BİR ZAMANLAR - 4- / Cavit OKUR

02.02.2020

Bir zamanlar Kur’an okurduk, hadis okur alimleri dinlerdik. O Kuran diyordi ki;

‘’Allaha itaat edin, Peygambere itaat edin. Eğer itaattan yüz çevirecek olursanız şunu bilin ki; peygamber kendi vazifesinden, sizde kendi vazifenizden sorumlu tutulacaksınız. Şu kadar ki eğer itaat edersiniz doğru yolu bulursunuz.’’(Nur:54)

Allah ve Resulü bir meselede kesin ve bağlayıcı hüküm verdiği zaman Mü’min erkek veya Mü’min kadını kendileri ile alakalı o meselede başka bir tercihte bulunma hakkı yoktur. Kim Allaha ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüştür.(Ahzap:36)

Amacımız bunalımsız ve buhransız İSLAMİ BİR KİMLİK oluşturmaktı. Gayret, çaba, cihad bunun içindi. Eğer doğru okur doğru anlarsak KURAN çare üretir. Ama görülüyor ki; kuran hükümleri deprem olmasa pek hatırlanmayacak. Oda yanlış bir hatırlama ve yorum ya.

‘’Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri (ama bu bilgi ve becerilerini nefsi hevesler ve dünyevi hedefler için istismar edenleri ve halk arasında âlim ve fâzıl bilinen münafık tipleri) görmez misin? Onlar tağut’a (şeytani rejimlere ve zalim güçlere) ve Cipt’e (Siyonist ve Haçlı liderlere) inanıp (peşlerine takılıyorlar) ve (saldırgan) kâfirler için: “Bunlar, mü’minlerden daha doğru bir yoldadır!?” diyorlar. (Hakk nizam kurulsun diye çalışanları fitne-fesat çıkarmakla suçluyorlar. Oysa asıl kendileri fasık ve münafık kişilerdir.’’(Nisa:51)

Hakkın varlığı batıl için her zaman tehlikedir. Bunu anlamayıp batılla iç içe , birlikte yürürüz anlayışı veya bizi diriltecek kimlik ve ümitten vaz geçmek yok oluşun başlangıcıdır. Ali Şeriati’nin deyimiyle ÖZE DÖNÜŞ belki de kurtuluşun tek çaresidir. Benim inancım o ki; ne denirse densin, ne çözüm üretilse üretilsin, ne kadar öneriler öne sürülürse sürülsün kurandan uzak hiçbir görüş, üretilen çözüm bizim problemimizi çözemez. İsmet özel deyişiyle, bir çok yerlerini atlayarak okuduğumuz ilahi kitabın başından başlamalıyız. İslami bir kimlik oluşturmalı, şu anda kimliği etkileyenlerin neler olduğunu sorgulamalıyız. Kuran Müslümanı Tarif ediyor:

Allah’a iman ederler.

Meleklere iman ederler,

Ahiret gününe yani öldükten sonra hesap vereceklerine iman ederler,

Sahip oldukları malları Allah (c.c) yolunda harcarlar,

Doğru sözlüdürler, verdikleri sözü tutarlar ve emanete hıyanet etmezler,

Namazlarını dosdoğru kılarlar,

Zekatlarını verirler,

Haya ve iffet sahibidirler,

Yalancı şahitlik etmezler, hoşgörülüdürler, faydasız işlerden yüz çevirirler,

İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar,

Gıybet, dedikodu, iftira atmak, haksız yere adam öldürmek gibi kötü işlerden uzak dururlar.

Peygamberlere iman ederler.

Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmazlar.

Ahlak temel ilkeleridir.

Birbirlerinin mallarını haksızlıkla yemezler ..

yasaklanan büyük günahlardan kaçınırlar.

Malları ve canları ile cihad ederler…vb

Okuyanlar ve hatta daha fazlasını bizde biliyoruz diyeceklerini biliyorum. Ama bizim meselemiz bilmemek değil ki, UYGULAMAMAK. Günlük hayatımızda sadece Emri bil maruf ve nehyy-i anil münker’i bile sürekli uygulasak neler olacağını veya vazifemizi yaparsak Allah’ın kısa zamanda bizi ne kadar başarılı kıldığını görürüz. İnsanlığı helak edici, faiz, fuhuş, şirk, nifak yani kısaca ferdi ve toplumu yok edici Allah’ın haram ve yasaklarından sakınsak ve sakındırsak, adaleti ve kardeşliği toplumda inşa etsek ve sırf yıkmak için değil düzeltmek, ihya etmek için MUHALEFETİ kendimize meslek edinsek neler olur acaba bir düşünsek?

‘’ Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür’’(maide:63)

“İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider. Üstelik sözünün özüne uyduğuna Allah’ı da şahit gösterir. Halbuki gerçekte o, düşmanların en yamanıdır. Senin yanından ayrılınca, ülkede fesat çıkarmaya çalışır, ürünleri ve nesilleri mahvetmek için uğraşır. Allah, elbette fesadı(BOZGUNCULUĞU)sevmez.(Bakara:204-205).

Bizleri en çok aldatan dünya, dünya malları ve zevkleridir. Öleceğini bilerek yaşayan tek varlık olan insan ancak ölmeyeceği hayata hazırlaması gereken azığın kaynağını unutmuş veya fazla itibar etmemektedir.

Hz. MUHAMMED(SAV) buyuruyor;

Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlaka içlerinde vebâ hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.

Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılır.

Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet mutlaka yağmurdan mahrum bırakılır (kuraklıkla cezalandırılır) ve hayvanları olmasa onlara yağmur yağdırılmaz.

Allah’ın ahdini (emirlerini) ve Resûlü’nün ahdini (yaptığı anlaşmaları ve Sünnet’ini) terk eden her milletin başına, Allah mutlaka kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve düşman o milletin elindekilerin bir kısmını alır.

İdârecileri Allah’ın Kitâbı ile amel etmeyip, indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe Allah onların hesabını kendi aralarında görür (fitne, fesat ve anarşi belâsına mâruz kalırlar).” (İbn-mace)

Bütün bu günahları işlemesekte, sanki alışkanlık kesbetmiş gibi ses çıkarmıyoruz. Hatta toplumda bir olay olursa aklımıza geliyor mesela; kadın ölümleri ile günlerce ekranları işgal edenler hiç zinaya değinmediği gibi nerede ise bunu meşrulaştırıyor. Çocuğumun babası kocam değil diyen bir kadın günlerce tv’lerde konuşturulabiliyor ve 13 yaşından beri fuhuş içinde olan bir kız çocuğu ancak öldürülünce günleme geliyor. Büyük küçük yüzlerce kadının satıldığı, tuzağa düşürüldüğü, satıldığı bar, pavyon , genel evi gibi yerler gündemimizde hiç yok ve olmadı. Karşısında en çok zayıf kaldığımız şey herhalde dünya malı, maddi kazanç veya menfaattir. Eskilerin tabiri ile şehvet, şöhret, servet..

‘’Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır’’. (Fatır s:18)

‘’ Ayet: Onlar, yeryüzünde gezip-dolaşmıyorlar mı ki, böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha üstün idiler. Fakat Allah, onları günahları dolayısıyla (azapla) yakalayıverdi. Onları Allah'tan koruyacak kimse olmadı.’’(MÜMİN:21 )

‘’ Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.(Mücadele:9)

“Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler (Cehennemdeki «Gayyâ» vadisini boylayacaklardır).” (Meryem 19/59)

Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? (MAİDE/90-91

Mümtehine Sûresi 12

"Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.(İsra:32)

“Onlar (yahudi ve hristiyanlar), Allah’dan başka hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih’i de kendilerine Rab edindiler. Oysa onlar ancak tek bir İlâha (Allah’a) kulluk etmekle emrolunmuşlardı ki, (zaten) O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların şirk koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir”. (Tevbe suresi, ayet 31)

“.. birbirimizi Rabler edinmeyelim“ (Âl-i İmran suresi ayet 64’den

Din nasihatla kaimdir diyen Rasulullah’ın sözü mucibince bu bir hatırlatma yazısıdır. Başta da belirttim bunları, hatta daha fazlasını bizde biliyoruz diyeceksiniz. Bunların mümin kardeşliği mucibince olduğunu size ilettim. Yine diyorum ki; Kurana dayanmayan hiçbir görüş, hiçbir yönetim insanlığa mutluluk, huzur ve kurtuluş sağlayamaz.

Bu kitaptır; yürekleri iyilikle besleyen;

“El bağına girme!” diyen, dost yarasın bağlatan

Bu anadır: Her öksüze «yavrum !» diye sesleyen;

Nice canlar kardeş eden, birbiri için ağlatan

Bu kitaptır; akıllara her bir şeyi sordurtan;

“Düşün, sonra inan” diyen, doğru yollar gösteren

Bu bilgidir; ululuğun yapıların kurdurtan;

Çıplak dağlar yeşilleten, viran köyler şenleten.

Ey kardeşler; şu küçücük armağanım atmayın;

Bir goncadır; Muhammed'in gül bağrından derildi...

Sakın, bunu yapma çiçek demetine katmayın;

Bu şey size özünüzü açmak için verildi.

“Allah’a isyanın söz konusu olduğu yerde kul’a itaat olmaz. İtaat ancak iyiliktedir.“(Hadis:Kütüb-ü Sitte)

Yazının ilk bölümü için: 

http://www.hertaraf.com/haber-bir-zamanlar---1-cavit-okur-3568

Yazının 2. bölümü için: 

http://www.hertaraf.com/haber-bir-zamanlar-2-cavit-okur-3620

Yazının 3. Bölümü İçin:

http://www.hertaraf.com/haber-bir-zamanlar-3-cavit-okur-3654

Yorum Ekle
Yorumlar
Mehmet Şinasi Çövüt

03.02.2020

Önce ahlak ve maneviyyat. emel düsturumuz bu olmalıdır. Asla vazgeçmeyeceğimiz temek kriter Rabbimizin emir ve yasaklarına uymaktır. Peygamber Efendimizin bizlere bıraktığı tebliğ ve irşad vazifesini hakkı ile ifa etmektir. Zira söz ve davranışları birbirini tutmayanların toplumu eğitme ve dönüştürme iddiası kalmamaktadır. Bizler Rabbimizin bizlere verdiği nimetleri hatırlamalı ve insanlığı SIRATAL MUSTAKİM ana yoluna kanalize etmeye çalışmalıyız. Diğer taraftan genelde toplumun özelde İslami Camia içinde yer alan herkesin aynı seviyede olduklarını da düşünmemeliyiz. Bunların yaptıkları yanlış işleri tasvip etmemeli, yapıcı eleştirmeliyiz ama toplu red ve toplu kabulden kaçınmalıyız.. Bireysel anlamda iyiliklerin artması, genele de sirayet eder. Önce kendimizi ve ailemizden başlamak üzere başkalarına öğüt vermekten ziyade İslam'ı kendi hayatımızın vazgeçilmezi yapmalıyız.. İslam helazonik tebliği öğütler. Halkalar şeklinde en yakından uzağa doğru tebliği emreder. Kısacası tüme varım stratejisi vardır da diyebiliriz buna. Kısacası bizler kendimizi değiştirmedikçe, bizler iyi olmadıkça toplum asla iyi olmayacaktır.. Peygamber Efendimiz SAV buyurduğu gibi nasılsak öyle yönetiliriz..
Mustafa örki

02.02.2020

Öze dönmeliyiz, Cavit Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Aynı şeyleri düşünüyor, yazıyor, söylüyor ve yaşamaya çalışıyorum. Selam ve dua
Enti Halı / Makina halıcılığında ÖNCÜ