17 Kasım 2019 Pazar •

Ailede Huzura Doğru(3) :Yanlış seçim size hem dünya hem de ahirette beladır- Hatice Altuntaş

19.08.2019

Aile’de Huzura Doğru (3)

Aile içi şiddeti önlemenin en önemli merhalesi bu kurumu oluştururken bilinçli seçim yapmaktır. Bu da araştırmak, fikir alışverişi yapmak tecrübelerden faydalanmak gibi aklı ve sağduyuyu harekete geçirmekle mümkün olabilir. Aile; yıldırım aşkı, elektrik alma gibi şeylerle kurulamayacak kadar önemli bir kurumdur. Şeytana keyif lazım ya! Ya anormal birisine, sizi felakete sürüklemek için elektrik aldırırsa. Aman! Dikkat gençler!

Yanlış seçim size hem dünya hem de ahirette beladır. Kendinizin ve çocuklarınızın ruh ve beden sağlığını, toplumun geleceğini tehlikeye atmamak için eşinizi özenle seçin. Benim şahit olduğum evliliklerde ve sivil toplum okumalarımda eş adayında olması gereken evrensel insani değerleri şöyle saptadım:

  • Eşin ve eş olmanın doğasını bilmek ve saygı duymak, Denklik, İffet, İrade gücü, Cömertlik, Vefa, Adalet, Öfke kontrolü, Tevazu, Sorumluluk,  Güven duygusu, Öz saygı, onur, Fedakarlık, Sabır, hoşgörü, Takdir duygusu, İnatçı olmamak, Merhamet, Aile büyüklerine saygı, küçüklere şefkatli olmak.

Eş ve eş olmanın doğasını bilmek ve saygı duymak;

Eş olmak, iki ayrı cinsiyette insanın birbirlerine saygı, sevgi ve merhametle bağlı olarak hayatı paylaşmasıdır.

Bu doğa ihaneti, aldatmayı asla kaldırmaz. Aldatma, ilkel kültürlerde erkeğe hoşgörülü ama kadına acımasızdır. Halbuki her iki cins için de ölümdür. Kalbine hançer sokulmuş gibi, erkekle aynı acıyı duyan kadınlar, çocukları ve yuvayı koruma hatırına ihanete katlanıp evliliklerini yürütseler de eş, eş olmaktan çıkmış kadının yüreğinde hain, nefret edilecek, saygıya değmez biri olarak dünya ve ahirette unutulmayacaktır. Eş olmak demek vefayı sürekli hatırda tutmaktır.

Eş olmanın doğasında birbirlerini eşinin cinsinden kıskanmak vardır. Makul olan kıskançlık dozu, kadınların bazı hassas dönemlerinde artmaktadır. Eşiyle problemi olan, eşiyle gergin, konuşamayan, duygusal ihtiyaçlarını tatmin edemeyen, şiddet gören ve menopozdan sonra duygusal olarak hassaslaşan kadınlar eşlerinden daha çok hassasiyet bekler. Erkeklerin bu nüansı gözden kaçırmamaları gerekir. Kadının ve erkeğin doğası sadece cinsiyet olarak farklı değil, hayatlarının değişik evrelerinde de (çocukluk, ergenlik, yaşlılık vb.) farklılık gösterir.

Evlilik hayatı boyunca eşinden aidiyet duygusu, ilgi gibi fıtri ihtiyaçları açısından yoksun kalmış kadınlar, eşinin ileriki yaşlarında bırakın yabancı kadınları, kendi kızlarına, gelinlerine ya da eşiyle iyi ilişkisi olmayan akraba kadınlarına iltifatı bile kadına incitici gelmektedir. Evli olmanın gerektirdiği bazı sorumluluklar ve dikkat edilmesi gereken incelikler vardır. Çocuklardaki, “yaramazlıklarımı, tecrübesizliklerimi, onurumu kırmadan tolere edin” beklentisi, aynen kadın ve yaşlılarda da vardır. Bu da fıtratlarının gerektirdiği doğru bir beklentidir. Geniş aile içinde mümkün olan, Anadolu psikolojisi diyebileceğimiz bu hikmetli davranışlar çekirdek aile ile zor olmaktadır.

Erkeğin, kavvam (iyi yöneten) olması fıtrat bilgisi ile doğru orantılıdır. Aksi takdirde farkına varmadan zulüm ile aile ifsat olur. Kadın ve çocuğun doğası erkeğin sert, otoriter, ast-üst ilişkisi ile davranmasını, kavga etmeyi, küs kalmayı, fiziksel şiddet göstermeyi ve korkutmayı, orantısız güç olması hasebiyle kaldıramaz.

Bu tür davranışlara maruz kalan kadın eş olma fonksiyonunu yerine getiremez. Bu ortamlarda kaçınılmaz olarak çıkacak kavgalardan çocuklar da olumsuz olarak etkilenirler.

Eşlerden birinin; eşine saygısız, sevgisiz ve itibarsızlaştırma niyeti olan, aileye samimi ve kuşatıcı olmayan insanlarla görüşmesi, dostluk göstermesi gibi davranışları diğer eş kaldıramaz, kendine tehdit olarak görür.

Eş olmanın fıtratı, birbirlerinin onurunu kırmayı, zafiyetlerini, sorunlarını art niyetli, samimi olmayan istismar edebilecek insanlarla paylaşmayı kaldıramaz. Eşler aralarındaki problemleri yüzleşerek, konuşarak, çözmelidir. Kendileri başaramıyorlarsa bir üst akla (psikolog, psikiyatr, aile terapistleri vb.) varsa çözüm üretebilecek bilge akrabalara götürebilirler.

Tüm aile fertlerinde öfke kontrolü olmalı, öfkeli iken konuşulmamalı, iletişimde sözün ve tavrın en güzeli seçilmeli. Yargı, yapıcı olmayan eleştiri, suçlama, psikolojik şiddettir ve fiziksel şiddet kadar yıkıcıdır.

Psikolojik, fiziksel, ekonomik, cinsel bütün şiddet türleri insan onur ve haysiyetine yakışmaz. Eşlerin eş olma fonksiyonunu kaybettirir, sevgi ve saygıyı tüketir.

Fıtrat çiğnemeyi, problemlerde çözümsüzlük biriktirmeyi ve hoşgörüsüzlüğü alışkanlık haline getirince ailede bütün dengeler bozulmaktadır. Erkekler, kadın ve çocuk davranışlarını kendi doğaları üzerinden tanımladıkları zaman şiddet, zulüm kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle aile reisi, yöneticisi erkeğin, merhamet, sabır, hoşgörü, vefa ve bu kurumun doğasını bilmek gibi erdemlerle donanmış olması gerekmektedir.

Bu yazıda Aile’de kadının doğasını işledik, gelecek yazıda erkeğin doğasına uygun davranışları yazmaya çalışacağım.

Yazarımızın Konu ile İlgili Yazısının İlk 1. ve 2.  Bölümü İçin Aşağıdaki Linkleri Tıklayınız:

http://www.hertaraf.com/haber-ailede-huzura-dogru-1-2617

http://www.hertaraf.com/haber-ailede-huzura-dogru-2--hatice-altuntas-2721

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Dürümiye / Lezzete Davetiye