31 MART 2019 YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

07.04.2019

 

31 MART 2019 YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

1. a.


Bu seçimin ilk kaybedeni Sayın Cumhurbaşkanıdır.

Bütün mesaisini, enerjisini mahalli seçime yoğunlaştırıp devletin imkânlarını seferber etmekle ve her il ve ilçede miting yapmakla, mitinge katılanların sayısını açıklamakla istenilen sonuç alınamaz. Seçmen nezdindeki kredi sürekli aynı oyu getirir güveni boşa çıkmıştır. Ayrıca kendisini kefil göstermenin sonuna gelinmiştir.

Seçim medya, etkili odaklar, devlet kurumları, Anadolu Ajansı ile kazanılamaz. Gerilim çıkarmak, rakipleri hasım-düşman-hain kılmak seçim galibiyeti getirmez. Mahalli seçime ‘beka’ sorunu yaklaşımı geri tepmiştir. Seçmen itibar etmemiştir. Güneydoğu ve doğudaki oyların artması ve belediye başkanlıkları kazanılması ‘beka’ ile ilgili değil hizmet almak ve huzurlu yaşamak arzusunun beyanıdır.

‘Beka’ konusu MHP’ye yaramış ve ittifakın kazananı Sayın Bahçeli olmuştur. 

Devletin bütün işleri Külliyeden halledilemez. İstediğini istediği yere atamak gibi hesap vermeyen bir yönetim anlayışı, belediye başkanlarını tek elden tayinle belirleme yöntemi başarı getirmemiştir.

Ak Parti kendi içinde koalisyon iken tek kişinin her şeye hâkim olması seçmenleri ve Türkiye’yi korkutmuştur. 
Ankara-İstanbul büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi bu bağlamda ele alınmalıdır.
 

1.b.
İYİ parti de kaybedenler arasındadır. Milliyetçilik ile Kemalizm arasındaki makastan çıkamamıştır. Geleceğe seslenmek yerine MHP küskünleri ile CHP’den memnun olmayan seçmenlere oynamak bir başarı getiremez.

İYİ Parti, kadın bir başkana sahipken, yumuşak, sevecen, anne dili ile seslenmek yerine ‘erkeklik gösterisi’ ‘meydan okuma’ öykünmeleri, mevcut gerilimi yatıştırmak yerine artırma potansiyeli sinerji doğurmamıştır. Doğurmaz.
 

1. c.
HDP de kaybetmiştir.
Türkiye’de etnik bir parti hüviyeti ile %13 gibi bir oya ulaşmasına rağmen gerçek bir sol muhalefete ve Türkiye Partisine evrilmek yerine ‘terör sözcülüğü’ alanından çıkamamıştır. Bu dar alan paslaşması tükenişine yol açmıştır. Artık yerini Komünist Parti bile alabilir. 

Kayyumları geri göndereceğini söylerken, kendi sahasında kaybetme gerçeği ile yüz yüzedir. Artık emanet oyları CHP’den geri dönmeyecektir. %10'u geçmesi muhaldir bundan sonra.
 

1. d.
Seçimin galibi CHP’dir. Uzun yıllardan sonra Ankara ve İstanbul’u yeniden kazanmıştır. 
Bunu sol adaylarla değil millete yakın düşen sağ-muhafazakâr-dindar kitleye de seslenen ‘uzlaşmacı’ adaylarla sağlamıştır.

Daraltılmış ‘Mustafa Kemal’in Askerleri’ yolundan mülayim, muhteşem, mübarek bir adayla Ekrem İmamoğlu ile geleceği parlayabilir. Türkiye’de hep imamlar kazanmıştır zaten. 
 

Başöğretmenler geri çekilebilmeyi bilirse CHP makus eşiğini aşabilir. Bir İmamoğlu sayesinde.
                                     

                                                                     *  *  *

2.

31 Mart 2019 yerel seçimleri, alışılageldik bir düzlemde seyretmeyen atmosferiyle tarihe geçti.

“Ulusalcılık, İslâmcılık, Batıcılık” üçgeninde oluşan siyasal reflekslerin, ayrışmak bir yana içiçe girdiğini, tarafların daha az kendisi daha çok öteki olduğunu müşahede ettik.

CHP’nin AK Parti gibi davrandığını, tepeden inmeci laik devletçi tavırlarını özenle sakladığını, kendi “Batıcılık” ideolojisinin rahminde büyüyen çocuklarının dışında kalan isimleri aday olarak gösterdiği bir tutumalışa şahit olduk.

Yüzde 20-30 aralığına sıkışmış bir partinin, “Mustafa Kemal’in askerleri” olmak dışında, reddettiği dünyalara açılmak gerektiği kanaatine varması dikkat çekicidir. Yine de tercih ettiği şahsiyetler kendi ideolojisine uzak olmayan ulusalcı, laik çizginin figürleriydi.

İstanbul adayı biraz daha muhafazakâr görüntü verdi. Yeni Zelanda şehitleri için mevlüt okutması CHP tarihi açısından yeni bir evreye işaret ediyor.

Anıtkabir, “İlhamını göklerden almayan bir lidere” dua konusunda ulusalcı Kemalistlerle muhafazakârların ortak zemini oldu.

28 Şubat günlerinde orduya “peygamber ocağı” denmesinden rahatsız olan generaller, subaylar, bugün Mustafa Kemal’e dua edilmemesine açık tepki gösterecek bir noktaya geldiler.

Gelelim Ak Parti’ye… Toplumsal açılımla seçime giren CHP’den daha trajik biçimde, “kendisi olamadan” seçime girme strateji izledi AKP.

Cumhurbaşkanını Türk milliyetçiliği söylemine ikna edenler, sayısal olmasa da ülkemiz insanının sosyo-kültürel temsilcisi Ak Partinin meşruiyetine, Müslümanların hassasiyetlerine derin darbeler indirdi.

Tüm bu ötekileştirici, Türkçülükle özdeşleştirilen söyleme rağmen ülkücüler ikna edilemedi. Açıkhava toplantılarında aşağılanan Kürtler, duygusal tepki ve ferasetle tarihi bir ders verdiler. Nitekim Cumhurbaşkanı konuşmasında Kürtlere hassaten teşekkür etme ihtiyacı duydu.

Buharlaşacak İyi Parti’yi saymazsak, yüksek oranda oy alsa da seçimin kaybedeni Ak Parti olmuştur. Statükocu, ayrıştırıcı, merhametten uzak devletçi tavıralış, AK Parti’yi inancının misyonundan uzak bir noktaya savurmuş ve maalesef eski CHP’ye benzemesine neden olmuştur.

“Olanda hayır vardır.” diyebilen Cumhurbaşkanının balkona yalnız çıkması, hesaplaşma sürecine işaret edebilir. Bugüne değin AK Parti’nin en büyük zaafı, etkili bir muhalefetin olmamasıydı.

Her şeye rağmen Cumhurbaşkanı, ülkemiz ve dünya için çok önemli bir aktördür. Aslî değerlerine dönecek, düşmanlarından medet ummayacak, dostlarını ihmal etmeyecek, kaynayan dünya kazanının orta yerinde ülkemizi, dindar laik bir arada tutacak misyonu hayatî önemi haizdir.

“Abdülhamid gitsin de ne olursa olsun” diyenler, koca bir ülkeyi on yılda yok oluşa götürdüler. Bugün aynı cümleleri kuranlar, tarihe bakmalı. İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin Abdülhamid’i indirme dışında ülkeyi yönetecek ufku, misyonu ve hazırlığının olmadığı kısa sürede ortaya çıkmıştı.

Muhalefet ve kâht-ı rical (devlet adamı kıtlığı) ciddi bir açmaz olarak karşımızda duruyor. Ülkeyi kurda kuşa kaptırmadan yönetebilecek kadrolara ihtiyaç var.

Sorumluluk sahibi aydınlar ve münevverler emperyalist, oryantalist bakışaçısına teslim olmadan eleştirel duruşlarını koruyarak ülkeyi yönetenlere yol göstermelidir.

Batı misyonerliğine teslim olmuş zihinler, ülkemizi ve insanlarımızı medenileştirilecek barbarlar olarak görmeye devam ettiklerinde, iyi şeyler yapıyor olmayacaklar. Barbarlığın kalbinin kitle imha silahları üretenlerde attığını hatırlatalım.

Seçimin galibi MHP ve Devlet Bahçeli. Her yere kayyum atandığı belli. Cumhurbaşkanı kadar yönetimde etkili. HDP hariç iktidar, muhalefet liderlerine bozkurt işareti yaptırabildiğine göre, keyfine diyecek yoktur.

Hayat seçimlerden ibarettir.

Ülkeyi yönetmeye talip olmak ateşten gömlek giymek gibiyken, günümüzde böyle algılanmıyor. Yolsuzluk, rüşvet ve ahlâksızlığın meşruiyet aracı olarak görülüyor. Dünyaya bakarken aslî unsur olduğumuzu, bir ruhumuzun olduğunu, her şeyin para olmadığını hatırlamak bile istemiyoruz. Nihayet “bal tutan parmağını yalıyor.” Ülke içinde paraya ve yönetime sahip binlerce sultanlık peydahlanıyor. Kazanma hırsından gözler kararıyor.

Seçimlerimizi doğru yapmak zorundayız. Her verilenin birer emanet olduğunu unutmamalıyız.

      *  *  *

3.

Türkiye her seçim atmosferine girdiğinde tabiatı gereği bir çok yorumlar ve anket çalışmaları yapılır. Manipülasyon, dezenformasyon ve seçime giren partilerin kendilerini değerlendirme yöntemleri sürekli olarak gündemi meşgul eder. Bölgesel ve küresel aktör ülkelerin yaptığı seçimler her zaman diğer ülkeleri de uluslararası ilişkiler anlamında ilgilendirmektedir artık. Bunun en bariz örneğini son ABD seçimlerinde Rusya’nın yaptığı iddia edilen ve mahkemelerce de konu edinilen müdahalede gördük.

Türkiye açısından bakıldığında; Suriye meselesi, S-400 alım krizi ve döviz üzerinden yaşanan ekonomik saldırılar, yeni siyasi tablonun renginin nasıl olacağı ile doğrudan alakalı konulardı. AK Parti merkezli uluslararası ilişkiler ABD ve Batı’nın çok da hoşuna gitmeyen sonuçlar doğurmaktaydı. Bölgesel dengeler önemli fay hatlarının kırılmasına neden olmuştu. İşte bu gerekçelerle seçim öncesi halkın yönlendirilmesi ve seçim sonrası tablo iç siyasetin olduğu kadar ilgili ülkelerin de odak noktası olmaya başladı. 

İşte Türkiye’deki 31 Mart Yerel Yönetimler seçimine bu ortamda girildi. Yaklaşık yirmi yıllık Ak Parti iktidarı kendini yenileme ihtiyacı hissederken, muhalefetin de iktidarın yaptığı hataları kullanarak yeni söylemlere ve aday profillerinde değişiklilere gittiği görüldü.

Seçim ertesinde çıkan tablo ise bir türlü sonuçların açıklanamaması ve art arda gelen uluslararası aktörlerin açıklamaları ile başka bir seyir almaya başladı. Şu an itibariyle genel olarak şu sonuçları çıkarabiliriz; Cumhur İttifakı ülke genelinde bir önceki seçimlerde aldığı oy oranını korumuş ama üç büyük şehirde kaybetmişti. İstanbul seçim sonuçları uzun süre neticelenememişken ortaya atılan iddialar göstermektedir ki organize bir yapı tarafından yürütülen sandık hileleri bulunmaktadır. Seçimde yarışa giren tüm partilerde  istediklerini almış gibi bir memnuniyet var ve toplumun her kesimi kendini rahatlamış hissetmekte. Ak Parti oy oranını korumuş, MHP ülke genelinde belediye sayılarını arttırmış, CHP Büyük şehirlerde istediğini almış, HDP Güneydoğu’da birçok belediyeyi kazanmış vs.   

Türk toplumunu meydana getiren mozaik yapının kırılma noktaları; Türk-Kürt, milliyetçi-ulusalcı, İslamcı-laik vs. fay hatları başka bir yön almış durumdadır. Ak Parti, iktidarı boyunca toplumun ekserisine yön ve renk verir durumdayken artık toplumun istek ve ihtiyaçlarına göre şekil almak durumunda kalmıştır. Bunun en bariz örneğini Ak Parti MHP yakınlaşmasında görebiliriz.

Türkiye seçim atmosferi açısından yeni bir trende girmiştir. Muhalefet için yeni umutlar doğarken iktidar bir sonraki seçimlere şimdiden yatırım yapmak zorunda. Diğer asıl konu; seçim süreci üzerinden yapılan spekülasyonlar uzun süre devam edecek ve bu kaos toplumsal hareketlere neden olabilecek boyutlara getirilmeye çalışılacaktır. Ancak bu toplumsal kaos yönetimi konusunda daha önce yaşanan tecrübelerden hareketle devletin ilgili birimlerinin de yeterince teyakkuzda olduğunu da unutmamak gerekir.

Türkiye siyasal ve toplumsal olarak yeni gelişmeleri yaşamaya devam ederken beka meselesi yeni boyutlar kazanmış durumda.

 4. 

Görüldüğü üzere 31 Mart seçimleri ile iktidar partisi oyunu korumayı başardı ise de İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Mersin İzmir gibi büyük şehirleri ana muhalefet partisinin almasına engel olamadı. İstanbul'da itirazların değerlendirmesi devam ediyor.

Bu sonuçlara iktidar partisinin hangi hataların neden olduğu çok uzun tartışılacak bir konu olmakla beraber, iktidarın kibire varan buyurgan ve tehdit dili, istişareden uzak kimseye eleştiri hakkı vermeyen ve eleştirenleri her türlü yöntemle itibarsızlaştıran yaklaşımları, seçim kazanmak ve iktidarda kalmak için ülkeyi kutuplaştırmaktan, ülkenin diğer yarısını ötekileştirmekten çekinmeyen tavrı, hukukun siyasallaşması ve ekonominin kötü yönetilmesi,  akla ilk gelen nedenler olarak sayılabilir.

31 Mart seçim sonuçları iktidar partisi içinde, ülke içinde hayırlara vesile olabilir.

Halk iktidar partisine kantarın topuzunu kaçırmadan ölçülü bir ikaz da bulunmuştur. Bu vesileyle muhalefet tabanında iktidara karşı oluşan öfke kontrolsüz bir patlamaya dönüşmeden doğal yoldan boşaltılmış olacaktır. 

İktidar partisi seçim sonuçları nedeni ile yetkilerinin bir sınırı olduğunun farkına varmıştır. Bu nedenle iktidarı paylaşmayı ve  uzlaşmayı gündemine alacaktır. Halk özellikle 15 Temmuz sonrası oluşan ülkeyi yönetme biçiminden, gerilimden, kavgadan, gürültüden, ben yaptım oldu tarzından ve hukukun siyasallaşmasından  memnun olmadığını sandıkta açıkça ortaya koymuştur.

Bu sonuçlar muhtemeldir ki toplumsal barışa ve hukukun normalleşmesine de katkı sağlayacaktır. Avrupa birliği ve batı dünyası ile ilişkileri de olumlu etkileyecektir. Gerilim ve kutuplaşma üzerinden oyun kuranların tuzaklarını da boşa çıkaracaktır.

Muhalefetin mahalli idarelerde yönetimde olması bundan sonra onların da hayali öneriler ve gerçek dışı eleştiriler yapmasını engelleyecektir.

Yasal itiraz hakları kullanıldıktan sonra kavga gürültü çıkarmadan hukuk devletine yakışır bir şekilde belediyelerin devri devlet adamlığına yakışır bir olgunlukta  tamamlanmalıdır.

Sizin şer zannettiklerinizde hayr olabilir.

 

02.04.2019, Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
NewsBox
Ford Servis / Oto Çiftel
Dürümiye / Lezzete Davetiye