan Abdurrahman Ünlü, Mazlumder Ankara’nın kadim dostlarına a teşekkür ederim, herkesi kucaklayıcı bir yönetim olacağız, İnsan hakları mücadelesini ayrımsız ve ayrıcalıksız yürüteceğiz.” Diyerek sözlerini bitirdi..

Yeni Yönetim Listesi ise şöyle:

 

 

MAZLUMDER ANKARA ŞUBE 9.OLAĞAN GENEL KURUL

 

YÖNETİM KURULU, DENETİM KURULU VE GENEL KURUL DELEGE LİSTESİ

    
 

YÖNETİM KURULU

 

YÖNETİM KURULU YEDEK

    

1

Abdurrahman ÜNLÜ

1

Mualla Refia IŞIKTEKİNER

2

Metin MAHİTAPOĞLU

2

Harun CODAL

3

Ramazan YELKEN

3

Yusuf ÖZÇELİK

4

Nevfel BOZ

4

Mustafa Mücahit YAVUZ

5

Hasan EKİNCİ

5

Mehmet ALTUN

6

Serkan CODAL

6

Adem AKYOL

7

Huzeyfe GÜLTEKİN

7

Murat EKİNCİ

8

Ahmet IŞIKTEKİNER

8

Ebubekir ŞENGÖZ

9

Ayhan DEMİR

9

Ahmet BAYRAKTAR

    
 

DENETİM KURULU

 

DENETİM KURULU YEDEK

    

1

Serpil KAYAER

1

Harun ÖZÇELİK

2

Ali DALAZ

2

Veli AYDOĞAN

3

Aziz Oğuzhan KARAMAN

3

Muhammet ALAN

    
    
 

GENEL KURUL DELEGE

    

1

Mehmet ÖZUTKU

21

Özden Zehra SÖNMEZ

2

Süleyman ARSLANTAŞ

22

M. Yavuz AY

3

Ömer KÖSE

23

Orhan KENASARI

4

Mehmet COŞKUN

24

Ömer EKŞİ

5

Bahadır İSLAM

25

Mualla Refia BULUT

6

Nurullah D. SARIHAN

26

Soner KARTAL

7

İdris AKSOY

27

Muhammet ALAN

8

Harun ÖZÇELİK

28

Harun CODAL

9

Ali DALAZ

29

Hasan ALDEMİR

10

Hanefi SİNAN

30

İbrahim DEMİRHAN

11

Altan ÖZKANLI

31

Mustafa Mücahit YAVUZ

12

Uğur ELEMAN

32

Mehmet ALTUN

13

Üstün BOL

33

Hasan ALDEMİR

14

Aziz Oğuzhan KARAMAN

34

Ahmet BAYRAKTAR

15

Serpil KAYAER

35

Ebubekir ŞENGÖZ

16

Ramazan TEKEŞ

  

17

Hayrettin YILDIRIM

  

18

Eyüp MEDET

  

19

Yusuf TANRIVERDİ

  

20

Tekin BAŞER

  

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye