22 Ağustos 2019 Perşembe •

LEYLA ŞAHİN! DERHAL BAŞINDAKİ O ÖRTÜYÜ BİR KENARA BIRAKMALISIN! - Güven AKINCI

17.01.2019

"Bugün ülkemde insan hakları ihlalinin olmadığını söyleyemem. Tıpkı demokrasisini geliştirmiş Batı ülkelerinde olduğu gibi bizde de elindeki yetkiyi futursuzca kullanan kamu yetkilileri vardır. İşte tam da bunu önlemek için çalışacağım, gayret edeceğim. İnsan hakları konusunda Türkiye’yi en gelişmiş ülkeler ligine çıkarmak için gecemi gündüzüme katıp çalışacağım. Sizlerin de desteklerinizle bunu başaracağız”

LEYLA ŞAHİN! DERHAL BAŞINDAKİ O ÖRTÜYÜ BİR KENARA BIRAKMALISIN! 

Çünkü o örtüyü hak etmiyorsun!

Hak etmiyorsun çünkü o örtü bir dönemin mağduriyetini sembolize ediyor, sen ise zulmü..

Sen o örtüyü takasın diye, milyonlarca insan mücadele verdi. Gözyaşı döktü, cop yedi, sürgüne gitti,okulunu işini kaybetti, tutuklandı, işkence gördü...

Sen o örtüyü takasın diye karnındaki bebeği düşürenler oldu bu ülkede..

Sen AİHM lerde  hak ararken milyonlar dua ediyordu senin için. Bu ülkenin sosyalistleri bile çıkan olumsuz kararı tanımayıp yanında durdular senin! 

Aşağıdaki ifadeleri senin ağzından yazdılar ve hâlâ yalanlamadın.

"İnsan hakları ihlali deyince akla somut söylenebilecek bir iki tane olay bile gündeme getiremiyorlar. Türkiye insan hakları alanında Avrupa ve ABD nin ilerisindedir. Burada insan hakları ihlalinden bahsetmek abesle iştigaldir”

Değer miydi? Sahi bu utancı yaşamaktan daha ağır ne imtihanı olabilir ki bir insanın toplum karşısında?

Seni savunan herkesi, hepimizi utandırdın! 

Yüzümüzü yere düşürdün! Bunu niye yaptın ki? 

Soylu bir başlangıç böyle mi bitmeliydi?

Oysa demen gereken şu idi:

“Partim bana “insan hakları” alanındaki en yetkin koltuğu verdi. Partimin yetkili kurullarına teşekkür ederim.Minnettarım, çünkü geçmişte ben “temel insan hakkı olan” kılık kıyafet engeli nedeniyle ülkemde tıp eğitimimi yapamamıştım. Yani hakları ihlal edilmiş dolayısıyla empatisini geliştirmiş br siyasi olarak huzurunuzdayım. 

Bugün ülkemde insan hakları ihlalinin olmadığını söyleyemem. Tıpkı demokrasisini geliştirmiş Batı ülkelerinde olduğu gibi bizde de elindeki yetkiyi futursuzca kullanan kamu yetkilileri vardır. İşte tam da bunu önlemek için çalışacağım, gayret edeceğim. İnsan hakları konusunda Türkiye’yi en gelişmiş ülkeler ligine çıkarmak için gecemi gündüzüme katıp çalışacağım. Sizlerin de desteklerinizle bunu başaracağız”

Demedin! 

Ne yetersiz müktesebatın, ne de “koltuğu kaybetme” kaygın bunları söylemene izin vermedi.

Bir toplum için en büyük tehlike; vicdanı kararmış muktedirlerce vaziyet edilmektir kanımca. Vicdan yoksa eğer kutsal yoktur, adalet yoktur, huzur yoktur!

Vicdan yoksa eğer, kalplerde Allah yoktur. Vicdansız kalplere Allah yakın durmaz!

En çok da senin durumuna düşmüş “başörtüsü mağdurları”na öfkeliyim. 

Çünkü sizin kişisel tercihinizi yaşamanız için çok emek verildi bu ülkede. Çünkü en çok da empatiyi siz yapacaktınız bugün. Üç kuruşluk makamlar için ne sen ne de kızları danışman, kendi büyükelçi olan hanımefendi yapamadınız.

Kendi adıma, sana ve senin gibi bir bünyede iki kimlik (mazlum-zalim) inşa etmiş  hemcinslerine hakkımı haram ediyorum. Öte tarafta en sıkı takipçisi olacağım hakkım, sizlerde olacak!

Tabii ki, seni savunan bu yanlışlara iki çift sözü olmayan kendi hemcinslerime de..

Yorum Ekle
Yorumlar
Mustafa remzi yilmaz

30.01.2019

Allahin hukmuyle hukmedilmedikce kim ne soz verir veya soylerse hem toplumu hemde kendini aldatmis olur Adelet esitlik merhamet dogruluk yanliz ondadir digerleri aldatmacadan ibarettir Allah feraset verede ozumuze Ona donelim onu yasayalim yasanmasi icin gayret edelim
NEHİBUSA

21.01.2019

--Altına imzamı attım....
Orhan

18.01.2019

Ne bu şiddet, ne Celal !Bir tekfir etmediğin kaldı, keşke aynı celadeti kafirler için kullansaydınız. Ortada yanlış bir açıklama varsa eğer mümince cevap vermeniz daha doğru olur.
Hakan

18.01.2019

"Zamanın birinde, bir köyde, kasabada bir canavar var. Bu canavarda mağaranın içinde yaşıyor ve bu canavar oradaki paranın, pulun, altının üzerine oturmuş. Kim o kasabadan gidip, o canavarı öldürürse oradan geri gelemiyor. Köylü şunu düşünüyor. Canavarı öldürmeye giden başarılı olamıyor ve ölüyor. En son bir kişi gidiyor, canavarı öldürüyor. Ondan sonra öldürdükten sonra hazinenin üzerine oturuyor. Ellerinde tüyler, tırnaklar, vücudunda birden değişikler çıkmaya başlıyor. Ondan sonra anlıyor ki bundan önce gelenler orada hep canavar öldürmüşler. Fakat onlarda orada canavarlaşmışlar.
Dürümiye / Lezzete Davetiye