17 Kasım 2019 Pazar •

Aliya İzzetbegoviç: İslam Sadece Din (Religion - İnanç) Değildir

15.10.2019

İslam Sadece Din

(Religion - İnanç)

Değildir

Merhum Aliya İzzetbegoviç'in "İSLAM DEKLARASYONU" Kitabının "İslam Sadece Din (Religion - İnanç) Değildir" başlıklı bölümünü siz değerli hertaraf.com takipçileri için derledik.

Her Taraf Haber / Kültür Sanat Servisi

Dini öğretilerin gelişmesinde gerçek dönüm noktası olan bu konuda İslam diğer bütün din, doktrin ve hayat felsefelerinden farklıdır. Bütünüyle orijinal olan İslam felsefesinin açığa çıktığı, yeni yaklaşım ve yeni gözlemleme söz konusudur.

Bu felsefenin aslı, dış ve iç, ahlaki ve toplumsal, maddi ve manevi hayatın aynı anda yaşanmasındaki taleptir. Daha doğrusu bu iki çeşit hayatın insanlık kaderi ve yeryüzündeki hayatın özü olarak gönüllü ve bilinçli olarak kabul edilmesidir. (Kuran el-Kasas 77)

Bu talebi günlük hayatımızın diline çevirerek şunu söyleyebiliriz: Hayatı sadece din ve dua ile değil, aynı zamanda çalışma ve bilimle tanzim etmek gerektiğine inanan, dünya tasavvurunda ibadethane ile fabrikanın yan yana olması gerektiğine izin vermekle kalmayıp talep eden, insanları sadece terbiye etmek değil aynı zamanda onların dünyadaki hayatını kolaylaştırmak gerektiğini düşünen ve bu iki hedefin birbirine kurban edilmesi için hiçbir sebebin bulunmadığı fikrinde olan kimse, o İslam' a aittir.

Allah'a olan imanla birlikte burada Kur'an-ı Kerim'in ana mesajı ve bu mesajda İslam'ın tümü bulunmaktadır.

Bundan başka her şey sadece onun değerlendirilmesi ve açıklanmasıdır. İslam düzeninin din ve siyaset birlikteliği prensibini içermekle beraber İslam'ın bu bakış açısı, teorik ve pratik önemi muazzam olan başka önemli sonuçlara da götürmektedir.

Bu sonuçların ilki ve en önemlisi kuşkusuz İslam'ın gayr-ı İslami sistemlerle birlikte var olamayışıdır. "İslam dini" ile gayr-ı İslami toplumsal ve siyasi kurumlar arasında beraberlik, yan yana var olmak yoktur.

Darbe ve değişimlerle sık sık kendini gösteren siyasi kurumların işlevsizliği ve Müslüman ülkelerin rejimlerinin istikrarsızlığı, daha çok onların bu ülkelerdeki halkların temel duygusu ve sürükleyicisi olan İslam' a karşı olan karşıtlığının bir tezahürüdür.

Dünyayı tanzim etme hakkını kendinde gören İslam, kendi alanında başka herhangi bir ideolojinin faaliyet göstermesine gerek duymamakta, izin vermemektedir.

Yani laiklik prensibi yoktur ve devlet dinin ahlaki içeriğinin yansıması ve destekçisi olmalıdır. Her zaman ve her neslin önünde, yeni şekiller ve vasıtalarla İslam'ın  mesajlarını gerçekleştirme görevi durmaktadır.

İnsanlar arası ilişkileri düzenleyen değişmez İslami prensipler vardır, ancak değişmeyen hiç bir İslami üretimsel, toplumsal veya siyasal terkip bulunmamaktadır.

Bu, kuşatıcı düzen olarak İslam' a yaklaşımın sadece ilk ve en önemli sonucudur. Yine çok önemli ancak alternatifsiz olmayan diğer üç sonuç şunlardır:

Birincisi, bu dünya taraftarı olarak İslam, en iyi düzenlenmiş dünyadan yanadır. Dünyanın daha iyi olmasını sağlayan hiçbir şey peşin olarak gayr-ı İslami diye red edilemez. İkincisi, doğaya açık olmak aslında bilime açık olmak demektir. İslami olması için her çözümün iki şarta sahip olması gerekir:

Azami insani ve de azami derecede iyi olmak zorundadır. Yani çözüm, dini ve bilimsel prensiplerin uyumunun en üst sureti olmak zorundadır.

Üçüncüsü, bugünkü dünyanın ayrılık içinde olduğu meseleler olarak, din ve bilim, ahlak ve siyaset, bireysel ve toplumsal, maddi ve manevi arasındaki bağlantılara işaret ederek İslam yeniden arabulucu düşünce rolüne, İslam dünyası ise bölünmüş dünya içinde arabulucu millet rolüne kavuşmaktadır. "Mistisizmsiz inanç ve ateizmsiz bilim" taahhüdünü ortaya koyarak İslam, hiçbir fark gözetmeksizin bütün insanlara aynı derecede ilgi odağı olabilir.

(Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu Kitabından - Fide Yayınları)

Derleyen: Fuat Taşcı  -  Her Taraf Haber

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye