İnsan Medeniyet Hareketi Ankara’da “ANKARA SEMPOZYUMU” Yaptı

30.10.2018

İMH Ankara tarafından Ankara’yı tarih, kültür - sanat, mimari - şehircilik, ekonomi, siyaset - bürokrasi, eğitim - gençlik yönünden ele alan ve dışarıdan Ankara’ya bakışa yer verilen Ankara Sempozyumu yapıldı.

28 Ekim Pazar günü AKV Konferans Salonunda yapılan sempozyum gün boyu devam etti. Dört oturumdan oluşan sempozyumda toplam 19 sunum yapıldı.

Kalabalık bir dinleyici topluluğu tarafından takip edilen sempozyumun iki oturumu öğleden önce iki oturumu da öğleden sonra gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İMH Ankara Yönetim Kurulu Üyesi ve Her Taraf Haber Yazarı  Eyüp MEDET “Bu Sempozyumun İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara’nın Takva Ekseninde Değiştirmeyi Hedef edindiği toplumu ve yaşadığı şehri daha yakından tanımak, bu bilgi ile daha gerçekçi planlar yapabilmek, yapılan planları hayata geçirebilmek için hazırlandı. Rabbimiz Ali İmran Suresinde Bilginiz olmayan şeyi neden tartışıyorsunuz diyor. Bizde Ankara’da faaliyet gösteren bir hareket olarak Ankara’yı daha yakından tanımak ve bu bilgi ile faaliyetler yapmak istedik. Bu amaçla kendi insan kaynağımız ile bu sempozyumu hazırladık. Dilerim hepimiz için bereketli bir gün olur. Tüm kardeş kuruluşlarımızın yapacakları çalışmalara ışık tutacak sonuçlar oluşur” şeklindeki açılış konuşması ile başladı.

Ali TANDOĞAN başkanlığında yapılan Sempozyumun ilk oturumunda “Tarihi Açıdan Ankara” konusunu Muhammed GÜZEL ve Basri GÜRBÜZ işlediler.

Cumhuriyet öncesi tarihini anlatan Muhammet GÜZEL , köklü bir tarihi geçmişe sahip olduğunu belirttiği Ankara’nın çevresinde bulunan tarihi kalıntılar, Ankara’da hakimiyet kuran devletler ile bu bölgede cereyan edip tarihe geçmiş hadiseleri kronolojik bir sıra ile anlattı.

Basri GÜRBÜZ ise Ankara tarihinde özel bir sahip olan Hacı Bayram Veli hakkında bilgiler verdi.

Şehircilik Ve Mimari Açıdan Ankara konusunu anlatan İhsan AKIN, Cumhuriyet sonrası modern bir şehir kurma çabaları ile yapılan imar faaliyetlerini, 1950’li yıllar sonrası yaşanan yoğun göç sonrası ortaya çıkan gecekondu olgusu ve oluşturduğu meseleler ile son olarak kentsel dönüşüm kapsamında ortaya çıkan dikey yapılanmaya ve yeni oluşan sorunlara değindi.

Sosyal ve Kültürel Yönünden Ankara konusunda ilk sözü alan Yazarımız İsa ÖZÇELİK, sosyo-kültürel yapı üzerine tanımlamalar yaptı.

İkinci konuşmacı olan Osman DOĞAN ise Ankara’nın bugünkü sosyo-kültürel yapısına değindi ve Cumhuriyet sonrası resmi ideolojinin modern bir toplum oluşturma projesinin ilk olarak Ankara’da uygulandığını söyledi. Hem mimari yapıyı hem de toplumu değiştirme gayreti ile yapılan çalışmaların yaşanan yoğun göç sonucu akamete uğradığını, ne şehrin modern bir kent olduğunu  ne de toplumun geçmişten gelen değerlerini terk ettiğine değindi. Osman Doğan, bunun en önemli delilinin Ankara’da 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı verilen direnişin olduğunun altını çizdi.

Verilen aranın ardında başlayan ikinci oturumuna geçildi ve bu oturumun başkanlığını Muhammet GÜZEL yaptı. Bu oturumda “Siyasi Yönden Ankara” konusu Ali TANDOĞAN tarafından sunuldu. Ali Tandoğan,  Ankara’nın Cumhuriyetle birlikte sadece Türkiye’nin değil, bölgenin bir siyasi merkezi haline geldiğini belirtti. Cumhuriyet sonrası Anadolu toplumunu değiştirmeyi hedef edinen kadroların yaptığı, topluma rağmen çalışmalar hakkında sözlerini sürdüren Tandoğan, ayrıca Anakara’nın darbeler merkezi olduğunu da sözlerine ekledi. Başkent oluşundan bugüne kadar gelen ve geleceğe taşınacağı öngörülen hesaplaşmaların sahne aldığı Ankara’da, görünen o ki siyasî trajedilerin yaşanmaya devam edeceğini de belirtti...

Ankara’yı Siyasi yönden ele alan ikinci konuşmacı Mehmet KUŞÇU oldu. Kuşcu, Ankara’nın  bölge siyasetinde önemli bir yere sahip olduğunu ancak siyaseti belirleyen merkezlerin maalesef ülke dışındaki güçlerin olduğunu söyledi.

“Bürokrasi Yönünden Ankara” konusunu ele alan Bilal GÜNEŞ de, bürokrasi kavramı ve tanımı üzerine değerlendirmeler yaptıktan sonra bürokrasi konusunda toplumda bulunan olumsuz yargılar hakkında genel bilgiler verdi. Devlet yönetiminde bürokrasinin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Bilal Güneş , bürokrasinin maalesef yetişmiş insan öğüten bir tarafının da olduğunu belirtti. Güneş, Yetişmiş insan gücünü atıl hale getirmenin en az beyin göçü kadar tehlikeli olduğunu belirtti. 

İkinci konuşmacı Kemal YILDIR ise Türkiye’de bürokrasinin nasıl işlediğini anlattıktan sonra asıl erkin siyaset olduğunun bilinmesi gerektiğini vurguladı. 

Ekonomik Yönden Ankara konusunda söz alan İMH Ankara Başkanı Hacı AYDEMİR, Ankara’nın ekonomik tarihine değindikten sonra Cumhuriyetin hemen sonrasında elde edilen belki biraz devlet zorlaması ile oluşan bazı avantajlarını yitirmeye başlandığı tespitinde bulundu.

Bu konudaki diğer konuşmacı Harun ÖZÇELİK’de Ankara’nın önemli bir tarım bölgesi olduğunu, sahip olduğu nüfusun ekonomik bir canlılık oluşturduğunu ancak bunların yeterince kullanılamadığı belirtti. Ankara’nın ekonomik açıdan fırsatlarını ve tehditlerini sıraladığı konuşmasında sektörel olarak bazı rakamları dinleyiciler ile paylaştı. Ankara’nın en önemli eksiklerinden birinin marka oluşturacak bir değerinin olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.

Üçüncü oturumun başkanlığı Şevket UZAR tarafından yapıldı.

Bu oturumda ele alınan “Eğitim Şehri Ankara” konusunu Ahmet KORKMAZ ele aldı. Eğitim tarihi özelinde Köy Enstitülerini ele alan Korkmaz, Köy Enstitülerinin oldukça önemli bir proje olduğunu pek çok avantajı barındırdığını ancak toplum değerleri ile barışık olmaması nedeniyle toplum tarafından kabul görmediğini vurguladı. Bu konunun diğer konuşmacısı Zekai GÜNAL’ın toplantıya katılamaması sonucu hazırladığı sunum Ahmet KORKMAZ tarafından okundu. Günal sunumunda Hacı Bayram Veli’nin Anadolu’ya etkileri konusunu ele alarak ve bu konu üzerinden bazı değerlendirmelerde bulunduğunu okudu.

Sempozyumda Gençlik Yönünden Ankara konusunu Talha ŞAHİN ve H. İbrahim MEDET anlattılar. Talha Şahin Ankara gençliği, okullar, yurtlar, gençliğe sunulan hizmetler ve benzer bazı konularda niceliksel değerlendirmeler yaptı. Ankara’nın bir yönü ile bir öğrenci şehri olduğunu belirtti. Ankara gençliği hakkında tespitlerini paylaşan H. İbrahim Medet i se sunumunda gençliğin karşı karşıya olduğu sorunlar, sosyal medya, cafe kültürü, AVM’ler ile aslında çok da ciddi bir karşılığı olmayan sosyal gruplaşmalardan söz etti ve konuya ilişkin bazı çözüm öneriler ile sunumunu tamamladı.

Ankara’nın Kültür Ve Sanat Yönünün değerlendirildiği bölümde ilk söz alan Hasan Büyükkara kültür ve sanat kavramları konusunda değerlendirmeler ile başladığı konuşmasında sanatın toplumun içinden doğması gerektiğini ve bunun zorlama ile oluşmayacağını belirtti. Bu konudaki diğer konuşmacı Hayrettin Akaslan ise kültürün toplumların tarihlerinde bugüne aktara aktara getirdikleri ve biriktirerek çoğalttıkları bir olgu olduğunu söyledi. Bu kültürün zorla kesilemeyeceği gibi zorla değiştirilemeyeceğini belirtti.

Verilen aranın ardından geçilen dördüncü oturumda Ankara’nın dışarıdan görünümü değerlendirildi.

Bu oturumun Başkanlığı Yazarımız İsa ÖZÇELİK tarafından yapıldı.

İlk olarak Payitahttan Ankara’ya Bakış Başlığı ile İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı Kemal ÖZDEN bir sunum yaptı. Özden Ankara’nın Başkent yapılmasındaki sürece ilişkin toplum algısına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Kurtuluş Savaşında toplumun beka endişesi ile kurtuluşu Ankara’da gördüğü için her şeye rıza gösterdiğine değindi. Ankara her ne kadar başkent olsa da İstanbul’un bölgenin merkezi olma özelliğini yitirmediğini belirtti. Ancak hali hazırda Ankara’nın başkent olduğunu bu gerçeklik ile doğru ilişkiler geliştirmenin önemine değindi.

Selçuklu Başkentinden Ankara’ya Bakış başlığındaki sunumu ise Konya İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı Adem CEYLAN yaptı.

Konuşmasına Ankara hakkında türedi bir kent tanımlaması ile başlayan Ceylan, Cumhuriyetçilerin Ankara’yı başkent yapmalarının hiçbir makul nedeninin olmadığını söyledi.

Cumhuriyetçilerin hayali olan modern ve ulusal toplumun prototipi olarak Ankara’yı kurguladıklarını ve bu akılla inşa etmeye çalıştıklarını belirten Ceylan, ancak bunun gerçekleşmediğinin bugün ortada olduğunu ifade etti. Yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ceylan, Yakup Kadri’nin Ankara Romanı’ndan örnekler vererek şimdiki halimizin de pek iyi olmadığı tespitini paylaştı.

Sempozyumun son konuşmacısı Erzurum İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı ve İMH Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Fahri GÜZEL , “Doğudan Ankara’ya Bakış” başlığındaki sunumunu dinleyiciler ile paylaştı.

Doğunun Ankaralı’lar ile akraba olduğunu her doğulunun mutlaka Ankara’da bir akrabasının bulunduğunu belirten Fahri Güzel, sorunun Ankara’nın bürokratik yüzünde olduğunu söyledi. “Belirgin olan bir şey var ki diğer şehirlerin yüzünde olan gülümsemeden mahrum bir kenttir Ankara” diyen Güzel, Sempozyum için yaptığı küçük bir anketin sonuçlarını da açıkladı.

Daha sonra sunumların ardından Sempozyum Organizasyon Sekretaryası tarafından hazırlanan sunum metinleri doğrultusunda hazırlanan Sonuç Bildirisi okundu.

İMH Ankara ANKARA SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ

Türkiye’nin Başkenti Ankara, dört bin yılık bir geçmişe sahiptir. Beş milyonu aşan nüfusu, üniversiteleri, hastaneleri, sanayi ve ekonomisi ile son derece dinamik, bir yanı ile oldukça muhafazakar, bir yanı ile oldukça modern bir şehirdir.

Köklü ve tarihî bir geçmişe sahip olan bu şehirde, milyonlarca insan ve pek çok farklı toplum hayat sürmüştür. Bu yüzden birçok isim değiştirmiş ve medeniyetin etkisinde kalmıştır. Ankara, Roma-Bizans döneminde “Roma”, Selçuklular- Osmanlılar döneminde “İslam Medeniyetini” ve Türkiye Cumhuriyeti ile “modernizm”i yaşamıştır.

Tarihte çok öne çıkan bir şehir olmasa da önemli bir geçiş noktasında yer alması ve bazı kritik olaylara ev sahipliği yapması sebebiyle adından bahsettirmiştir. Özellikle keçi ve tiftikten üretilen sof kumaşı bir ara Ankara’yı önemli bir ticaret merkezi haline getirmiş, ancak bu ticarî hayat uzun sürmemiştir. Cumhuriyet öncesinde Ankara, “kalesi, keçisi, kedisi ve armudundan gayrısı olmayan tozlu ve sıtmalı bir bozkır kasabası” olarak nitelendirilmiştir.

 Ankara tarihinden bahsedilirken Hacı Bayram Veli ve Ahilik teşkilatının özel konumu her zaman zikredilmiştir.

Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’yu işgal etme girişimi başlatan Batılı güçler ve onların taşeronluğunu üstlenen Yunan ordularına karşı teşkilatlanan Kuva-yı Milliye ile koordine edilen Anadolu Müslüman halkının direniş merkezi olarak öne çıkmıştır. Nitekim Büyük Millet Meclisi’nin burada açılması ve Millî Mücadele’nin sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başkenti seçilmesi ile yeni bir döneme geçmiştir.

Ankara, Cumhuriyet sonrası şehri, kente yani modern bir yapıya ve yaşama dönüştürmek amacıyla gerçekleştirilen büyük bir değişime tanıklık etmiştir. Cumhuriyet’in başkenti bir anlamda bu projenin vitrinini oluşturacak biçimde tasarlanmış, planlanmış ve inşa edilmiştir.

Modern Ankara’nın inşası bir anlamda yeni “insanın” inşasıdır. Kurgulanan modern yaşamın hayata geçirileceği yer olarak seçilen Ankara’da özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal değişim için yeni örgütlenmeler, etkinlikler, mekânlar yapılmış böylece şekli olarak hızlı bir dönüşüm sağlanmıştır.

1950’li yılardan sonra ülke genelinde büyük bir göç dalgası yaşanmış ve Ankara da bundan nasibini almıştır. Hızlı ve plansızca gerçekleşen kırdan şehre göç sonucu oluşan ve gecekondu kültürü olarak tanımlanan sosyolojik durum özellikle Orta Anadolu’dan yoğun göç alan Ankara’da da kendini baskın şekilde hissettirmiştir.

Cumhuriyet dönemi boyunca Ankara modernist bir yaklaşımla model kent olarak tasarlanmış ise de, halk geçmişten gelen kültürünü korumuştur. Bu durum Ankara’nın varoşlarında ve kırsal kesiminde kendini açıkça göstermektedir. Ancak kentsel dönüşüm, bu korunmuş alanları da hızla yok etmektedir. Bugün için şunu söylesek yeridir, Ankara’da modernizmin ve geleneğin harmanlandığı bir sosyo-kültürel görüntü hâkimdir.

Cumhuriyet’le birlikte Ankara, siyasetin merkezi, dolayısı ile her siyasî düşüncenin var olmaya çalıştığı ve teşkilatlandığı şehir olmuştur. Tüm siyasî partilerin genel merkezlerinin Ankara’da olması nedeni ile yapılan genel kurullar, kongreler vb. toplantılar siyaseti her zaman Ankara’nın en önemli gündemi haline getirmiştir.

Toplumsal değerlerin yok sayıldığı ve halka rağmen yapılan modern ve postmodern darbeler de Ankara’da planlanmış ve ilk olarak burada uygulanmıştır.

En derin hesaplaşmaların kan akıtma pahasına yaşandığı Ankara bu yönüyle yüzü soğuk bir kent haline gelmiştir. Başkent oluşundan bugüne kadar gelen ve geleceğe taşınacağı öngörülen hesaplaşmaların sahne aldığı Ankara’da görünen o ki siyasî trajediler yaşanmaya devam edecektir.

Siyaset ve aristokrat bürokrasi Ankara’nın yapısına sızmıştır. Ankara, bürokrasinin merkezi olması münasebetiyle diğer şehirlerin yüzündeki gülümsemeden mahrum bir kenttir. Ankara, nüfusunun önemli bir kısmının memurlardan oluşması sebebiyle “memurlar kenti” olarak tanımlanmaktadır.

Ülkenin her tarafındaki yerel bürokrasi ve iş dünyası gerek sorunlarını çözmek, gerekse yeni açılımlar yapmak için Ankara bürokrasisi ile temas etmek zorundadır. Bu durum Ankara’ya doğal bir hareketlilik getirmektedir.

Nüfusuyla dünyanın en büyük başkentleri arasında yer alan ve ülkemizin en kalabalık ikinci şehri olan Ankara yeni açılımlarıyla da birlikte önemli bir sanayi ve tarım şehri haline gelmiştir. Ülke genelindeki ekonomi göstergelerine baktığımızda gayrisafi yurt içi hâsılada en yüksek payı alan İstanbul’un ardından ikinci şehir unvanına sahiptir. İş dünyasında yetişmiş insan gücünün Ankara’da yeterince istihdam edilememesi beraberinde beyin göçünü de getirmektedir. Ekonomik potansiyeli yüksek bir şehir olmasının yanı sıra hizmet sektöründeki yüksek oranlı istihdama rağmen dış ticaretteki düşük oranları ile de negatif bir görüntü vermektedir.

Ankara’yı Cumhuriyet kenti yapma çalışmalarından eğitim de nasibini almış ve ülkenin Anadolu’daki ilk üniversitesi Ankara’da kurulmuştur. Her eğitim düzeyi için okullaşma oranı en yüksek olan illerden biridir. Şehrin artan cazibesi, göç ve buna bağlı nedenler ile okullaşmadaki oran her geçen gün daha da artmaktadır. Ankara, 21 üniversitesi ve yaklaşık 350 bin üniversite öğrencisi bulunan bir yönü ile eğitim kenti haline gelmiştir.

15 Temmuz Darbe Girişimi ve muhteşem halk direnişi göstermiştir ki, ülkemizde ve özellikle Ankara’da değerlerine canı pahasına sahip çıkmaya hazır bir toplum bulunmaktadır. Cumhuriyet sonrası tüm yok etme çabalarına rağmen Müslüman Anadolu halkı dininden kaynaklanan değerlerine sahip çıkmaya devam etmektedir. Her darbe sonrası seçim sandıklarına yansıyan Müslüman Anadolu halkının bu pasif direnişi 15 Temmuz’da meydanlara inerek aktif hale gelmiştir.

Bu potansiyelin farkında olarak, ümitle ve uzun soluklu yapılacak Toplumu Takva Ekseninde Değiştirme çabaları karşılıksız kalmayacaktır.

Bunun için:

A) Ülke genelindeki birliğin sağlanması için bürokrasiden kaynaklanan bu soğuk yüz terk edilmeli, Anadolu ile iyi ilişkiler geliştirmenin yolları aranmalıdır. Merkezi yönetimin aristokrat bürokrasinin duvarlarını yıkarak insanî ve daha iyi bir iletişim dili geliştirmesine katkı sunacak nitelikli çalışmalar yapılmalıdır.

B) Geçmiş medeniyetlerin bıraktığı izlerin her geçen gün kaybolduğu Ankara’da tarihî mirasımıza sahip çıkmanın yolları bulunmalıdır.

C) Gecekondu, iş merkezleri, rezidanslar ve kamu binaları ile rahatsız edici bir şehir görüntüsü arz eden Ankara’nın mimarisinde toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak ve geleneksel çizgimizi yansıtacak yeni açılımlar yapılmalıdır.

D) Gündelik hayatta birbirine tahammül edemeyen kültürel algılar arasında açılan makasın daraltılması için kuşatıcı toplumsal projeler geliştirilmelidir.

E) Bir yönü ile öğrenci şehri olarak tanımladığımız Ankara’da özellikle üniversite gençliğini hedef alacak, iyi planlanmış çalışmalara öncelik verilmelidir.

F) Giderek bireyselleşen insanımıza dokunacak, onu kuşatacak, geçmişi ile bağlarını güçlendirecek sosyal faaliyetler geliştirilmelidir.

G) Aynı amaç için çalışan teşkilatlar arasındaki işbirliğini güçlendirecek, eşgüdümü sağlayacak, birbirlerinin eksiklerini tamamlayacak büyük hedeflere yönelmiş üst birlikler kurmanın çabası içinde olunmalıdır.

 

Hertaraf Haber Kültür Sanat Servisi – ANKARA

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye